Seçimi kazanmak başka, teşkilat yönetmek başka…
Yeni Parti Adapazarı İlçe Başkanlığı seçiminde Selen Gümüş ipi göğüsledi.
Öncelikle kendisini kutlamak gerekir.
Çünkü bu seçimde sahada çalışan, kapı kapı dolaşan, parti içerisindeki farklı kesimlere ulaşmaya çalışan bir Selen Gümüş profili vardı.
Kendisine yakın olanlarla yetinmedi.
Muhalif olarak görülenlere de, iktidara yakın duranlara da ulaşmaya çalıştı.
Partinin farklı renklerini bir araya getirme çabası gösterdi.
Ve sandıktan çıkan sonuç, bu çalışmanın karşılığını aldığını gösterdi.
Ama burada bir parantez açmak gerekiyor:
Selen Gümüş seçimi kazandı ama asıl sınavı şimdi başlıyor.
Çünkü seçim kazanmakla teşkilat yönetmek aynı şey değildir.
Şimdi herkesin gözü yeni ilçe başkanının oluşturacağı yönetimde olacak.
İşte tam bu noktada Selen Gümüş'ün çok dikkatli olması gerekiyor.
HATIR İÇİN YÖNETİCİ OLMAZ!
Siyasetin en büyük hastalıklarından biri budur.
Birileri destek verir...
Birileri seçimde yanında durur...
Birileri “Ben senin adamınım” der...
Sonra yönetim listesi hazırlanırken ortaya bir vefa borcu çıkar.
İşte tehlike tam burada başlar.
Bir kişinin seçimde destek vermiş olması, onun iyi bir yönetici olacağı anlamına gelmez.
Bir kişinin yakın arkadaş olması, teşkilata katkı sağlayacağı anlamına gelmez.
Bir kişinin güçlü bir çevresinin bulunması, parti yönetiminde başarılı olacağı anlamına hiç gelmez.
Yönetim kurulu, teşekkür listesi değildir!
Yönetim kurulu; emek isteyen, zaman isteyen, sorumluluk isteyen bir görevdir.
Bu nedenle Selen Gümüş'ün önündeki en önemli tercih şudur:
Hatır mı, liyakat mi?
Vereceği cevap, önümüzdeki dönemin de kaderini belirleyecektir.
“BENİ DESTEKLEDİ” ÖLÇÜ OLAMAZ
Seçim döneminde Selen Gümüş'ün yanında olanlar elbette önemlidir.
Fakat bir başkanın görevi, kendisini destekleyenleri ödüllendirmek değildir.
Bir başkanın görevi, partiyi ileri taşıyacak kadroyu kurmaktır.
Bugün yanında olan biri yarın teşkilatın en büyük yükü haline gelebilir.
Bugün kendisine mesafeli duran biri ise yarın partinin en çalışkan yöneticilerinden biri olabilir.
Siyasette bunun örneği çoktur.
Bu nedenle Selen Gümüş, yönetim listesini hazırlarken kişisel yakınlıklardan, seçim dönemindeki hesaplardan ve çevresel baskılardan mümkün olduğunca uzak durmalıdır.
Çünkü yanlış kurulmuş bir yönetimin bedelini yalnızca ilçe başkanı ödemez.
Bütün teşkilat öder.
KİMSE SELEN GÜMÜŞ'ÜN KOLTUĞUNDAKİ GÖLGE OLMAMALI
Bir başka önemli konu da şu:
Selen Gümüş, ilçe başkanı seçildiyse karar mekanizmasının merkezinde de kendisi olmalıdır.
Elbette danışacak.
Elbette dinleyecek.
Elbette farklı görüşlerden yararlanacak.
Ama kimsenin etkisi altında kalmamalı.
Çünkü başkanlık makamı, başkasının aklıyla yönetilecek bir makam değildir.
Selen Gümüş'ün seçim sürecinde kendisine destek olan kişilere teşekkür etmesi başka bir şeydir, bundan sonraki siyasi kararlarını onlara teslim etmesi başka bir şey.
Vefa başka, vesayet başka!
Aradaki farkın çok iyi korunması gerekiyor.
YÖNETİMDE İSİM DEĞİL, İŞ YAPACAK İNSAN ARANMALI
Yeni yönetimde olması gereken kriterler son derece açık.
Çalışacak.
Sahaya çıkacak.
İnsanlarla iletişim kuracak.
Partinin programını ve politikalarını anlatabilecek.
Teşkilatın yükünü omuzlayacak.
Kriz çıktığında ortadan kaybolmayacak.
Eleştiri geldiğinde küsmeyecek.
Başkanın her söylediğine “evet” demek yerine gerektiğinde doğruyu söyleyebilecek.
Kısacası;
koltuk arayan değil, sorumluluk alacak insanlar yönetimde yer almalı.
Çünkü artık vatandaşın siyasetten beklentisi çok farklı.
İnsanlar slogan değil, çalışma görmek istiyor.
İsim değil, sonuç görmek istiyor.
Kavga değil, çözüm görmek istiyor.
GEÇMİŞİN HESABIYLA GELECEK KURULMAZ
Selen Gümüş'ün önünde önemli bir fırsat daha var.
Seçim dönemindeki ayrışmaları geride bırakmak.
Kendisini destekleyenlerle desteklemeyenleri aynı çatı altında buluşturmak.
Ama bunu yaparken de herkese eşit mesafede durmak.
Ne intikam duygusuyla hareket etmeli ne de “gönül kırılmasın” diye yanlış isimlere sorumluluk vermeli.
Çünkü teşkilat yönetmek, herkesi memnun etme sanatı değildir.
Doğru zamanda doğru kararı verebilme sanatıdır.
Bazen bir kişiyi yönetime almamak gerekir.
Bazen çok sevdiğiniz bir insanla siyasi olarak yol yürümemek gerekir.
Bazen de size seçim kazandıran bazı isimlere “Teşekkür ederim ama bu görev için uygun değilsin” diyebilmek gerekir.
İşte liderlik biraz da budur.
SELEN GÜMÜŞ'E AÇIK ÇAĞRI
Selen Gümüş seçimde kendisine oy verenlerin değil, artık Adapazarı teşkilatının ilçe başkanıdır.
Bu nedenle bundan sonraki süreçte yapması gereken şey belli:
Kendi ekibini kurmalı.
Ama “kendi ekibi” derken kendisine biat eden insanları değil;
kendisiyle birlikte çalışan insanları seçmeli.
Parti içerisindeki farklı görüşleri dinlemeli.
Ancak son kararı kendisi vermeli.
Liyakati esas almalı.
Çalışmayacak kişilere sırf hatır için görev vermemeli.
Seçimde yanında olmayan fakat partiye katkı sağlayabilecek isimlere de kapıyı kapatmamalı.
Ve en önemlisi...
Hiç kimsenin gölgesinde kalmamalı.
Çünkü Selen Gümüş'ün başarısı, yönetim listesindeki isimlerin çokluğuyla değil, o isimlerin ortaya koyacağı performansla ölçülecek.
Bugün kurulacak yönetim, yarının Adapazarı teşkilatını şekillendirecek.
O nedenle bu liste bir “dostlar listesi” değil, gelecek kadrosu olmalı.
Son söz:
Selen Gümüş seçim sınavını geçti.
Şimdi önünde daha zor bir sınav var.
Kendi yönetimini oluşturacak.
Eğer bu yönetimi hatırla, baskıyla, kişisel yakınlıklarla değil; liyakatle, emekle ve çalışma azmiyle kurarsa, önünde güçlü bir teşkilat oluşturma fırsatı var.
Ama yanlış isimlerle, yanlış dengelerle ve başkalarının telkiniyle kurulacak bir yönetim, daha ilk günden başkanın elini kolunu bağlayabilir.
Bu nedenle bugün Selen Gümüş'ün vermesi gereken en önemli mesaj şu olmalı:
“Ben kimsenin başkanı değilim. Adapazarı teşkilatının başkanıyım.”
Ve şimdi herkesin beklediği cevap, kurulacak yönetim listesinde verilecek.
Bakalım Selen Gümüş, vefayı mı öne çıkaracak, liyakati mi?
İşte asıl hikâye şimdi başlıyor.
Hikmet Metin Çavdar













Sende yazdığına inandın Hikmet Bey Ecevit’in adayı Ecevit ne derse o olur