Mustafa Kemal Atatürk’ün 1933 yılında başlattığı o anlamlı gelenek, bugün hâlâ kalbimizin en sıcak köşesinde yaşamaya devam ediyor.
Çocukların bir günlüğüne makam koltuklarına oturması, sadece sembolik bir jest değil; aynı zamanda geleceğin sahiplerine duyulan güvenin en açık ifadesidir.
23 Nisan, yalnızca bir bayram değil, bir düşüncedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışı ile temelleri atılan ulusal egemenlik anlayışı, bu özel günle çocuklara emanet edilmiştir.
Çünkü egemenlik, sadece bugünün değil; yarının da sorumluluğudur. Ve o yarın, çocukların hayallerinde şekillenir.
Bugün makam odalarında çocukların sesi yankılanıyorsa, bu bir milletin kendine olan inancının göstergesidir.
Bir çocuğun “Ben büyüyünce…” diye başlayan cümlesi, aslında bir ülkenin geleceğe yazdığı mektuptur.
O yüzden 23 Nisan’da çocukları dinlemek, sadece bir gelenek değil; bir zorunluluktur.
Ancak mesele yalnızca bir günle sınırlı kalmamalıdır. Çocuklara verilen değer, sadece bayramlarda hatırlanan bir duyguya dönüşürse, bu mirasa haksızlık etmiş oluruz. Eğitimde fırsat eşitliği, özgür düşünce ortamı ve güvenli bir gelecek sağlamak; 23 Nisan’ın ruhunu yaşatmanın gerçek yoludur.
Bugün, sokaklarda yankılanan çocuk kahkahaları bize şunu hatırlatıyor: Bir ülkenin en güçlü temeli, mutlu çocuklardır. Onların gözlerindeki ışık sönmediği sürece, bu topraklarda umut da tükenmez.
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun. Bu bayram, sadece çocukların değil; çocuk kalabilen herkesin bayramıdır. Çünkü umut, en çok çocuklara yakışır.










