Döndüremez bu kervanı kardeşim,
dağlar bilir,
ırmaklar bilir,
ekmeğini taşa sürerek büyüten analar bilir.
Bu yol
bir kişinin yolu değildir artık.
Bu yol,
çocuğunun beslenme çantasına
yarım elma koyan babanın yoludur.
Bu yol,
sabah ezanından önce
servis bekleyen işçinin,
kuruyan tarlasında
göğe bakıp yağmur duası eden köylünün,
defterine umut yazan öğrencinin yoludur.
Ne diplomalarla kurulur memleket,
ne de bir mühürle yıkılır.
Koskoca ülkenin vicdanı,
bir dosyanın arasına sıkışmaz.
Hakikat,
karakol duvarına asılan tutanak değildir.
Hakikat,
meydandaki milyonların nefesidir.
Korkuyorlar kardeşim...
Çünkü korku,
halkın ayağa kalktığı gün başlar.
Bir avuç gölge,
güneşi perde sanıyor.
Oysa güneş,
bir kez doğdu mu
hiçbir perde tutamaz.
Bak,
şehirlerin betonuna çatlak düşüyor.
O çatlaklardan
çocuk sesleri yükseliyor.
Kadınlar yükseliyor.
Gençler yükseliyor.
Emekliler,
işsizler,
öğretmenler,
çiftçiler...
Bir ülke
ayağa kalkıyor yavaş yavaş.
Kimse döndüremez artık.
Ne korkuyla...
Ne yasakla...
Ne mahkeme koridorlarında çoğaltılan kâğıtlarla...
Ne gece yarısı kararlarıyla...
Çünkü umut,
mühür istemez.
Vicdan,
izin belgesi taşımaz.
Halk,
bir kez yürümeye başladı mı,
önüne çekilen duvarı
taş taş söker.
Ey rüzgâr!
Al bu sözü
Toroslara götür.
Munzur’a bırak.
Kaz Dağları’na bırak.
Çukurova’nın sıcağına bırak.
Karadeniz’in dalgasına bırak.
Anadolu duysun:
Bir halk,
kendi kaderini yeniden yazıyor.
Döndüremez bu kervanı artık hiçbir güç.
Çünkü bu kervan,
ekmeğin,
adaletin,
özgürlüğün,
çocukların gülüşünün,
yarına inanan milyonların kervanıdır.
Yürür...
Tozu dumana katarak yürür.
Türküler söyleyerek yürür.
Yıkılsa da yürür.
Yansa da yürür.
Çünkü tarih bilir;
halkın yürüyüşü başladığında,
önünde hiçbir saltanat,
hiçbir korku,
hiçbir karanlık
uzun süre ayakta kalamaz.
Hikmet Metin Çavdar
18.07.2026 https://www.edebiyatdefteri.com/siir/1750772/yuruyen-halk-durmaz.html Burada yayınlanmıştır...
dağlar bilir,
ırmaklar bilir,
ekmeğini taşa sürerek büyüten analar bilir.
Bu yol
bir kişinin yolu değildir artık.
Bu yol,
çocuğunun beslenme çantasına
yarım elma koyan babanın yoludur.
Bu yol,
sabah ezanından önce
servis bekleyen işçinin,
kuruyan tarlasında
göğe bakıp yağmur duası eden köylünün,
defterine umut yazan öğrencinin yoludur.
Ne diplomalarla kurulur memleket,
ne de bir mühürle yıkılır.
Koskoca ülkenin vicdanı,
bir dosyanın arasına sıkışmaz.
Hakikat,
karakol duvarına asılan tutanak değildir.
Hakikat,
meydandaki milyonların nefesidir.
Korkuyorlar kardeşim...
Çünkü korku,
halkın ayağa kalktığı gün başlar.
Bir avuç gölge,
güneşi perde sanıyor.
Oysa güneş,
bir kez doğdu mu
hiçbir perde tutamaz.
Bak,
şehirlerin betonuna çatlak düşüyor.
O çatlaklardan
çocuk sesleri yükseliyor.
Kadınlar yükseliyor.
Gençler yükseliyor.
Emekliler,
işsizler,
öğretmenler,
çiftçiler...
Bir ülke
ayağa kalkıyor yavaş yavaş.
Kimse döndüremez artık.
Ne korkuyla...
Ne yasakla...
Ne mahkeme koridorlarında çoğaltılan kâğıtlarla...
Ne gece yarısı kararlarıyla...
Çünkü umut,
mühür istemez.
Vicdan,
izin belgesi taşımaz.
Halk,
bir kez yürümeye başladı mı,
önüne çekilen duvarı
taş taş söker.
Ey rüzgâr!
Al bu sözü
Toroslara götür.
Munzur’a bırak.
Kaz Dağları’na bırak.
Çukurova’nın sıcağına bırak.
Karadeniz’in dalgasına bırak.
Anadolu duysun:
Bir halk,
kendi kaderini yeniden yazıyor.
Döndüremez bu kervanı artık hiçbir güç.
Çünkü bu kervan,
ekmeğin,
adaletin,
özgürlüğün,
çocukların gülüşünün,
yarına inanan milyonların kervanıdır.
Yürür...
Tozu dumana katarak yürür.
Türküler söyleyerek yürür.
Yıkılsa da yürür.
Yansa da yürür.
Çünkü tarih bilir;
halkın yürüyüşü başladığında,
önünde hiçbir saltanat,
hiçbir korku,
hiçbir karanlık
uzun süre ayakta kalamaz.
Hikmet Metin Çavdar
18.07.2026 https://www.edebiyatdefteri.com/siir/1750772/yuruyen-halk-durmaz.html Burada yayınlanmıştır...






