Susmayın!
Çünkü sessizlik,
yalnız karanlığın ekmeğini büyütür.
Konuşun!
Bir dere nasıl dağları yara yara denize yürürse,
öyle yürüsün sesiniz.
Bir rüzgâr nasıl kurumuş dallara
yeniden baharı fısıldarsa,
öyle çoğalsın sözünüz.
Bakın!
Sabah geliyor.
Hiçbir gece
ömür boyu süremedi.
Hiçbir zincir
insanın alnındaki güneşi söndüremedi.
Hiçbir korku,
omuz omuza vermiş insanların
adımlarından daha büyük olmadı.
Öyleyse...
Kaldırın başınızı!
Şu gökyüzü
hepimizin.
Şu toprak
hepimizin.
Şu ekmek
hepimizin.
Şu gelecek
hepimizin!
Kimse
bir annenin gözyaşını
siyasetin malzemesi yapmasın.
Kimse
bir çocuğun hayalini
yoksulluğun sofrasına koymasın.
Kimse
gençliğin umutlarını
valizlere doldurup
gurbet yollarına sürmesin.
Biz,
korkunun değil,
cesaretin çocuklarıyız.
Biz,
karanlığın değil,
ışığın kardeşleriyiz.
Biz,
yalnız kendimiz için değil,
yanımızdaki aç insan için de
ekmek isteyenleriz.
Bir ülkede
işçi gülmüyorsa,
çiftçi toprağına küsmüşse,
esnaf sabah kepengini korkuyla açıyorsa,
emekli ay sonunu değil
ömrünü hesaplıyorsa,
öğrenci hayalini
başka ülkelerin haritalarında arıyorsa,
orada yalnız ekonomi değil,
vicdan da yorulmuştur.
Ama...
Hiçbir yorgunluk
sonsuz değildir!
Çünkü tarih,
bir avuç inanan insanın
ayağa kalkışıyla değişmiştir.
Bir avuç cesur insanın
"Yeter!" deyişiyle değişmiştir.
Bir avuç umutlu insanın
el ele verişiyle değişmiştir.
Öyleyse...
Korkmayın!
Bir çınar,
tek başına orman olmaz.
Ama ilk gölgeyi o verir.
Bir kıvılcım,
tek başına güneş değildir.
Ama karanlığı ilk o yarar.
Bir gülüş,
tek başına devrim değildir.
Ama umudun ilk adımıdır.
Ey kardeşim!
Sana kim olduğunu unutturmak isteyenlere karşı
adını yüksek sesle söyle!
Emekçiyim de!
Çiftçiyim de!
Öğrenciyim de!
Kadınım de!
Gencim de!
Yaşlıyım de!
Bu ülkenin
eşit yurttaşıyım de!
Çünkü insanın en büyük gücü,
korkmayan yüreğidir.
Ve en büyük meydan,
birbirine güvenen insanların
omuz omuza durduğu yerdir.
Bugün
bir çocuğun gözlerinde
yarının cumhuriyetini görüyorum.
Bir işçinin nasırlı ellerinde
geleceğin alın terini görüyorum.
Bir kadının dimdik yürüyüşünde
özgürlüğün sesini duyuyorum.
Bir gencin inatçı bakışında
yarının aydınlığını görüyorum.
İşte bunun için
gülümseyin arkadaşlarım!
Çünkü umutsuzluk,
bize yakışmıyor.
Boyun eğmek,
bize yakışmıyor.
Birbirimize sırt çevirmek,
bize yakışmıyor.
Biz,
aynı yağmurun altında ıslandık.
Aynı güneşle ısındık.
Aynı ekmeği bölüştük.
Aynı türküleri söyledik.
Aynı bayram sabahlarına uyandık.
Aynı acılarla büyüdük.
Şimdi
aynı umudu büyütme zamanıdır.
Ne kin büyüsün aramızda,
ne nefret,
ne öfke.
Büyüsün;
adalet.
Büyüsün;
özgürlük.
Büyüsün;
üreten eller.
Büyüsün;
bilim.
Sanat.
Kardeşlik.
Ve en çok da
insana güven.
Çünkü bir ülkeyi
betonlar değil,
insanlar yükseltir.
Bir ülkeyi
yüksek duvarlar değil,
yüksek vicdanlar korur.
Bir ülkeyi
korku değil,
özgür düşünen çocuklar geleceğe taşır.
Onun için diyorum ki;
Bulutlar çekilecek!
Rüzgâr dönecek!
Nehirler yeniden şarkı söyleyecek!
Tarlalar yeniden bereket kokacak!
Fabrikalar alın teriyle gururlanacak!
Okullar çocuk sesleriyle taşacak!
Meydanlar yalnız sloganlarla değil,
kahkahalarla dolacak!
Ve biz,
birbirimizin elini bırakmadan,
birbirimizin gözlerine korkmadan bakarak,
birbirimizin yarasını sararak,
hep birlikte yürüyeceğiz.
Çünkü umut,
yalnız bekleyenlerin değil,
ayağa kalkanların yurdudur.
Ve unutmayın!
En uzun geceyi bile
tek bir güneş bitirir.
En büyük yalnızlığı bile
tek bir omuz dağıtır.
En ağır sessizliği bile
tek bir cesur ses parçalar.
Haydi!
Gülümseyin arkadaşlarım!
Gülümseyin kardeşlerim!
Çünkü güneş,
yalnız doğudan doğmaz.
Güneş,
adaleti isteyenlerin sesinde doğar.
Güneş,
emekçinin alın terinde doğar.
Güneş,
çiftçinin toprağında doğar.
Güneş,
gençlerin düşlerinde doğar.
Ve en çok da...
Birbirine inanan insanların
omuz omuza yürüyüşünde doğar!
Yürüyün kardeşlerim!
Çünkü yarın,
bugün korkmayanların olacaktır!
Hikmet Metin Çavdar
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.












