Bizim yaşıtlarımız hatırlar kardeşim.
Bir sabah uyandık...
Takvim on iki eylüldü,
gökyüzü asker postalı renginde.
Sokakların dili susturulmuştu,
çocuklar okula değil,
korkunun ilk dersine gönderiliyordu.
"Evlerinize dönün!"
dediler.
Oysa biz,
yalnızca alfabenin peşindeydik.
Meğer
bazı cümleler
ömür boyu sürgün olurmuş
bir çocuğun belleğine.
Babamın gözlerinden
ilk kez bir vatan aktı.
Bir ihtiyar ağladığında
yalnız ev değil,
memleket de sessizleşirmiş.
...
Aradan yıllar geçti.
Tanklar değişti,
üniformalar değişti,
mikrofonlar değişti,
ekranlar büyüdü.
Ama değişmedi
insanın insana kurduğu korku.
Bir zaman
namlular konuşurdu.
Şimdi
kelimeler kurşun,
manşetler dipçik,
algılar kelepçe.
Eskiden
sokağa çıkma yasağı vardı.
Bugün
konuşmaya çıkma cesareti aranıyor.
Çünkü
soğuk bir iç savaşın
en sessiz cephesi
insanın zihnidir.
...
Mahalleler ikiye bölündü.
Bir ekmeği paylaşan komşular,
aynı sofrada
farklı kanallardan nefret yiyor.
Kardeş,
kardeşin yüzüne
etiketle bakıyor.
Kimisi "vatan" diye bağırıyor,
kimisi "özgürlük."
Oysa
vatanın da
özgürlüğün de
aynı annenin evladı olduğunu
çoktan unuttuk.
...
Ben hâlâ
Nilgün öğretmenimin sesini duyuyorum.
"Okuyun çocuklar,"
derdi.
"Bilgi,
hiçbir darbeye teslim olmaz."
Şimdi çocuklar
kitaplardan önce
kavgayı öğreniyor.
Matematikten önce
kutuplaşmayı.
Tarihten önce
taraftarlığı.
Ve en acısı,
birbirini dinlememeyi.
...
Eskiden
yoğurtçular geçerdi sokaktan.
Şimdi
öfke satıcıları dolaşıyor.
Salep kokusu vardı.
Şimdi
barut kokulu cümleler.
Karagöz perdesinde
gülerdik.
Şimdi
gerçek hayat
bir gölge oyununa dönüştü.
İpler görünmüyor,
oynayanlar değişiyor,
seyreden hep halk oluyor.
...
Ey memleket!
Kaç kez daha
aynı acıyı
farklı isimlerle yaşayacağız?
Kaç kez daha
çocukların okul yolu
siyasetin yolu olacak?
Kaç kez daha
dedelerin gözyaşı
tarihin dipnotu sayılacak?
...
Ben artık
sağın da
solun da
ötesinde
insanın tarafındayım.
Bir annenin
evladını kaybetmediği,
bir gencin
geleceğini bavula koymadığı,
bir işçinin
ekmeğini korkuyla bölmediği,
bir öğretmenin
yalnızca ders anlattığı,
bir çocuğun
askeri sadece
bayram töreninde gördüğü
bir ülkenin tarafındayım.
...
Çünkü biliyorum;
Bu memleket
ne darbelerle büyüdü,
ne sloganlarla.
Bu memleketi
dedelerin gözyaşı,
annelerin duası,
öğretmenlerin tebeşiri,
işçilerin nasırlı elleri,
çiftçilerin çatlamış avuçları,
ve çocukların
yarım kalmış düşleri
ayakta tuttu.
Bir gün
soğuk iç savaş bitecek.
İnsanlar
yeniden birbirinin gözlerine
şüpheyle değil,
selamla bakacak.
İşte o gün
hiçbir çocuk
okul yolundan
tarihin karanlığına çevrilmeyecek.
Hikmet Metin Çavdar
https://www.edebiyatdefteri.com/siir/1750624/soguk-bir-ic-savasin-golgesinde.html yayınlanmıştır..












