Yangın yeridir yüreğin…
Sevda ateşi alev alev yakarken kalbini,
sessizliğe bürünürsün.
İçten içe yanarken,
varlığında yok olursun.
Ne çağırabilirsin
ne seslenebilirsin;
öylece kalakalır,
kendi sessizliğinde kaybolursun.
Yollarını kapatmıştır
bütün umut ettiklerin.
Bir sevda çıkmazında
yolunu arar,
kaybolur da durursun.
Yolun, kor alevlerle bezelidir.
Her adımda biraz daha yanar,
her susuşta biraz daha kanarsın.
Ne “sevdim” diyebilirsin
ne de “özledim” diye haykırabilirsin.
Aşktan yanarsın,
“Yandım!” diyemez,
susarsın…
Beklersin…
Gelmeyeceğini bile bile beklersin.
Kalbin “Gelir.” diye fısıldar;
aklın “Unut, vazgeç; gelmez.” der.
Sen, ikisinin arasında
bir ömürlük sessizliğe mahkûm olursun.
“Eylül’de gel.” dedin.
Bak, Ekim geldi;
sen hâlâ bir umuda tutunuyorsun.
“Aralık, sevdaya dairdir.” dedin.
Şimdi de “Belki…” diyorsun.
Daha yolumuz uzun, diyorsun.
Önümüzde kış varsa
sonu bahar,
sonu yaz, diyorsun.
Sen hâlâ inanıyorsun;
her gidişin bir dönüşü,
her kışın bir baharı,
her gecenin bir sabahı vardır, diyorsun.
Oysa bilmezsin…
Belki de beklediğin,
bir gün çıkıp gelecek olan değil;
sana sevmeyi öğreten yeni
ihtimaldir.
Tuğba Tunçer
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.













Yüreğin yangısını, bekleyişin sessiz acısını çok güzel anlatmışsınız. Özellikle “Eylül’de gel”den “Ekim geldi”ye uzanan bölüm insanın içine dokunuyor. Finaldeki umut ise şiire ayrı bir anlam katmış. Kaleminize ve yüreğinize sağlık kankam...