Bu Şiiri Neden Yazdım?
Bazı şiirler vardır, oturup “Ben bugün şiir yazacağım.” diyerek yazılmaz.
Bir şey dokunur insana.
Bir söz, bir bakış, bir susuş…
Sonra insanın içinde birikenler, kelime kelime dökülmeye başlar.
“Suçsuz Bey” de benim için biraz böyle başladı.
Bir insanı anlamaya çalışıyordum. Yüzüne bakıyor ama sanki tek bir yüz görmüyordum. Bazen söylediği başka, sustuğu başka şeyler anlatıyordu. Hangisi gerçekti, hangisi kendini sakladığı yüzdü, bilmiyordum.
Belki de en çok bunu düşündüm.
İnsan kaç yüz taşır içinde?
Sonra aklıma aynalar geldi.
İnsanın yüzünde değil, aslında ruhunda çoğalan aynalar…
Her baktığında başka bir tarafını gösteren aynalar.
“Suçsuz Bey” sözü de orada çıktı karşıma. Önce biraz ironik geldi bana. Sonra düşündükçe anlamı ağırlaştı.
Çünkü insan bazen kendisini ne kadar suçsuz görürse görsün, kendi vicdanından kaçamıyor.
Ben de şiiri yazarken aslında karşımdaki insanı sorguluyormuşum gibi başladım.
Ama şiirin sonuna geldiğimde, aynanın bana çevrildiğini fark ettim.
Ve galiba şiirin en zor tarafı da buydu.
Çünkü başkasının hatasını görmek kolaydı.
Kendi hatana bakmak kadar zor değildi.
Hepimizin içinde bir hâkim var.
Bir de savcı…
Bir de kimseye göstermediğimiz, sessizce yargıladığımız bir tarafımız.
Ben o gece biraz kendimi sorguladım.
Belki haklıydım, belki değildim.
Belki suçlu bendim, belki değildim.
Ama şunu anladım:
İnsan, başkasını yargılamadan önce bir kere kendi aynasına bakmalı.
Ben bu şiiri biraz da bunun için yazdım.
Birine cevap vermek için değil…
Kendime bir soru sormak için:
“Suçun büyüğü kimde?”
Ve o sorunun cevabını bulduğumu da sanmıyorum.
Belki zaten bazı soruların cevabı bulunmaz.
İnsan sadece aynaya bakar…
Ve gördüğü yüzle
bir süre sessizce kalır.
Tuğba Tunçer
SUÇSUZ BEY
Anlatırken içimdeki seni,
“Ben hâkimim,” derdim.
Aynaya bakar gibi izlerdim seni;
yansıttığın yüzünü,
ışık hüzmesi duygularını,
hislerinin hislerime çarpıp
parçalara bölünüşünü,
sonra yeniden birleşitirişini.
Meğerse yüzünde sayısız ayna varmış.
Sordum sana:
— Hangi ayna sensin?
Gülümsedin.
Usulca eğildin kulağıma:
— Hepsinin toplamı bende saklı.
Bir kez daha sordum:
— Şimdi hangi yüzünle benimle konuşuyorsun?
— Suçu büyük olanla, dedin.
“Öyleyse suçun da büyük,” dedim.
Gözlerimin içine baktın:
— Ben hâkimim, Suçsuz Bey, dedin.
İnsan yalın olmalı;
dürüst, yalansız…
Rüzgâr nereden eserse essin,
onunla savrulmamalı.
Şeffaf olmalı ki,
aynanın karşısına geçtiğinde
yansıyan kırk parça yüz değil,
tek bir hakikat olmalı.
Suçunu bilmeli insan;
hâkimi de, savcısı da
kendisi olmalı.
Ve vakti geldiğinde,
kendi mahkûmiyet hükmünü
kendi yüreğinde okuyabilmeli.
Son kez sordum:
— Söyle, suçun büyüğü kimde?
Gülümsedin.
— Ben hâkimim, Suçsuz Bey, dedin.
Sonra aynayı bana çevirdin..
Tuğba Tunçer
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.













Şiirin hikâyesiyle birlikte okuyunca anlamı daha da derinleşiyor. Ayna, hâkim, savcı ve suç üzerinden insanın kendi vicdanıyla hesaplaşması oldukça etkileyici işlenmiş. Özellikle son bölümde aynanın okura değil, anlatıcıya çevrilmesi şiirin en güçlü kırılma noktası olmuş. “Suçsuz Bey” ironisi de yerini bulmuş; düşündüren, sorgulatan güzel bir çalışma olmuş kankam..Tebrik ederim...