Siyaset sadece slogan atmak, kortejde yürümek ya da kürsü korumak değildir…
Siyaset aynı zamanda terbiyedir, gelenektir, vefadır, büyük, küçük ilişkisini bilmektir.
Dün gece CHP Sakarya İl Başkanlığı’nın, Genel Başkanımız Özgür Özel’e destek amacıyla yaptığı programa ben de katıldım. Hem partimizin bir neferi olarak destek vermek, hem de gazetecilik görevim gereği fotoğraf çekmek için oradaydım.
İl binası önündeki yürüyüş kortejine katıldık.
Ardından Kent Meydanı’ndaki konuşmalar için kürsü önüne geçtim. Tam da görevimi yaparken, gençlik kollarında görevli üniformalı genç bir hanım kardeşimiz yanıma geldi ve beni kürsü önünden indirmek istedi.
Üstelik bu ilk değildi…
Daha önce de aynı tavrı yaşamıştım. Yine aynı kızımızdı..Bu tesadüf olamaz diye düşündüm.
Ne adını bilirim, ne kim olduğunu tanırım. Zaten mesele kişi meselesi değildir.
Asıl mesele şudur:
Gençlerimizi sahaya sürmeden önce, parti kültürü ve insan ilişkileri konusunda yeterince eğitiyor muyuz?
Bizler bu partinin bugünlerine bir günde gelmedik.
1970’li yıllarda gençlik kollarında görev yaptık. Bildiri dağıttık, mücadele verdik, yönetimlerde bulunduk. CHP’nin zor günlerini de gördük, güzel günlerini de…
Bugün saçlarımız beyazladı diye bu partiye yabancı hale gelmedik.
Elbette genç kardeşimizin beni tanımamasını yadırgamam.
Tanımak zorunda da değil.
Ama bir partilinin, hele yaşı kendisinin babası hatta dedesi olabilecek bir insana nasıl hitap edeceğini bilmesi gerekir.
Nitekim olay sırasında bir il yöneticisinin duruma müdahale ederek genç kardeşimizi uyarması da yaşanan tavrın ne kadar yanlış olduğunu ortaya koydu.
Fakat beni en çok üzen olayın kendisi değil, sonrasıdır.
Kırılmasın diye yanına gidip gönlünü almak istedim. Ancak “Benden uzak dur” diyerek uzaklaştı.
İşte burada durup düşünmek gerekiyor.
Biz nasıl bir siyaset dili oluşturuyoruz?
Nasıl bir gençlik yetiştiriyoruz?
Gençlik heyecanı elbette kıymetlidir. Disiplin de gereklidir. Ancak saygı olmadan disiplin, kabalığa dönüşür. Tecrübe ile gençlik birbirine rakip değil, birbirini tamamlayan iki değerdir.
Bugün CHP’nin Sakarya’daki yöneticilerine düşen görev; gençlik kollarındaki kardeşlerimize sadece görev vermek değil, CHP tarihini, parti terbiyesini, büyükle konuşma adabını da öğretmektir.
Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi sıradan bir siyasi parti değildir.
Kökü Kuvayı Milliye’ye dayanan bir çınardır.
O çınarın gölgesinde yetişen herkesin önce birbirine saygıyı öğrenmesi gerekir.
Ben yine partime giderim.
Yine destek veririm.
Yine fotoğraf çekerim.
Ama dün gece yaşadığım kırgınlığı da unutamam.
En çok da o genç kardeşimiz adına üzülürüm…










