CHP Sakarya Büyükşehir Belediye Meclis Grubu adına, Şaban Koludra, Nihat Arda Şahin, Serhat Erişir, Asuman Oktay, Nuray Dikmen, Fatih Enes İlkay, Hüseyin Gültekin,
Yusuf Alemdar ve Mutlu Işıksu hakkında son günlerde kamuoyuna yansıyan, yerel, ulusal basında yer alan ve kamuoyunda tartışma yaratan gelişmeler üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Sakarya Büyükşehir Belediye Meclis Grubu olarak açıklama yapma gereği doğmuştur diyerek yazılı açıklamada bulunmuşlar ve 09.03..2026 Pazartesi günü meclis toplantısına katılmama kararı almışlardır.
Gazeteciliğin en temel görevi soruları sormaktır. Çünkü sorular sorulmadığında gerçekler çoğu zaman görünmez hale gelir. Bu nedenle yerel yönetimlerle ilgili her tartışma, her iddia ve her haber kamuoyunun bilgilenmesi açısından önemlidir.
Son günlerde Sakarya’da gündeme gelen haberler ve tartışmalar üzerine CHP Sakarya Büyükşehir Belediye Meclis Grubu üyelerinin yaptığı açıklamayı bir basın mensubu olarak dikkatle okudum.
Açık söylemek gerekirse, yapılan açıklamada dile getirilen şeffaflık ve kamuoyunun bilgilendirilmesi talebini haklı buluyorum.
Yerel siyaset bazen sessizlikle yönetilmeye çalışılır. Oysa sessizlik, soruları ortadan kaldırmaz; aksine çoğaltır. Sakarya’da son günlerde konuşulanlar da tam olarak böyle bir tabloyu ortaya koyuyor.
Yerel basında yer alan haberler, şehirde ister istemez yeni bir tartışma başlattı. Tartışmanın merkezinde ise iki isim var: Yusuf Alemdar ve Mutlu Işıksu.
Bir şehirde belediye başkanları sadece makam sahibi kişiler değildir; aynı zamanda kamu adına karar veren yöneticilerdir. Bu yüzden haklarında çıkan her haber, her iddia ve her tartışma doğrudan kamu yönetimiyle ilgilidir. Çünkü belediyeler bir kişinin değil, halkın kurumudur.
Bugün Sakarya’da konuşulan mesele de tam olarak budur: kamu yönetiminde şeffaflık.
Sorulması gereken sorular basit ama önemlidir.
Kamuoyunda gündeme gelen konular doğru mu?
Varsa bir yanlış anlaşılma neden açıkça anlatılmıyor?
Yoksa neden net bir şekilde kamuoyunun karşısına çıkılıp mesele kapatılmıyor?
Demokrasilerde yönetenlerin en büyük sorumluluğu hesap verebilmektir. Çünkü yönetilenler adına kullanılan her yetki, aslında halkın emanetidir.
Şeffaflık; eleştiriden kaçmak değil, eleştiriye cevap verebilmektir.
Şeffaflık; susmak değil, açıklama yapabilmektir.
Şeffaflık; tartışmaları büyütmek değil, gerçekleri ortaya koymaktır.
Bugün Sakarya’da insanlar bir polemik değil, açık bir yönetim görmek istiyor. Çünkü şehir yönetiminde güven duygusu sarsıldığında, bundan en çok zarar gören şey kurumların itibarı olur.
Bu nedenle yapılması gereken bellidir:
Sessizlik duvarı örmek yerine, kamuoyunun karşısına çıkıp net bir şekilde konuşmak.
Çünkü unutulmaması gereken bir gerçek var:
Bir şehirde sorular konuşuluyorsa, mesele soruların varlığı değildir.
Asıl mesele, o soruların neden cevapsız kaldığıdır.











