Ne gençliğin telaşı kaldı omuzlarımızda,
ne de aceleyle kurulmuş düşlerin gürültüsü.
Ama bak...
Bu ülkenin eskimeyen bir bankında
hâlâ yan yana oturuyoruz.
Sanki bütün meydanlar
bizim suskunluğumuzdan geçiyor.
Saçlarına düşen aklar
yalnızca yılların değil,
asgari ücretin yetişemediği ayların karıdır.
Benim saçımda ise
ertelenmiş baharların külü var.
Gözlerinin kıyısındaki çizgiler
gülmenin değil yalnız,
haber bültenlerinin,
işsiz çocukların,
kapanan fabrikaların,
unutulmuş köylerin haritasıdır.
Biz birbirimizi severken
birileri sevgiyi ihale dosyalarına koydu.
Aşkı reklâm panolarına astılar,
umutları taksitle sattılar,
gülüşleri seçim meydanlarında
bedava dağıtıp
ertesi gün geri topladılar.
Biz ise
bir bardak çayın buharında
cumhuriyet kadar eski,
çocuk kahkahası kadar yeni
bir memleket düşü demledik.
Çünkü biliyorduk;
Bir sofrada ekmek bölünmüyorsa
şiir eksik kalır.
Bir çocuk aç uyuyorsa
en güzel aşk şiiri bile
yarım kalır.
Bir kadın korkuyla yürüyorsa geceyi,
gökyüzü bütün yıldızlarını
boşa yakmış sayılır.
Eskiden
"Sen olmadan yaşayamam." derdim.
Şimdi diyorum ki;
Biz olmadan
hiçbir şehir tamamlanmaz.
Çünkü sevda,
iki kişinin birbirine bakması değildir yalnız.
Sevda,
aynı ekmeği çoğaltmaktır.
Aynı meydanda
haksızlığa omuz vermektir.
Aynı türküyü
yasaklara rağmen
daha gür söylemektir.
Birlikte susarken bile
meydan kadar kalabalık olabilmektir.
Bak sevgilim,
Ellerimiz artık genç değil.
Ama yumruk olmasını bilir hâlâ.
Kalplerimiz eskidi belki,
fakat eskimedi
adalete olan inadı.
Birileri
her seçimde geleceği boyayıp satıyor.
Biz ise
eski bir ceviz ağacının gölgesinde
çocuklara gökyüzünü anlatıyoruz.
Ne büyük ironidir;
Sarayların ışıkları çoğaldıkça
evlerin lambaları erken sönüyor.
Meydanlarda alkış büyüdükçe
mutfaklarda tencerenin sesi kısılıyor.
Ve en çok da
"Sabredin." diyenlerin
hiç beklememesi yoruyor insanı.
Yine de biliyorum.
Bir gün,
bütün korkular pas tutacak.
Duvarlara çarpıp dönen sesler
meydanlara dönüşecek.
Bir çocuk
ilk kez karnı tok uyuyacak.
Bir kadın
geceyi korkmadan yürüyecek.
Bir işçi
ellerindeki nasırla
gurur duyacak.
Ve biz...
Belki aynı bankta,
belki aynı çınarın altında,
belki dizlerimiz biraz daha ağrırken...
Yine yan yana olacağız.
Çünkü aşk,
yalnız birbirine yaşlanmak değilmiş.
Bir ülkenin vicdanını
birlikte yaşatmakmış.
Ve zaman
bizden bir şey alacaksa,
Bıraksın alsın.
Biz en güzel mirası
çoktan birbirimize bıraktık:
Sevgiyi ekmek gibi bölüşmeyi,
Özgürlüğü su gibi özlemeyi,
Ve hiçbir karanlığa
alışmamayı.
Hikmet Metin Çavdar
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.












