Karası Ölüme Bulaştı

Karası Ölüme Bulaştı

 

Nice madenci, evine ekmek götürmek uğruna canını feda ediyor. Ateş düştüğü yeri yakıyor; ailelerini, çocuklarını, sevdiklerini geride bırakıp toprağa karışıyorlar.

Ardında kalan sevdiklerine ise asıl büyük kıyamet kopuyor. Bir ömür boyu dinmeyecek acılar, yüreklerde kor gibi yanmaya devam ediyor.

Uzun uzun yazmak gerekirken cümleler ağırlaşıyor; sözler acıyor. Kalemin yükü artıyor, kelimeler yetmiyor.

Uzun lafın kısası; ölüm geldi başa, baş boyun eğdi. Canlar toprağa karıştı; geriye ise hasret, gözyaşı ve yüreklerde kapanmayan yaralar kaldı.

 

Karası Ölüme Bulaştı

Karası ölüme bulaştı…

Zifiri karanlıkta ışığı mumla arayanların yeriydi maden.
Karası bulaşmıştı
ellerine, yüzlerine,
bir de alındaki yazılarına.

Ecel geldi başa,
baş boyun eğdi.
Toprak çöktü,
can verdi maden uğruna.

Nice canlar toprağa karıştı,
ateş düştü evlerine,
aileleri dağıldı.

Nice eşler,
çocuklar,
geride kalan hayatlar…

Asıl kıyamet koptu onlara.

Madenciydi;
eceli geldi.
Meleklere, nurlara, ışıklara karıştı.
Karanlıktan aydınlığa, ışığa yürüdü.

Zararda olan kim?

Madeni yıkılan,
üç beş kuruş kazanan,
kazandığını har vurup savuran mı?

Oysa
canı pahasına evine emek götüren,
ekmeğini kazanan oldu.

Karası ölüme bulaştı,
canları toprağa karıştı.
Ateş, yangın oldu yüreklerde;
kıyametin büyüğü koptu ailelerinde.

Ölüm geldi başa,
baş boyun eğdi.
Canlar toprağa karıştı,
madenci maden uğruna.

Işıkları bol olsun inşallah,
aydınlatsın nurlar yollarını.
Mekânları cennetü’l-âlâ olsun,
Allah’tan rahmet yağsın topraklarına.

Tuğba Tunçer

 

) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

maden ölüm ölüm