Sivas’ın ortasında, bir otelin duvarlarına sinen duman hâlâ dağılmadı.
Aradan otuz üç yıl geçti; ama yakılan yalnızca insanlar değildi. Birlikte yaşama umudu, sözün özgürlüğü, sazın sesi, şiirin yüzü de ateşe atıldı o gün.
Madımak’ta 33 aydın, sanatçı ve iki emekçi; karanlığın örgütlü öfkesiyle yaşamdan koparıldı. Pir Sultan’ın adını taşıyan etkinlik için yola çıkanlar, bir halkın türküsünü, inancını, düşüncesini ve geleceğini yanlarında taşıyordu. Onları hedef alanlar ise ateşle yalnız bedenleri değil, hafızayı da susturabileceklerini sandılar.
Ama yanıldılar.
Çünkü külden kalan her isim, bugün bir vicdana dönüşüyor. Her 2 Temmuz’da, Sivas’ın göğüne yeniden bir ağıt yükseliyor; sonra o ağıt, direnmenin sesi oluyor. Madımak’ın önünde duran her insan, “Unutmadık” derken yalnız geçmişe bakmıyor; geleceğe de söz veriyor.
Bu ülkenin çocukları, hiçbir otelin kapısında korkuyla beklemeyecek bir gün için; hiçbir düşünce, hiçbir inanç, hiçbir türkü yakılmasın diye mücadele edecek.
Madımak’ın ateşi sönmedi; çünkü adalet yerini bulmadı.
Madımak’ın sesi susmadı; çünkü halkın hafızası yanmaz.
Bugün, kaybettiklerimizi saygıyla anıyor; onların bıraktığı yerden eşitliğin, kardeşliğin ve özgürlüğün türküsünü söylemeye devam ediyoruz.
Madımak’ın Külünde
Bir otel yandı Sivas’ta,
bir otel değil,
bir memleketin alnı yandı.
Dumanı çıktı göğe,
göğün mavisi karardı,
bir çocuğun defterine
is düştü o gün.
Otuz üç yıl geçti,
takvimler değişti,
sokaklar değişti,
ama o ateşin dili
hâlâ konuşuyor geceleri.
Bir saz sustu sanıldı,
bin saz oldu.
Bir şair sustu sanıldı,
bin şiir oldu.
Bir kapı kapandı sanıldı,
halkın yüzüne açıldı
bin kapı.
Ey Madımak,
taşında insan sesi,
duvarında yarım kalmış türkü,
merdiveninde ayak izi var
kaçmak isteyenlerin değil yalnız,
kurtarmaya yetişemeyenlerin de.
Biz unutmadık.
Adlarını ekmek gibi böldük,
su gibi paylaştık,
çocukların alnına
güneş diye yazdık.
Ve dedik ki:
Hiçbir ateş
bir halkın hafızasından büyük değildir.
Hiçbir karanlık
bir türküden uzun sürmez.
Bir gün
adalet gelecek,
elleri yanık değil,
elleri birbirine değen insanların
meydanına gelecek.
O gün,
Sivas’ın üstünde
kül değil,
bahar uçacak.












