Sakarya siyasetinde yıllardır aynı cümleleri, aynı yöntemleri, aynı siyasi alışkanlıkları dinleyip duruyoruz.
Kürsüler değişiyor, isimler değişiyor, partiler değişiyor ama siyaset yapma biçimi çoğu zaman değişmiyor.
Birileri konuşuyor, diğerleri dinliyor.
Kararlar yukarıda alınıyor, tabana anlatılıyor.
Eleştiren uzaklaşıyor, soru soran bazen yalnız kalıyor.
Tam da böyle bir siyasi iklimde Selda Sezgin, Yeni Parti Sakarya İl Başkanlığı için adaylığını açıklıyor ve alışılmış siyasetin dışına çıkılması gerektiğini söylüyor.
İddiası net:
“Yeni siyaset.”
Peki nedir bu yeni siyaset?
Sezgin’in ortaya koyduğu çerçevede bunun karşılığı; ortak akıl, katılımcılık, özgürce ifade edebilme ve örgütsel dayanışma.
Yani üyelerin sadece seçim zamanı hatırlanmadığı, düşüncesinin de sözünün de değer gördüğü bir siyasi yapı.
Şimdi asıl soru şu:
Sakarya siyaseti buna hazır mı?
Çünkü “ortak akıl” demek kolaydır.
Asıl mesele, kendi fikrinizden farklı bir fikri dinleyebilmektir.
“Katılımcılık” demek kolaydır.
Asıl mesele, karar verirken başkasına da söz hakkı tanımaktır.
“Birlik” demek kolaydır.
Asıl mesele, sizinle aynı düşünmeyen insanla da yan yana durabilmektir.
İşte siyasetin gerçek sınavı burada başlıyor.
Kutuplaşmadan siyaset mümkün mü?
Sakarya’da da Türkiye’nin birçok yerinde olduğu gibi siyaset zaman zaman “biz ve onlar” dili üzerinden okunuyor.
Oysa şehir aynı şehir.
Sokak aynı sokak.
Dertler ortak.
Deprem gerçeği ortak.
Geçim derdi ortak.
İşsizlik, trafik, şehirleşme, çevre, eğitim ve gençlerin gelecek kaygısı ortak.
Farklı siyasi görüşlere sahip olabiliriz.
Ama aynı şehrin havasını soluyoruz.
Selda Sezgin’in adaylık mesajındaki en dikkat çekici noktalardan biri de tam burada ortaya çıkıyor:
“Bizi birbirimizden uzaklaştıran kutuplaşmaya karşı yan yana, omuz omuza duralım.”
Bu, kulağa hoş gelen bir siyasi slogan olarak da kalabilir.
Ya da gerçekten bir siyasi anlayışa dönüşebilir.
Bunu gösterecek olan ise sözler değil, bundan sonraki süreç olacaktır.
Çünkü siyasette asıl mesele ne söylediğiniz değil, söylediğinizin gereğini ne kadar yerine getirdiğinizdir.
Yeni isim mi, yeni anlayış mı?
Burada tartışılması gereken yalnızca Selda Sezgin’in adaylığı değil.
Daha büyük bir soru var:
Sakarya siyasetinde gerçekten yeni bir anlayış mümkün mü?
Yeni bir isim gelip eski yöntemlerle siyaset yaparsa ne değişir?
Hiçbir şey.
Ama yeni bir isim, yeni bir yönetim anlayışını tartışmaya açıyorsa, o zaman mesele kişilerin ötesine geçer.
Sezgin’in söylemi tam da bu nedenle dikkat çekiyor.
“Farklılıklarımızla birlikte, ortak dertlerimizden ve ortak umudumuzdan güç alalım” diyor.
Bu cümlenin siyasette karşılığı gerçekten kurulabilirse, tartışma sadece Yeni Parti’nin iç meselesi olmaktan çıkar.
Sakarya siyasetinin genel diline ilişkin bir tartışmaya dönüşür.
Artık herkes aynı şeyi söylemek zorunda değil
Belki de siyasetin en büyük yanılgılarından biri, birlik ile aynı düşünmeyi birbirine karıştırmak.
Oysa aynı düşünmek birlik değildir.
Birlik;
farklı düşünürken aynı masada kalabilmektir.
Eleştirirken düşmanlaşmamaktır.
Kaybederken küsmemektir.
Kazandığında ötekini yok saymamaktır.
Siyasetin ihtiyacı olan da biraz budur.
Çünkü sandık günü herkes aynı tercihi yapmak zorunda değil.
Ama sandıktan sonra aynı şehirde yaşamaya devam ediyoruz.
Söz artık sandalyede değil, sahada
Selda Sezgin’in adaylığı önümüzdeki süreçte elbette Yeni Parti’nin kendi içindeki siyasi yarış açısından değerlendirilecek.
Ancak ortaya koyduğu “yeni siyaset” iddiasının gerçek karşılığını bulması için önünde ciddi bir sınav var.
Üyeyi gerçekten karar mekanizmasına dahil etmek…
Farklı görüşlere gerçekten alan açmak…
Eleştiriyi tehdit olarak görmemek…
Örgüt içinde dayanışmayı güçlendirmek…
Ve en önemlisi, “ben” yerine “biz” diyebilmek.
Bunlar yapılabilirse, yeni siyaset söylemi anlam kazanır.
Yapılamazsa, geriye sadece güzel cümleler kalır.
Sakarya bekliyor
Şimdi gözler Yeni Parti Sakarya’daki sürece çevrilmiş durumda.
Bu yarışın sonunda kim seçilir, bunu sandık belirleyecek.
Ama daha önemli bir mesele var:
Nasıl bir siyaset anlayışı kazanacak?
Kişiler gelip geçer.
Kongreler yapılır, seçimler biter.
Ama siyasi kültür kalır.
Sakarya’nın ihtiyacı, birbirine bağıran daha fazla siyasetçi değil.
Birbirini dinleyen daha fazla insan.
Sadece kendi taraftarına değil, farklı düşünene de kulak veren bir siyaset.
Kutuplaşmadan beslenmeyen, ortak sorunlar üzerinden konuşabilen bir anlayış.
Selda Sezgin’in “Gelin, birlikte yürüyelim. Yeni yolları birlikte açalım. Çünkü yeni bir siyaset mümkün” sözleri bu nedenle bir adaylık cümlesinden daha fazlasını tartışmaya açıyor:
Sakarya gerçekten yeni bir siyaset istiyor mu?
Şimdi mesele, bu soruya kimin ne cevap vereceğinde.
Çünkü artık sözün değil,
siyaset yapma biçiminin değişip değişmeyeceğine bakacağız.
Ve Sakarya siyaseti için asıl manşet belki de tam burada:













