Yarının Adı İnsandır
Bir çocuk
lokmasını ikiye bölüyor bu sabah,
yarısını kardeşine,
yarısını yarına saklıyor.
Yarın...
sanki cebinde taşınacak bir umutmuş gibi.
Bir anne
elektrik faturasını katlayıp
dua niyetine koyuyor mutfağın köşesine.
Tencerede kaynayan su,
çorba değil artık,
sabır pişiriyor.
Bir baba
akşamı sırtında taşıyor.
Ellerinde demirin,
çimentonun,
yağın kiri yok sadece;
bir ömrün yorgunluğu var.
Kimse alkışlamıyor onu.
Ama şehir,
onun çatlamış avuçlarının üzerinde ayakta.
Ve bir genç...
Diplomasını değil,
hayallerini katlayıp cebine koyuyor.
Çünkü bu çağ,
insana önce "bekle" diyor,
sonra "vazgeç."
Hayır!
Vazgeçmeyeceğiz.
Çünkü bir ağacın gölgesi
tek başına serinletmez dünyayı.
Orman gerekir.
Bir insanın sesi
tek başına yetmez bazen.
Milyonların nefesi gerekir.
Bak,
meydanlar boş görünür uzaktan.
Ama her pencerede
içine konuşan bir insan var.
Her otobüste
yorgunluğunu gizleyen bir kadın.
Her fabrikada,
her tarlada,
her okul bahçesinde,
her hastane koridorunda
aynı cümle dolaşıyor:
"Bu hayat
böyle olmak zorunda değil."
İşte şiir
orada başlıyor.
Bir işçinin nasırlı elinde.
Bir öğrencinin inadında.
Bir emeklinin sessiz bakışında.
Bir kadının dimdik yürüyüşünde.
Bir çocuğun
gülmeyi hâlâ başarabilmesinde.
Çünkü umut,
gökyüzünden inmiyor.
İnsan insana omuz olunca büyüyor.
Ey kardeşim!
Kendini küçültme.
Sana yıllarca
susmayı öğrettiler.
Oysa dünya,
konuşanların değil,
birbirini duyanların omzunda döner.
Bir gün
bu sokaklardan
korku değil,
şarkılar geçecek.
Hiç kimse
ekmeğini utana sıkıla almayacak.
Hiçbir çocuk
oyun yerine çalışmayacak.
Hiçbir kadın
geceyi düşman bilmeyecek.
Hiçbir yaşlı
yalnızlığa mahkûm edilmeyecek.
İşte o gün,
şiir kitaplarda değil,
hayatın kendisinde okunacak.
Ve biz,
yenilmemek için değil yalnız,
birbirimizi eksiltmemek için direneceğiz.
Çünkü insan,
insanın yarasıdır bazen.
Ama yine insan,
insanın ilacıdır.
Yarının adı ne diye sorarlarsa,
başımız dik,
ellerimiz birbirinde,
tek kelime söyleyeceğiz:
İNSAN.
Hikmet Metin Çavdar












