Siyasette en tehlikeli şey hatalar değildir. Hata yapılır, telafi edilir. Ama çifte standart… İşte o, güveni kökten sarsar. Bugün Sakarya’da Cumhuriyet Halk Partisi içinde yaşananlar tam da bu soruyu sorduruyor: Aynı tüzük, neden herkese aynı uygulanmıyor?
Son günlerde il örgütünde hız kazanan ihraç süreçleri, parti içi disiplinden çok “seçici adalet” tartışmasını beraberinde getiriyor. Özellikle dikkat çeken bir örnek var: Genç bir partilinin ihraç edilme gerekçesi. İddialara göre bu genç, sadece Kayseri’de kendi yaşıtına yakın bir belediye başkan adayını tebrik ettiği için disiplin sürecine alınıyor.
Sormak gerekiyor: Bu mu parti suçu?
Öte yandan ihraç gerekçeleri arasında parti aracının tüzüğe aykırı kullanımı gibi maddeler de sıralanıyor. Peki burada asıl kritik soru şu: Bu tüzük maddeleri bugüne kadar hiç ihlal edilmedi mi?
Ecevit Keleş çıkıp “benim ilgim yok” diyor. Doğrudur, resmi sorumluluk il yönetimindedir. Ancak siyasi sorumluluk yalnızca koltukla ölçülmez. Dün yaşananlar bugün alınan kararların aynasıdır.
Oğuz Can Curoğlu önceki dönemi hatırlımıyor mu? Karaabtiler Köyü Sakarya nehri kıyısında yaşandığı iddia edilen olaylar… Parti aracının kullanılması, yüksek sesle müzik, köy halkının rahatsızlığı ve muhtarın şikâyeti…
Eğer bugün ihraç gerekçesi sayılan davranışlar o gün de yaşandıysa, neden o gün disiplin işletilmedi?
Daha da önemlisi: O dönem adı geçen kişi ihraç edilmek bir yana, kurultay delegesi yapılarak ödüllendirilmedi mi?
İşte mesele tam da burada düğümleniyor.
Birine ihraç, diğerine terfi…
Birine tüzük, diğerine hoşgörü…
Bu tabloyu izah etmek mümkün mü?
Siyaset, kişisel yakınlıklara göre şekillendiğinde kurumsallık çöker. Tüzük, güçlü olanın elinde bir sopa, zayıf olanın karşısında bir duvar haline gelirse; o partide adalet değil, keyfilik hüküm sürer.
Bugün Sakarya CHP’de konuşulması gereken şey, birkaç kişinin ihraç edilmesi değil; o ihraçların hangi ölçüye göre yapıldığıdır.
Eğer bir partide “benden olana af, olmayana ihraç” anlayışı yerleşirse, orada ne birlik kalır ne de güven.
Ve unutulmamalıdır:
Partiyi büyüten şey disiplin değil, adalettir.
Adalet yoksa, disiplin sadece korku üretir.
Sakarya örgütü şimdi bir yol ayrımında. Ya bu çifte standartla devam edecek ya da herkese eşit uygulanan bir hukuk anlayışıyla yeniden güven inşa edecek.
Soru net:
Tüzük mü konuşacak, yoksa ilişkiler mi?
CHP’de disiplin tartışmalarının uzaması, partinin kamuoyundaki odağını dağıtan bir unsur haline gelmiş durumda. Özellikle iktidar hedefi daha yüksek sesle dillendirilirken, iç meselelerin bu kadar görünür olması ister istemez zarar veriyor.
Bu nedenle bu konulara mesafe mesafe koydum bitirdim. Çünkü seçmenin beklentisi; tartışmalar değil, çözüm üreten ve sahaya odaklanan bir siyaset.
Umarım hem Sakarya il yönetimi hem de genel merkez bu süreci sağduyuyla ele alır ve gündemi yeniden toparlar. CHP’nin enerjisini iç çekişmeler yerine toplumun sorunlarına yöneltmesi, hem partiye hem de ülke siyasetine daha fazla katkı sağlar.










