Üyeye güveniyorsanız, bu güven neden yarım kalıyor?
Siyasette en çok duyduğumuz sözlerden biri demokrasi…Üyeler karar verecek, üyeler seçecek, partinin geleceğini üyeler belirleyecek…Ne güzel!Genel başkanı üyeler seçecek.Cumhurbaşkanı adayını üyeler belirleyecek.
Milletvekili adaylarını üyeler seçecek.
İl başkanını, ilçe başkanını üyeler seçecek.Peki, burada bir durup sormak gerekmiyor mu?Madem partinin geleceğine üyeler karar verecek, neden iş yönetim kadrolarına gelince bu yetki üyeden alınıyor?İlçe başkanını ben üye olarak seçebiliyorum ama o ilçe başkanının birlikte çalışacağı yönetim kurulu üyelerini neden ben seçemiyorum?İl başkanını seçme hakkım var ama onunla birlikte görev yapacak il yönetimini neden belirleyemiyorum?Disiplin kurulu üyelerini neden ben seçemiyorum?Kurultayda partimi temsil edecek delegeleri neden doğrudan ben belirleyemiyorum?Şimdi soruyorum:Bu nasıl bir üyelik demokrasisi?Milletvekili adayını belirleyecek kadar üyeye güveniyorsunuz. Cumhurbaşkanı adayını belirleme yetkisini üyeye veriyorsunuz. Ama aynı üyeye kendi ilçe ve il yönetimini seçme hakkı tanımıyorsunuz.Burada bir çelişki yok mu?Milletvekili seçilecek kişiyi belirleyebilen üye, kendi ilçesinde birlikte çalışacağı yönetim kurulunu seçemeyecek mi?Cumhurbaşkanı adayını belirleyebilen üye, disiplin kurulu üyelerini ve kurultay delegelerini seçme yeterliliğine sahip değil mi?Bence burada ciddi biçimde tartışılması gereken bir mesele var.Bir partide üyeye sadece başkan seçme hakkı vermek, ona bütün kararları verme yetkisi tanımak anlamına gelir mi?Bir ilçe başkanı tek başına bir teşkilat değildir. Bir il başkanı da tek başına bir örgütü temsil etmez. Onların arkasında çalışan, mücadele eden, sahaya çıkan, kapı kapı dolaşan yönetim kadroları vardır.O hâlde bu kadroları belirleme hakkı neden üyelerin elinde olmasın?Eğer bir üye, ilçe başkanını seçebilecek olgunlukta ve yetkinlikte görülüyorsa, aynı üye o ilçe yönetiminde görev yapacak kişileri seçebilecek yeterliliğe de sahiptir.Üyeye güveniyorsanız, güveninizi yarım bırakmayın.Demokrasi, işimize gelen yerde üyeye yetki vermek, işimize gelmeyen yerde o yetkiyi başka mekanizmalara bırakmak değildir.Üyeler sadece seçim zamanı hatırlanacak insanlar değildir.Partinin yükünü taşıyan da üyedir, sokakta partiyi anlatan da üyedir, seçim zamanı kapı kapı dolaşan da üyedir. Ama iş karar vermeye gelince üyenin iradesi neden bu kadar daraltılıyor?Benim savunduğum anlayış açık:Ben ilçe başkanını seçiyorsam, ilçe yönetimini de seçmeliyim.İl başkanını seçiyorsam, il yönetimini de seçmeliyim.Disiplin kurullarında görev alacak isimleri ve partimi kurultayda temsil edecek delegeleri de üyeler olarak biz belirleyebilmeliyiz.Elbette bunun hukuki ve tüzüksel altyapısı oluşturulmalı. Seçimlerin nasıl yapılacağı, adaylık şartları ve oy kullanma usulleri açıkça düzenlenmeli.Kimsenin lütfuna ihtiyacımız yok. İstediğimiz şey, üyeliğin gerçek anlamda söz sahibi olması.Çünkü demokrasi yalnızca sandık kurmak değildir. Sandıkta kimin seçileceğine karar verme hakkını da üyeye teslim etmektir.Bir parti kendi içinde demokrasiyi ne kadar yaşatabiliyor ki ülkeye demokrasi vaat etsin?Benim itirazım tam da burada.Üyeye karar verme hakkı tanıyorsanız, bu hakkı yarım bırakmayın.Demokrasi, sadece genel başkanı, cumhurbaşkanı adayını ve milletvekili adaylarını seçmek değildir. Kendi örgütünün nasıl yönetileceğine de karar verebilmektir.Ve son bir sorum var:Genel başkanı, cumhurbaşkanı adayını, milletvekili adayını seçebilen üye; kendi il ve ilçe yönetimini seçemeyecek kadar mı yetersiz görülüyor?Yoksa üyeye güvenmek, sadece söylemlerde mi güzel duruyor?









