Eylül’de yağmurlar yağardı.
Biz, el ele sokaklarda dolaşırdık.
Aşkımız sırılsıklam…
Üstümüz başımız bulaşmıştı Eylül’e.
Sonbahar beni almış yanına,
Bahar seni…
Sırılsıklam geçmişiz Ekim’e.
Bir yanımız hüzün, bir yanımız bahar bahçe.
Sen gönlüme aşk ekiyorsun,
Gönlüm aşkınla çoktan bürünmüş beyaza.
Kar taneleri başımızda deli divane;
Aşkımız başlarını döndürmüş,
Biz bürünmüşüz beyaza.
Ben gelin olmuşum, sen damat…
Burnumuzda hâlâ o aşkın kokusu,
Gözlerimiz kömür karası.
Aşkımız ise bembeyaz…
Derken Kasım kapımızda.
Kasım’da aşk başkadır.
Artık renklenmişiz;
Aşkımız gökkuşağına bürünmüş.
Ben son günlerin hüznünde,
Sen baharsız kalmışsın renklerin içinde.
Kurumuş, solmuş bütün mevsimler…
İşte tam da o anda,
Aşkımız yeniden coşkulu.
Ben sırılsıklam âşık,
Sen coşkulu bir sevdalı…
Kasım’da aşk başkadır.
Sonbahar bitirir sanırsın aşkın mevsimini;
Oysa aşk, kapısını açar bize aralıksız.
Biz yine aşkımızdan sırılsıklam…
Tuğba Tunçer
Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur...














Eylül’ün sırılsıklam sokaklarından Kasım’ın gökkuşağına uzanan, mevsimlerin o inatçı ve dönüştürücü döngüsünü aşkın renkleriyle harmanlayan çok naif bir şiir olmuş..Yüreğinize, kaleminize sağlık; mevsimler geçse de solmayan bir sevdanın tablosu gibi....