Türkiye siyasetinde liderlik tartışmaları hiçbir zaman bitmez. Ama bazı isimler vardır ki, sadece bir dönemin değil, bir çizginin de temsilcisi olurlar. Bülent Ecevit böyle bir liderdi. CHP’yi sadece oy oranı olarak değil, fikir olarak da büyüten, halkla bağ kuran ve partiyi geniş kitlelere taşıyan bir isimdi.
Bugün dönüp baktığımızda, Ecevit’ten sonra CHP’nin aynı sıçramayı yakalayabildiğini söylemek kolay değil. Deniz Baykal döneminde parti belirli bir tabanı korudu ama büyüyemedi. Kemal Kılıçdaroğlu ise farklı toplumsal kesimlere ulaşma çabası gösterdi, ittifaklar kurdu, dili yumuşattı; fakat CHP’yi kalıcı biçimde %30’un üzerine taşıyacak bir ivme oluşturamadı.
Şimdi yeni bir dönem konuşuluyor. Özgür Özel ile birlikte…
Özgür Özel, siyasette seçmeni pasif konumdan çıkarıp tepki veren bir aktöre dönüştürebilen bir lider profili çiziyor. Söylemleriyle gündem oluştururken, özellikle ekonomik sorunlar üzerinden toplumda bir hareketlilik yaratıyor.
Henüz yolun başında bir lider için büyük cümleler kurmak belki erken. Ama şunu görmek gerekiyor: Siyaset sadece seçim kazanmak değil, aynı zamanda güven vermek, kadro kurmak ve o kadroya sahip çıkmaktır. Özgür Özel’in en çok öne çıkan taraflarından biri de tam olarak bu noktada şekilleniyor.
Çalışkan bir profil çiziyor. Sahada var. Tartışmanın içinde. Ve en önemlisi, yalnız yürümüyor. Ekibiyle birlikte hareket eden, yol arkadaşlarını harcamayan bir siyaset anlayışı sergiliyor. Türkiye’de siyasetin en büyük sorunlarından biri olan “yalnız lider” modeline karşı, daha kolektif bir duruşun işaretlerini veriyor.
Peki bu yeter mi?
Elbette değil. Asıl soru şu: Bu yaklaşım sandığa nasıl yansıyacak? CHP gerçekten %25 bandını kırıp %35’lere yaklaşabilecek mi? İşte bu sorunun cevabı, önümüzdeki seçimlerde netleşecek.
Ama bir gerçeği de teslim etmek gerekiyor: Siyaset sadece geçmişle kıyas yaparak okunmaz. Her dönemin kendi dinamikleri vardır. Ecevit’in Türkiye’si ile bugünün Türkiye’si aynı değil. Dolayısıyla yeni liderleri eski kalıplarla ölçmek bazen eksik sonuçlar doğurur.
Yine de seçmen şunu arıyor: Samimiyet, emek ve vefa.
Eğer Özgür Özel bu üç başlıkta istikrarlı bir çizgi yakalayabilirse, sadece CHP içinde değil, Türkiye siyasetinde de yeni bir sayfa açabilir.
Belki de mesele şu soruda düğümleniyor:
CHP, yıllardır aradığı “yeni hikâyeyi” sonunda yazabilecek mi?
Cevabı zaman verecek. Ama görünen o ki, bu kez tartışma daha ciddi, beklenti daha yüksek.










