Hiç Bir İktidar Sonsuz Değildir
Hiçbir İktidar Sonsuz Değildir
Her ülkenin hafızasında unutulmayan dönemler vardır. Bir yanda makamların gölgesinde büyüyen güç, diğer yanda hayatın yükünü omuzlayan insanlar…
Tarlasında yetiştirdiği ürünü emeğinin karşılığıyla satamayan köylü, yıllarca çalışıp emekli olduğunda geçim derdiyle baş başa kalan yaşlılar, alın teriyle yaşamını kazanan işçiler, sabah umutla açtığı dükkânını akşam zarar ederek kapatan esnaf ve geleceğini eğitimde arayan gençler… Bu şiir, işte onların çoğu zaman duyulmayan sessizliğinden doğdu.
Çünkü demokrasi yalnızca seçimlerden ibaret değildir. Demokrasi; insanların korkmadan konuşabildiği, düşüncelerini özgürce ifade edebildiği, adaletin herkese eşit uygulandığı, hukukun güçlüden değil haklıdan yana olduğu, emeğin karşılığını bulduğu ve çocukların eşit fırsatlarla büyüyebildiği bir yaşam düzenidir.
Tarih boyunca hiçbir iktidar sonsuza kadar sürmedi. Güç de makam da alkışlar da zamanı geldiğinde yerini başkalarına bıraktı. Ancak geride kalan; adaletle yönetilen toplumlar, insan onuruna yakışır yaşam mücadeleleri ve halkın hafızası oldu.
Bu şiir, gücü elinde tutanlara yöneltilmiş bir tehdit değil; tarihin değişmeyen gerçeğini hatırlatan vicdani bir çağrıdır. Çünkü makamlar geçicidir, vicdan ise kalıcıdır.
Şiirde geçen köylü, emekli, işçi, esnaf ve genç yalnızca birer birey değildir. Onlar, milyonlarca insanın ortak sesi, ortak umudu ve ortak mücadelesidir. İfade özgürlüğü, hukukun üstünlüğü, sendikal haklar, insanca yaşanabilecek bir ücret, zenginliğin adil paylaşılması ve fırsat eşitliği ise herhangi bir siyasi görüşün değil, daha adil bir toplum özleminin simgeleridir.
"Hiçbir İktidar Sonsuz Değildir", gücün geçiciliğini, halkın ise kalıcılığını anlatır. Çünkü tarih defalarca göstermiştir ki; en büyük saraylardan, en yüksek kürsülerden ve en gür alkışlardan daha güçlü olan tek şey, halkın vicdanı ve zamanın adaletidir.
Bu eser; umudunu kaybetmeyenlere, hakkını barışçıl yollarla arayanlara, adalet özlemini yüreğinde taşıyanlara ve yarının daha özgür, daha eşit ve daha adil olacağına inanan herkese adanmıştır.
Hikmet Metin Çavdar
Hiç Bir İktidar Sonsuz Değildir
Sanmayın ki
iktidar avuçta tutulan bir demirdir;
avuç terler,
demir paslanır,
zaman en sert hâkimdir.
Saraylar yükselir,
kürsüler büyür,
mikrofonlar çoğalır belki...
Ama bir köylünün nasırlı eli
bütün saltanatlardan daha ağırdır.
Bir emekli var,
eczanenin kapısında ömrünü sayıyor.
Bir işçi var,
akşam eve ekmekten önce yorgunluğunu götürüyor.
Bir esnaf var,
kepengini indirirken
kasasında değil,
yüreğinde eksilen parayı sayıyor.
Çocuklar büyüyor;
kimi kitap kokusuyla,
kimi açlığın sessizliğiyle...
Oysa aynı göğün altında
hiçbir çocuk
eşitsizliğe mahkûm doğmamalı.
Özgürlük dedikleri
yalnızca meydanlarda konuşmak değildir;
bir gazetecinin kalemidir,
bir öğrencinin sorusudur,
bir annenin korkmadan yarına bakabilmesidir.
Adalet dedikleri
yalnızca mahkeme salonları değildir;
işçinin alın teridir,
çiftçinin buğdayıdır,
öğretmenin kara tahtasıdır,
hakkını arayanın titremeyen sesidir.
Hukuk,
güçlünün sopası olursa
adalet öksüz kalır.
Demokrasi,
yalnız seçim günü hatırlanırsa
sandık bile utanır.
Ey gücü elinde tutanlar!
Rüzgâr size ait değildir;
bugün omzunuza konar,
yarın başka yollara düşer.
Kalabalıkların alkışı
bir mevsimlik çiçektir;
solunca
geriye yalnız vicdan kalır.
Unutmayın...
Toprak hiçbir koltuğu ezberlemez.
Ama her ayak izini saklar.
Bugün yukarıdan bakanları da,
yarın aşağıdan bakanları da
aynı sessizlikle dinler.
Öyleyse...
Paylaşın ekmeği;
çoğalsın umut.
Yükseltin asgari ücreti;
kimse alın terini açlığa satmasın.
Sendikalar korkuyla değil,
özgür iradeyle büyüsün.
Esnaf dükkânını umutla açsın,
çiftçi tarlasını bereketle sürsün,
işçi çocuklarının yüzüne
çekinmeden bakabilsin.
Okulların kapısı
her çocuğa aynı güneşi açsın.
Zenginlik birkaç avuç elde değil,
milyonların sofrasında çoğalsın.
Çünkü...
Bir ülke;
en yüksek binasıyla değil,
en mutlu çocuğuyla büyüktür.
Bir devlet;
en güçlü ordusuyla değil,
adaletiyle ayaktadır.
Ve bilin ki...
Halk sabırlıdır;
ama hafızası toprak gibidir.
Yağmuru da saklar,
kanı da,
ekmeği de,
ihaneti de.
Günün birinde
hesabı sandık sorar,
vicdan sorar,
tarih sorar.
İşte o gün
koltuklar değil,
insana bıraktığınız iz konuşur.
Hikmet Metin Çavdar