Sakarya’da gözler yarın yapılacak olan Esnaf Odaları Başkanlığı seçimine çevrilmiş durumda. Şehrin ticaret damarını oluşturan, alın teriyle ayakta duran esnaf ve sanatkârlarımız için bu seçim sıradan bir yarış değildir. Bu seçim; çarşının, pazarın, sanayinin, minibüs durağının, manavın, bakkalın yani Sakarya’nın ekonomik vicdanının geleceğini belirleyecektir.
Tam da bu yüzden seçim sürecinin şaibesiz, baskısız ve tamamen esnafın özgür iradesiyle gerçekleşmesi gerekir.
CHP Sakarya İl Başkanı Oğuz Can Curoğlu yaptığı açıklamada, bazı siyasi yapıların sürece müdahil olmaya çalıştığı yönünde ifadeler kullandı. Ancak Sakarya kamuoyunda artık bu konu yalnızca “duyum” olarak değerlendirilmiyor.
Şehirde herkesin konuştuğu açık bir gerçek var: AK Parti’nin belirli bir adaya açık destek verdiği yönünde güçlü bir kanaat oluşmuş durumda.
Bugün çarşıda, pazarda, esnaf kahvelerinde konuşulan mesele tam olarak budur. İnsanlar artık şu soruyu soruyor:
“Eğer siyasi müdahale bu kadar görünür hale geldiyse, muhalefet neden daha net bir tavır ortaya koymuyor?”
İşte tam bu noktada CHP’nin yaklaşımı tartışılmaya başlanıyor. Çünkü birçok esnaf ve vatandaş, CHP’nin bu süreçte yalnızca “tarafsızlık” vurgusu yapmasının yeterli olmadığını düşünüyor. Eğer ortada açık bir siyasi yönlendirme iddiası varsa, buna karşı daha güçlü ve daha net bir duruş bekleniyor.
Çünkü demokrasi yalnızca sandığın kurulması değildir. Demokrasi, sandığın hiçbir baskı ve siyasi gölge olmadan kurulabilmesidir.
Özellikle Ali Bektaş üzerinden yürüyen tartışmalar, “Esnaf odaları bağımsız mı kalıyor, yoksa siyasetin etkisi altında mı şekilleniyor?” sorusunu daha görünür hale getirmiştir.
Burada mesele herhangi bir partiyi şeytanlaştırmak değildir. Asıl mesele, esnaf odalarının siyasetin arka bahçesi haline gelmemesidir. Çünkü ahilik kültüründen gelen bu yapılar, tarih boyunca siyasi hesapların değil; dayanışmanın, emeğin ve ortak aklın temsilcisi olmuştur.
Bu nedenle kamuoyunda şu eleştiri yüksek sesle dillendirilmektedir:
“AK Parti açık destek veriyorsa, CHP bu konuda tarafsız kalamaz, kalmamalıdır.”
Elbette oda seçimleri parti seçimi değildir. Ancak bir siyasi müdahale olduğu düşünülüyorsa, buna karşı sessiz ya da mesafeli bir tutum sergilemek de doğal olarak eleştirilmektedir.
Şehrin önemli oda temsilcilerinden Muzaffer Kabacan gibi isimlerin sessizliği de ayrıca dikkat çekmektedir. Kamuoyunda birçok kişi, böylesine kritik bir süreçte neden daha net açıklamalar yapılmadığını sorgulamaktadır.
Şunun unutulmaması gerekir:
Esnaf odaları siyasi partilerin değil, esnafın evidir.
Yarın sandıktan çıkacak sonuç kadar, o sonucun ne kadar özgür bir ortamda çıktığı da konuşulacaktır. Çünkü Sakarya esnafı, kendi iradesine sahip çıkacak güce de birikime de fazlasıyla sahiptir.










