Algoritmanın Görmediği Gülüş
Bir gün mahkeme salonunda ya da bir televizyon ekranında büyük harflerle "ADALET" yazısını görmek, insana güven vermeliydi. Fakat şair fark etti ki bazen kelimeler ışıl ışıl görünse de anlamlarını yitirebiliyor. Kameraların, canlı yayınların, sosyal medya etiketlerinin ve algoritmaların yön verdiği bir çağda, hakikatin sesi çoğu zaman gürültünün arasında kayboluyor.
Tam da bu yüzden şiirin merkezine bir çocuk yerleşti. Çünkü çocuk, henüz ezberlerle kirlenmemiş vicdanı temsil ediyordu. Onun masum gülüşü, kurulu düzeni değil; düzenin eksik bıraktığı adaleti sorguluyordu. Yetişkinlerin sustuğu yerde çocuk, tek bir cümleyle gerçeği dile getiriyordu: "Bir kelime insanın yüzüne bakmıyorsa, yalnızca mürekkeptir."
Bu şiir; ekranların, manşetlerin ve dijital kalabalıkların ötesinde, asıl adaletin insanın vicdanında yaşadığına dair bir inancın ürünüdür. Çünkü gündem değişir, paylaşımlar unutulur, dosyalar kapanır; ama vicdanın sessiz itirazı hiçbir zaman çevrim dışı kalmaz. Bu şiir de o itirazın sesi olmak için yazılmıştır.
Bir ekranda yazıyordu:
ADALET.
Pikselleri pırıl pırıldı,
fontu yeniydi,
ama harflerin nabzı atmıyordu.
Salon değil artık,
kameralar dolduruyordu havayı.
Mikrofonlar kaydediyor,
telefonlar canlı yayın açıyor,
algoritmalar
kimin alkışlayacağını
önceden biliyordu.
Bir çocuk güldü.
Öyle kahkaha değil,
insanın içinden
yanlışlıkla kaçan
küçücük bir gülüş.
"Düzeni bozuyorsun!" dediler.
Sanki düzen,
tek başına doğruluktu.
Sanki sessizlik,
hakikatin kardeşiydi.
Çocuk,
duvardaki kelimeye baktı.
"Adalet..."
Dedi ki kendi kendine:
"Bir kelime,
insanın yüzüne bakmıyorsa,
yalnızca mürekkeptir."
Bir anda
ekranlar çoğaldı.
Etiketler açıldı.
Yorumlar aktı.
Linç nöbetine duran kalabalıklar,
gerçeği değil,
trend olanı savundu.
Ve duvardaki yazı,
binlerce kez paylaşıldı.
Ama
bir tek vicdanda
karşılık bulamadı.
Çünkü bugün
hakikat,
bildirim sesleri arasında
kayboluyor bazen.
Çünkü bugün
adaletin cübbesi ütülü,
ama cepleri sessizlik dolu.
Çünkü bugün
insanın yüzünü değil,
verisini okuyor bazı zamanlar dünya.
Bir gülüş kaldı geriye.
Sunucular kapandı,
kameralar söndü,
gündem değişti,
başlıklar eskidi.
Ama o gülüş,
sunucuların silemediği,
algoritmaların göremediği,
raporlara girmeyen,
arşivlerden taşan
bir itiraz gibi
yaşamaya devam etti.
Çünkü bazen
bir insan susturulur.
Bazen
bir dosya kapanır.
Bazen
kararlar mühürlenir.
Ama hiçbir çağda
vicdanın
itiraz hakkı
güncellenemez.
Ve hiçbir iktidar,
hiçbir mahkeme,
hiçbir algoritma,
insanın içinde
ayağa kalkan
adaleti
çevrim dışı bırakamaz.
Hikmet Metin Çavdar