Sakarya’da yapılan Yeni Parti İl Başkanlığı ön seçimini yalnızca iki adayın aldığı oylar üzerinden değerlendirmek eksik olur. Bu yarış, aynı zamanda teşkilat desteğinin, adayların siyasi geçmişinin, değişim beklentisinin ve üyelerle kurulan ilişkinin yarışıdır.
Paylaştığınız sonuçlara göre Selda Sezgin 3.886, Ecevit Keleş ise 3.359 oy aldı. Sezgin, rakibine 527 oy fark attı. Toplam 7.245 oyun yaklaşık yüzde 53,6’sını aldı.
ÖN SEÇİM SONUÇLARI
Selda Sezgin
3.886
Ecevit Keleş
3.359
Oy farkı
527
Oy kullananların bildirilen üyelere oranı
%77,3
Seçim sonuçlarına göre; 9.372 kayıtlı üye ve katılımın yaklaşık yüzde 85. Verilen oy toplamı 7.245 ise bu sayı yüzde 77,3'e karşılık gelir. Dolayısıyla katılım oranı ile oy sayıları arasında açıklığa kavuşturulması gereken bir fark var.
Öncelikle önemli bir ayrım yapalım: Elimizde seçim sonuçları ve adayların açıklamaları var; ancak ilçelere göre oy dağılımı, delegelerin veya üyelerin önceki tercihleri ve kampanya çalışmaları hakkında ayrıntılı veriler bulunmuyor. Bu nedenle aşağıdaki değerlendirme, sonuçlardan çıkarılabilen siyasi yorumlarla doğrulanması gereken ihtimalleri birbirinden ayırıyor.
1. Ecevit Keleş neden kaybetti?
Bana göre bu seçimin en önemli sorusu şu: Siyasi tecrübe, parti geçmişi ve tanınmışlık neden sandıkta tek başına yeterli olmadı?
Geçmişteki başarılar, bugünkü teşkilat desteğini garanti etmedi
Ecevit Keleş'in uzun yıllara dayanan CHP geçmişi, il başkanlığı deneyimi ve milletvekili adaylıkları, ona önemli bir siyasi birikim sağlıyor. Ancak parti içi seçimlerde geçmişteki görevler kadar, bugünkü üyelerle kurulan ilişki ve teşkilatın geleceğine ilişkin beklentiler de belirleyicidir.
Bir siyasetçi geçmişte önemli görevler üstlenmiş olabilir. Fakat üyeler bu kez farklı bir yönetim anlayışı istiyorsa, tecrübe tek başına seçimi kazandırmaz.
Bu nedenle Keleş'in kaybını tecrübesizliğe bağlamak doğru olmaz. Daha isabetli soru şudur: Keleş, siyasi tecrübesini neden oyların çoğunluğuna dönüştüremedi?
Teşkilat desteği ile sandık desteği aynı şey değil
Seçim öncesinde Yeni Parti'nin kurucu il başkanı Oğuz Can Curoğlu'nun Ecevit Keleş'i desteklediği, Selda Sezgin'in ise CHP'nin Serdivan teşkilatında görev yapmış bir isim olduğu haberleştirildi. Buna rağmen kazanan Sezgin oldu.
Buradan çıkarılabilecek önemli sonuç şu:
Bir adayın parti içindeki etkili isimlerden destek alması, üyelerin aynı yönde oy kullanacağını garanti etmez. Üyeler kendi değerlendirmelerini yaparak destek açıklamalarından farklı bir tercih ortaya koyabilir.
Ancak bu sonuç, Curoğlu'nun desteğinin Keleş'e zarar verdiğini kanıtlamaz. Bunun için üyelerin neden ve nasıl oy kullandığına ilişkin daha fazla bilgi gerekir.
Rakibin gücü ve saha organizasyonu yeterince hesaba katılmamış olabilir
Sezgin'in 527 oy farkla kazanması, basit bir başa baş sonuç değil; üyelerin çoğunluğunun tercihini ortaya koyan bir sonuçtur. Yine de bu fark, tek başına Keleş'in kampanyasının zayıf olduğunu kanıtlamaz.
Keleş'in kampanyası açısından cevaplanması gereken sorular şunlardır:
İlçelerdeki üyelerle ne ölçüde doğrudan temas kuruldu?
Üyelere nasıl bir yönetim ve çalışma programı sunuldu?
Seçim öncesinde hangi ilçelerde destek güçlü, hangi ilçelerde zayıftı?
Sezgin'in lehine oluşan aday birlikteliğine karşı nasıl bir strateji izlendi?
Bu soruların cevapları olmadan belirli bir kişiyi veya grubu yenilginin sorumlusu ilan etmek doğru olmaz.
Selda Sezgin neden kazandı?
Bana göre Sezgin'in galibiyetini açıklayan en güçlü ihtimaller üç başlıkta toplanıyor.
Üyelerin değişim ve yeni bir yönetim arayışına karşılık vermiş olabilir
Sezgin'in kazanması, üyelerin en azından bu seçimde onu il başkanlığı için daha uygun bulduğunu gösteriyor. Bu tercih, yeni bir yönetim tarzına, farklı bir siyasi temsil anlayışına veya teşkilat içinde yeni bir denge kurulmasına yönelik beklentilerle ilişkili olabilir.
Ancak burada önemli bir ayrım var: Seçim sonucu Sezgin'e verilen desteği gösterir; bu desteğin asıl nedeninin değişim talebi olduğunu kesin olarak göstermez.
Adaylar arasındaki birliktelik Sezgin'in lehine çalışmış olabilir
Seçim öncesi haberlerde, Cengiz Çiçek ve İsmail Kılıç'ın Selda Sezgin lehine yarıştan çekildiği aktardık.
Bu gelişme önemli olabilir. Çünkü birden fazla adayın desteğinin tek bir isim etrafında birleşmesi, farklı üye gruplarının aynı adayda buluşmasını sağlayabilir.
Burada siyasi açıdan şu ihtimal üzerinde durulabilir: Sezgin yalnızca kendi seçmenini değil, kendisini destekleyen diğer isimlerin çevresindeki üyeleri de sandığa taşıyabildiyse seçim avantajı elde etmiş olabilir.
Fakat bu desteğin kaç oya dönüştüğünü gösteren veri bulunmadığı için, galibiyetin tamamını adayların çekilmesine bağlayamayız.
İlçelerdeki sonuçlar, seçimin yalnızca isim yarışından ibaret olmadığını gösteriyor
Bazı ilçelerdeki sonuçlar, yarışın ne kadar farklı yerel dengeler içerdiğini ortaya koyuyor.
Hendek
Sezgin lehine belirgin fark
558 – 174
Sezgin 384 oy önde.
Serdivan
Sezgin'in üstünlüğü
550 – 411
Sezgin 139 oy önde.
Akyazı
Keleş 255 – Sezgin 59
Keleş 196 oy önde.
Bu tablo, Keleş'in bazı yerel alanlarda güçlü olduğunu; Sezgin'in ise özellikle Hendek ve Serdivan gibi ilçelerde önemli bir üstünlük sağladığını gösteriyor.
Hendek'teki 384 oyluk fark, iki aday arasındaki genel fark olan 527 oyun önemli bir bölümüne karşılık geliyor. Bu da ilçe bazındaki sonuçların toplam sonucu nasıl etkileyebildiğini gösteriyor.
Bununla birlikte, yalnızca bu ilçelerin sonuçlarına bakarak Sakarya'nın tamamındaki siyasi eğilimi açıklayamayız. Diğer 13 ilçenin verileri de aynı ayrıntıda değerlendirilmelidir.
Ecevit Keleş'in siyasi geçmişine rağmen kaybetmesi ne anlatıyor?
Bence bu seçimin en dikkat çekici tarafı tam da burada.
Sizin belirttiğiniz gibi Keleş'in geçmişte il başkanlığı ve milletvekili adaylığı deneyimleri bulunuyorsa, onun siyasi tecrübesi bu yarışın önemli unsurlarından biridir. Buna rağmen seçimi kaybetmesi, siyasi kariyerin parti içindeki güncel desteğin yerine geçmediğini gösteriyor.
Bu sonucu üç farklı açıdan okumak mümkün:
Geçmişin gücü: Önceki görevler, tanınmışlık ve siyasi deneyim kazandırır; ancak her yeni seçimde aynı desteğin devam edeceği anlamına gelmez.
Bugünün beklentisi: Üyeler, geçmiş başarılar yerine gelecekte kendileri için ne yapılacağına bakmış olabilir.
Teşkilatın yeni dengeleri: Yeni kurulan veya yeniden yapılanan partilerde, farklı grupların bir araya gelmesi seçim sonucunu etkileyebilir.
Burada Keleş'in siyasi geçmişinin artık bir anlam taşımadığı sonucunu çıkarmak yanlış olur. Tam tersine, bu geçmişe rağmen yenilmesi, seçimde başka etkenlerin de önemli olmuş olabileceğini düşündürüyor.
Bu sonuç Yeni Parti Sakarya teşkilatı için ne anlama geliyor?
Sezgin'in kazanması, yalnızca bir il başkanının değişmesi olarak değerlendirilmemeli. Sonuç, parti içindeki güç dağılımının ve üyelerin tercihinin yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor.
Önümüzde üç önemli sınav bulunuyor:
Birlik sınavı: Seçimde farklı adayları destekleyen üyeler, yeni yönetim etrafında birleşebilecek mi?
Teşkilat sınavı: Sezgin, kendisine oy vermeyen üyelerle de sağlıklı bir ilişki kurabilecek mi?
Saha sınavı: Ön seçimde alınan 3.886 oy, yerel siyasette ve seçmen nezdinde kalıcı bir desteğe dönüştürülebilecek mi?
Keleş'in seçim sonrasında Sezgin'i tebrik ederek birlikte çalışacaklarını açıklaması da bu açıdan önemli. Bu yaklaşımın uygulamaya yansıması, parti içindeki rekabetin bölünmeye dönüşmesini önleyebilir.
Benim genel siyasi değerlendirmem
Bu seçimi değerlendirirken üç temel tespitte bulunuyorum.
Ecevit Keleş'in siyasi tecrübesi, seçim kazanmak için tek başına yeterli olmamıştır. Üyelerin çoğunluğunun tercihini başka bir adaydan yana kullanması, siyasi geçmişin güncel teşkilat desteğini garanti etmediğini gösteriyor.
Selda Sezgin'in başarısı, kendi desteğini sandığa yansıtmasının yanında, lehine oluşan aday birlikteliğinin de etkili olmuş olabileceğini düşündürüyor. Ancak bunu kesinleştirmek için kampanya ve ilçe bazlı veriler gerekiyor.
Seçimin asıl mesajı, üyelerin tercihinin belirleyici olmasıdır. Parti içindeki görevler, geçmiş başarılar ve etkili isimlerin desteği önemli olsa da son sözü sandık söylemiştir.
Şunu da özellikle vurgulamak isterim: Bu sonuçtan hareketle Keleş'in siyasi olarak tükendiğini ya da Sezgin'in bütün Sakarya'da daha güçlü bir seçmen desteğine sahip olduğunu söylemek mümkün değildir. Burada ölçülen, Yeni Parti üyelerinin il başkanlığı tercihleridir.
Ecevit Keleş'in kaybı, tecrübenin değil, tecrübenin sandıkta çoğunluk desteğine dönüşememesinin sorgulanmasını gerektiriyor. Selda Sezgin'in başarısı ise kazandığı makamdan çok, bu desteği nasıl kalıcı bir teşkilat gücüne dönüştüreceğiyle ölçülecek.
Siyasi açıdan en önemli soru artık şudur: Selda Sezgin, kendisine oy verenlerin desteğini korurken Keleş'e oy veren 3.359 üyeyi de kucaklayabilecek mi? Bu sorunun cevabı, önümüzdeki dönemde Yeni Parti'nin Sakarya'daki gücünü belirleyen temel etkenlerden biri olacaktır.













