CHP Sakarya’da son dönemde yaşanan gelişmelere bakıldığında, bu soruya verilecek cevap aslında örgüt içindeki uygulamalarda gizli: Disiplin gerçekten ilke temelli ve herkese eşit mi uygulanıyor, yoksa dönemsel siyasi gerilimlerin bir aracı mı oluyor? Siyasi partilerde disiplin mekanizması elbette gereklidir. Parti programına, tüzüğüne ve örgüt düzenine aykırı davranışlar karşısında disiplin süreçlerinin işletilmesi kurumsal bir zorunluluktur. Ancak bu mekanizma eşitlik ve tutarlılık ilkesine dayanmadığında, doğal olarak “disiplin mi, siyasi hesaplaşma mı?” tartışması doğar. Sakarya’da bugün konuşulan mesele de tam olarak bu. Aynı veya benzer davranışların farklı dönemlerde farklı şekillerde değerlendirilmesi, örgüt tabanında soru işaretleri oluşturuyor. Hafızalar çok eski değil. Bir dönem Hendek’te yapılan bir toplantıda, bugünün il başkanı Oğuz Can Curoğlu ile o dönem CHP Grup Başkanvekili olan Engin Özkoç arasında yaşandığı söylenen “el sıkmama” meselesi uzun süre konuşulmuştu. Siyasette bu tür sembolik tavırlar çoğu zaman ciddi tartışmalara yol açabilir. Ancak o süreçte herhangi bir disiplin mekanizmasının işletilmemesi dikkat çekmişti. Bugün ise daha farklı tartışmaların hızla disiplin dosyalarına dönüşmesi, bazı partililer tarafından “ölçü ve eşitlik” sorunu olarak görülüyor. Çünkü disiplin mekanizması yalnızca belirli isimler üzerinde işletildiğinde, ister istemez bunun bir örgüt içi siyasi mücadele aracı olduğu algısı güçleniyor. Oysa güçlü bir siyasi örgütte disiplin, korkulan bir mekanizma değil; herkes için aynı kuralların geçerli olduğu bir güven sistemi olmalıdır. Bu yüzden Sakarya’daki tartışmanın özü şurada yatıyor: Ve tam da bu nedenle örgüt içinde giderek daha yüksek sesle şu soru soruluyor: CHP Sakarya’da disiplin mi var, yoksa disiplin üzerinden yürüyen bir siyaset mi?
Eğer kurallar herkese aynı şekilde uygulanıyorsa, ortada disiplin vardır.
Ama kurallar kişilere ve dönemlere göre değişiyorsa, o zaman tartışma artık disiplin değil, siyasetin kendisidir.










