“Bugün bir milattır. Bugünün öncesi vardır. Sonrası olacaktır…”
Siyasette bazı günler vardır; yalnızca bir takvim yaprağı değildir. Bir kırılma anıdır. İnsanların hafızasına kazınır, vicdanına dokunur, yarına taşınır. İşte bugün, Cumhuriyet Halk Partisi açısından tam da böyle bir gündür.
Bugün yaşananların yalnızca bugünden ibaret olduğunu düşünmek, büyük resmi görmemektir. Çünkü her siyasi depremin altında uzun bir birikim vardır. Kırgınlıklar, hesaplaşmalar, güç mücadeleleri, farklı yön arayışları… “Bugünün öncesi vardır” sözü tam da bunu anlatır.
CHP’de uzun süredir devam eden tartışmaların, liderlik çekişmelerinin ve parti içi gerilimlerin bugün yeni bir evreye taşındığını görüyoruz. Kamuoyuna yansıyan iddialara göre, Genel Başkan Özgür Özel’in parti binasından polis eşliğinde çıkarıldığı yönündeki görüntüler ve tartışmalar, siyasetin alışılmış sınırlarını aşan bir tablo olarak hafızalara kazındı. Yine siyasi çevrelerde, bu sürece ilişkin yazışmalarda Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerin etkili olduğu ve avukat Celal Çelik üzerinden resmi süreçlerin işletildiği yönünde çeşitli iddialar konuşuluyor. Bu başlıklar kamuoyunda ciddi tartışmalara neden olmuş durumda.
Fakat burada mesele yalnızca kişiler değildir.
Mesele, siyasetin hangi yöntemlerle yürütüleceğidir.
Bir siyasi hareket, kendi iç meselelerini demokratik zeminde mi çözecek, yoksa kamu vicdanında soru işaretleri doğuran yöntemlerle mi? İnsanların hafızasında kalan çoğu zaman hukuki metinler değil, görüntülerdir. Bugün kamuoyuna yansıyan görüntüler, kimilerine göre bir düzen arayışı, kimilerine göre ise siyasi meşruiyetin zorlandığı bir tablo olarak okunacaktır.
Ve tam burada şu cümle önem kazanıyor:
“Sonrası olacaktır…”
Çünkü bugün yaşananların etkisi yalnızca parti koridorlarında kalmayacak gibi görünüyor. Polis ekiplerinin müdahalesi sonrası boşaltıldığı belirtilen CHP Genel Merkezi önünde açıklamalarda bulunan Özgür Özel’in şu sözleri dikkat çekiciydi:
“Herkes kendine yakışanı yapıyor. Çok üzgünüm, bir baba ocağını bir daha kimsenin el uzatamayacağı şekilde geri almak üzere çıkıyoruz. Buraya bir daha geldiğimizde kimse buna cesaret edemeyecek.”
Özel’in ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne doğru yürüyüşe geçmesi, siyasi semboller açısından da farklı yorumlara açık bir görüntü sundu. Kimi buna bir direniş mesajı diyecek, kimi ise parti içi mücadelenin artık yeni bir aşamaya geçtiğini savunacak.
Çünkü bugün yaşananlar yarının siyasetini belirleyecek. İnsanlar kimin yanında durduğunu, kimin sessiz kaldığını, kimin mücadele ettiğini kendi vicdanında tartacaktır. CHP yalnızca bir parti değil; milyonlarca seçmenin umut, değişim ve demokrasi beklentisinin adresidir. Böyle zamanlarda verilen kararlar, sadece bugünü değil geleceği de şekillendirir.
Bugün bir milat olabilir.
Ama her milat bir sorumluluk taşır.
Çünkü tarih, yalnızca kazananları değil, nasıl kazandıklarını da yazar.










