<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
		
         <channel>
         <title>HC Haber Ajansı</title>
         <link>https://www.hchaberajansi.com.tr</link><item>
		   <title>Serhat Erişir'in Soruları Neden Önemli?" İmar Planları Kimin İçin Yapılıyor?"</title>
		   <description><![CDATA[]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[Sakarya Büyükşehir Belediye Meclisi’nin mayıs ayı toplantısında yaşanan tartışma, aslında kent yönetiminde uzun süredir biriken önemli bir sorunu yeniden gözler önüne sermiştir: “Önce uygulama, sonra plan” anlayışı.

CHP’li meclis üyesi Serhat Erişir’in dile getirdiği eleştiriler, yalnızca bir parsel ya da bir imar maddesiyle sınırlı değildir. Erişir’in dikkat çektiği konu, şehircilik ilkeleri açısından son derece ciddi bir tartışmayı gündeme taşımaktadır. Çünkü modern şehircilikte esas olan; planın önceden yapılması, uygulamanın ise bu plana uygun biçimde yürütülmesidir. Eğer bir bölgede önce fiili uygulama yapılıyor, ardından plan değişiklikleriyle bu durum meşrulaştırılmaya çalışılıyorsa burada kamuoyunun sorgulama hakkı doğar.

Meclis gündeminin 49. maddesinde yer alan Serdivan Cumhuriyet Mahallesi’ndeki plan değişikliği teklifi hakkında Erişir’in yaptığı çıkış, tam da bu nedenle önemlidir. Muhalefetin görevi yalnızca el kaldırıp indirmek değil; kamu adına denetim yapmak, soru sormak ve şeffaflık talep etmektir. Bir belediye meclis üyesinin “Bu süreç nasıl işledi?” diye sorması kadar doğal bir durum olamaz.

Ne yazık ki Türkiye’de yerel yönetimlerde eleştiriye tahammül kültürü giderek zayıflıyor. Erişir’in sözlerine karşı verilen sert tepkiler, tartışmanın özünü gölgeledi. Oysa mesele bağırmak ya da siyasal refleks göstermek değil; kamu yararının korunup korunmadığını konuşmaktır. Eğer ortada hukuka ve planlama esaslarına uygun bir süreç varsa, bunun en güçlü cevabı şeffaf belgeler ve sağlıklı açıklamalar olurdu.

Bir diğer dikkat çekici nokta ise, mecliste tansiyon yükseldiğinde eleştirinin içeriğinin değil, eleştiriyi yapan kişinin hedef alınmasıdır. Bu yaklaşım demokratik kültüre zarar verir. Belediye meclisleri, farklı görüşlerin özgürce ifade edildiği yerler olmalıdır. Muhalefetin susturulmaya çalışıldığı bir ortamda sağlıklı şehircilik politikaları üretmek mümkün değildir.

Bugün Sakarya’nın en büyük ihtiyacı; kişisel tartışmalar değil, hesap verebilir yönetim anlayışıdır. İmar konusu ise günlük siyasetin çok ötesinde, doğrudan şehrin geleceğini ilgilendiren hayati bir meseledir. Çünkü yapılan her plan değişikliği, yalnızca bugünü değil; çocuklarımızın yaşayacağı kenti de şekillendirir.

Bu nedenle Serhat Erişir’in ortaya koyduğu itiraz, siyasi kimlikten bağımsız olarak değerlendirilmelidir. Sorulan sorulara öfkeyle değil, açıklıkla cevap verilmesi; Sakarya’da demokrasi ve şehircilik adına çok daha değerli olacaktır.

 
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/serhat-erisir-in-sorulari-neden-onemli-imar-planlari-kimin-icin-yapiliyor-5433.jpg</image>
		   <media:content url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/serhat-erisir-in-sorulari-neden-onemli-imar-planlari-kimin-icin-yapiliyor-5433.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/serhat-erisir-in-sorulari-neden-onemli-imar-planlari-kimin-icin-yapiliyor-5433-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/serhat-erisir-in-sorulari-neden-onemli-imar-planlari-kimin-icin-yapiliyor-5433.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.hchaberajansi.com.tr/serhat-erisir-in-sorulari-neden-onemli-imar-planlari-kimin-icin-yapiliyor/398/</link>
		   <pubDate>Mon, 11 May 2026 16:37:57 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Casusluk Davası: Sızıntı İmamoğlu'ndan önce yaşanmış</title>
		   <description><![CDATA[Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile siyasal danışmanı ve kampanyacısı Necati Özkan ve gazeteci Merdan Yanardağ’ın tutuklu yargılandığı casusluk davası başlıyor. Savcılık sızıntı ve casusluk iddialarını öne sürüyor ancak mahkemenin atadığı bilirkişi dahi veri sızıntısının 2019’dan önce olduğunu tespit etti.]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun İBB Davası haricinde tutuklu olduğu bir diğer dosya olan ‘Casusluk Davası’nın ilk duruşması, bugün görülecek.

Casusluk Davası’nda İmamoğlu’nun yanı sıra, siyasi danışmanı ve kampanya direktörü Necati Özkan ve gazeteci Merdan Yanardağ tutuklu yargılanıyor. Sanıkların 20 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

YABANCI SERVİSLERLE İŞBİRLİĞİ VE SIZINTI İDDİASI

4 Temmuz 2025'te "casusluk" suçlamasıyla tutuklanan ve etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için ifade veren Hüseyin Gün'ün iddiaları üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında Silivri’deki Marmara Cezaevi Kampüsü girişinde bulunan duruşma salonunda görülecek dava şu iki temel iddia üzerine kurgulandı:

- “İstanbul Senin" ve "İBB Hanem" gibi belediye uygulamaları üzerinden 3,7 milyon kullanıcının kişisel verileri ile 11 milyon vatandaşın seçmen ve sandık bilgilerinin yabancı istihbarat servislerine veya dış yapılara sızdırıldığı öne sürülüyor. Savcılık, bu veri aktarımının basit bir teknik hata değil; Türkiye’nin iç siyasetini dizayn etmeye yönelik bir "siyasal casusluk" faaliyeti olduğunu savunuyor.

- 2019 yerel seçimleri döneminde yabancı servislerle iş birliği yapılarak seçmen profili analizleri yapıldığı ve bu stratejik çalışmaların "casusluk" faaliyeti kapsamında değerlendirildiği iddia ediliyor.

MAHKEMENİN ATADIĞI BİLİRKİŞİ: SIZINTI İMAMOĞLU’NDAN ÖNCE

Ancak mahkemenin atadığı bilirkişinin hazırladığı rapora göre, veri sızıntısı 2019’dan önce yani Ekrem İmamoğlu döneminden önce yaşandı.

Bilirkişinin hazırladığı ve mart ayında mahkemeye sunduğu 62 sayfalık raporun sonuç kısmında, iddianamede bahsi geçen verilerin ibb.gov.tr veri tabanından ele geçirilip geçirilmediğine ilişkin yapılan iş ve işlemlere dair tutanak, bilgi ya da belge olmadığından herhangi bir değerlendirme yapmanın mümkün olmadığı ifade ediliyor.

Raporda, sızdığı belirtilen verilerin kamuya açık alanlarda bulunduğu belirtildi ve “Söz konusu verilerin daha önce gerçekleşmiş veri ihlalleri kapsamında internete yansımış olabileceğini göstermektedir” deniliyor.

Yani bilirkişi raporunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın aksine, suçlamaya konu sızıntıların İmamoğlu döneminden önce yapıldığına dikkat çekiliyor.

TEBRİK MESAJI TALİMAT OLMUŞ

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek davanın iddianamesinin büyük bir bölümü, Hüseyin Gün’ün not defterleri, dijital materyalleri ve "Wickr" gibi yüksek gizlilikli haberleşme programları üzerinden yaptığı iddia edilen yazışmalara dayanıyor.

İddiaya göre, itirafçı olan Hüseyin Gün, İmamoğlu’nun danışmanı Necati Özkan’la irtibat kurdu ve Ekrem İmamoğlu’nun seçimleri kazanması için birlikte çalıştılar. Ancak, iddianamede yer alan HTS kayıtları da incelendiğinde, Gün ile Özkan’ın 2019 yılından sonra 2025 yılının mart ayına kadar yani 6 yıl boyunca hiç olmamış. Gün’ün 19 Mart operasyonundan 9 gün önce Necati Özkan’a attığı mesajda, 6 yıldır konuşmadıkları anlaşılıyor.

Ancak savcılık, ikilinin Wickr adlı programdan haberleştiğini iddia ediyor. Bu iddiaya kanıt olarak da  Hüseyin Gün’ün Özkan’a, Wickr programını kastederek “See you W” mesajını atması olarak gösteriliyor. Ancak “See you W” iddianamedeki gibi “Wickr’a bak” anlamına gelmiyor. Halkla ilişkiler ve reklam camiasında sıkça kullanılan bir kalıp olan “See you W”, “Başarılarını takip ediyorum” anlamında kullanılıyor.

AK PARTİLİ BAKANLAR VE MİT BAŞKANI’YLA İLİŞKİLİ

İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığını engellemek için yapılmış bir siyasi kurgu olduğu ifade edilen Casusluk Davası’nda yargılanan Hüseyin Gün’ün,  AKP’li bakanlarla ilişkileri dikkat çekici. Ancak iddianamede bu yönde bir suçlama yer almıyor. ‘Casus’ olduğu iddia edilen Gün’ün, eski AKP’li bakanlar Kürşat Tüzmen ve Egemen Bağış’ın yanı sıra, şimdilerde Türkiye’nin istihbarat teşkilatı olan MİT’in başkanı İbrahim Kalın’la birlikte oldukları bir fotoğraf da kamuoyuna yansıdı. Ancak bu isimlerden Gün’le ilgili herhangi bir açıklama gelmedi.

KAYNAK: https://istanbulyargiliyor.com/tr/
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/casusluk-davasi-sizinti-imamoglu-ndan-once-yasanmis-2096.jpeg</image>
		   <media:content url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/casusluk-davasi-sizinti-imamoglu-ndan-once-yasanmis-2096.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/casusluk-davasi-sizinti-imamoglu-ndan-once-yasanmis-2096-t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/casusluk-davasi-sizinti-imamoglu-ndan-once-yasanmis-2096.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.hchaberajansi.com.tr/casusluk-davasi-sizinti-imamoglu-ndan-once-yasanmis/397/</link>
		   <pubDate>Mon, 11 May 2026 15:27:59 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Casusluk Davası 'itirafçısı' Gün: Devlet adına verilen yetki belgesiyle hareket ettim</title>
		   <description><![CDATA[İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da yargılandığı ‘Casusluk Davası’nda savunma yapan tutuklu Hüseyin Gün, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yurt dışında Türkiye adına aktif görevlerde bulunduğunu ileri sürdü. Gün, dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı olan Fuat Oktay tarafından verilen 'tam yetki belgesi' ile hareket ettiğini söyledi. Gün, bu yetki belgesini avukatının mahkemeye sunacağını belirtti.]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[‘Casusluk Davası’nın ilk duruşması bugün Silivri’de görülmeye başladı.

Duruşma, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak ifade veren Hüseyin Gün'ün savunmasıyla başladı.

'LORDLAR KAMARASI'NIN KAPISININ TÜRKİYE'YE AÇILMASINI SAĞLADIM'

Savunmasında Gün, İngiliz Parlamentosu’nun üst kanadı olan Lordlar Kamarası'nın kapılarının Türkiye'ye açılmasında büyük rol oynadığını belirtti.

Gün, o dönemki toplantıya katılan isimler arasında Egemen Bağış (Dönemin Devlet Bakanı), İbrahim Kalın (Bugünkü MİT Başkanı, o dönemin Başbakanlık Başdanışmanı), Fuat Oktay (Eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı), Kürşat Tüzmen, Yaşar Yakış, Suat Kınıklıoğlu ve Nursuna Memecan olduğunu söyledi.

'FUAT OKTAY TARAFINDAN VERİLEN TAM YETKİ BELGESİ İLE HAREKET ETTİM'

Savunmasında Gün, emniyet güçleri tarafından el konulan cep telefonundaki imaj kayıtlarında ve dava dosyasındaki eklerde, devlet adına yürüttüğü faaliyetlerin kanıtlarının bulunduğunu söyledi.

Gün, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yurt dışında Türkiye adına aktif görevlerde bulunduğunu ve bu kapsamda dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı olan Fuat Oktay tarafından verilen 'tam yetki belgesi' ile hareket ettiğini belirtti. Gün, bu yetki belgesini avukatının mahkemeye sunacağını söyledi.

'FETÖ MENSUPLARININ DEŞİFRE EDİLMESİ İÇİN ÇALIŞTIM'

Ayrıca savunmasında Gün, 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası özellikle Avrupa ve Amerika’daki firari FETÖ mensuplarının deşifre edilmesi için çalıştığını söyledi.

CASUSLUK DAVASI

'Casusluk' iddiasıyla geçen yıl tutuklanan ve etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için ifade veren Hüseyin Gün’ün iddiaları üzerine İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, danışmanı Necati Özkan ve gazeteci Merdan Yanardağ hakkında 'siyasal casusluk' iddiasıyla dava açıldı.

İstanbul Başsavcılığınca; Ekrem İmamoğlu, Hüseyin Gün, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında hazırlanan iddianamede, 'suç tarihi' olarak 2019-2025 yılları arası işaret edilirken üç isim hakkında 20’şer yıla kadar hapis cezası istendi.

Kaynak:https://istanbulyargiliyor.com/tr/
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/casusluk-davasi-itirafcisi-gun-devlet-adina-verilen-yetki-belgesiyle-hareket-ettim-6808.jpeg</image>
		   <media:content url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/casusluk-davasi-itirafcisi-gun-devlet-adina-verilen-yetki-belgesiyle-hareket-ettim-6808.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/casusluk-davasi-itirafcisi-gun-devlet-adina-verilen-yetki-belgesiyle-hareket-ettim-6808-t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/casusluk-davasi-itirafcisi-gun-devlet-adina-verilen-yetki-belgesiyle-hareket-ettim-6808.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.hchaberajansi.com.tr/casusluk-davasi-itirafcisi-gun-devlet-adina-verilen-yetki-belgesiyle-hareket-ettim/396/</link>
		   <pubDate>Mon, 11 May 2026 15:21:11 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Egemen'in Mutlu Günü Ailesini Buluşturdu</title>
		   <description><![CDATA[Emin Çavdar ve Sevda Çavdar, oğulları Egemen Çavdar’in doğum gününü aileleriyle birlikte kutladı.]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[Sevda Çavdar ve Ahmet Emin Çavdar, oğulları Egemen Çavdar’in doğum gününü aileleriyle birlikte kutladı.

Pamukova’da anneannesinin bahçesinde düzenlenen samimi kutlamada aile bireyleri bir araya gelirken, renkli görüntüler ortaya çıktı. Doğum günü pastasının kesildiği kutlamada mutluluk ve neşe hâkim oldu.

Anne ve baba Emin ile Sevda Çavdar, oğulları Egemen için duygusal mesaj vererek, “İyi ki doğdun Egemen, hayatımızı güzelleştirdin. Her şey gönlünce olsun oğlum” ifadelerini kullandı.

Aile sıcaklığının ön planda olduğu kutlama, hatıra fotoğrafları çekilmesiyle sona erdi.



 




]]></content:encoded>
		   <image>https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/egemen-in-mutlu-gunu-ailesini-bulusturdu-1781.jpg</image>
		   <media:content url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/egemen-in-mutlu-gunu-ailesini-bulusturdu-1781.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/egemen-in-mutlu-gunu-ailesini-bulusturdu-1781-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/egemen-in-mutlu-gunu-ailesini-bulusturdu-1781.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.hchaberajansi.com.tr/egemen-in-mutlu-gunu-ailesini-bulusturdu/395/</link>
		   <pubDate>Sun, 10 May 2026 22:01:47 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Ekonomik Çaresizlik ve Sakarya'da Artan İntiharlar Ne Anlatıyor?</title>
		   <description><![CDATA[]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[Türkiye’nin birçok şehrinde olduğu gibi Sakarya’da da neredeyse her gün bir intihar haberiyle karşılaşmak artık sıradan bir durum haline geldi. Oysa hiçbir insanın yaşamına son vermesi sıradan değildir. Her haber, bir evin yıkılışı, bir annenin sessiz gözyaşı, bir babanın çaresizliği, bir kardeşin ömür boyu taşıyacağı acıdır. Son olarak Serdivan’da ailesiyle yaşayan genç bir adamın çatı katında asılı halde bulunması, ardından kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirmesi, toplumun içinde büyüyen derin bir krizin acı bir göstergesi oldu. Aynı gün içerisinde Sakarya’da üç kişinin intihar ederek hayatına son vermesi ise artık olayların bireysel değil, toplumsal bir mesele haline geldiğini açıkça ortaya koyuyor.

Bugün insanlar yalnızca psikolojik sorunlarla değil; işsizlik, borç yükü, geçim derdi, gelecek kaygısı ve sosyal baskılarla mücadele ediyor. Özellikle gençler için hayat her geçen gün daha ağır hale geliyor. Üniversite mezunu olup iş bulamayan, çalışan ama geçinemeyen, ev kurmayı hayal bile edemeyen binlerce insan sessizce tükeniyor. Birçok kişi yaşadığı ekonomik sıkıntıları ailesine bile anlatamıyor. Çünkü toplumda “başarısız” görünme korkusu, insanları içine kapanmaya itiyor.

Eskiden bir evde tek maaşla geçinmek mümkünken bugün iki kişinin çalıştığı aileler bile temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Kira fiyatları, faturalar, market giderleri ve borçlar insanların omzunda taşınamaz bir yük oluşturuyor. Özellikle kredi kartı ve icra baskısı altında yaşayan vatandaşlar kendilerini çıkmazda hissediyor. Bu durum zamanla psikolojik çöküşe dönüşüyor. İnsan, çaresiz kaldığında yalnızca cebini değil, umutlarını da kaybediyor.

Sakarya gibi gelişen ve sanayi şehri olarak görülen bir yerde bile insanların yaşamlarına son vermesi, ekonomik krizin ne kadar derinleştiğini gösteriyor. Çünkü mesele sadece para değil; geleceğe dair inancın kaybolmasıdır. İnsanlar artık çalışarak düze çıkabileceklerine inanmıyor. Gençler gelecek planı yapamıyor, aileler çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayamamanın utancını yaşıyor. Birçok kişi geceleri borç mesajlarıyla uyuyor, sabah ise yeni bir zam haberiyle güne başlıyor.

Toplum olarak en büyük hatalardan biri ise intihar eden insanları sadece “psikolojik sorunları vardı” diyerek açıklamaya çalışmak oluyor. Elbette ruh sağlığı çok önemli bir mesele. Ancak ekonomik baskının insan psikolojisini doğrudan etkilediği gerçeği görmezden gelinemez. Sürekli geçim derdi yaşayan, geleceğinden korkan, kendini değersiz hisseden bir insanın ruhsal olarak ayakta kalması her zaman kolay değildir.

Bu noktada sadece devlet kurumlarına değil, topluma da büyük sorumluluk düşüyor. İnsanların birbirini dinlemeye, anlamaya ve destek olmaya ihtiyacı var. Ekonomik sıkıntı yaşayan insanları küçümsemek, borçlarından dolayı yargılamak ya da “herkes zor durumda” diyerek geçiştirmek, sorunları daha da büyütüyor. Bir insan bazen sadece anlaşılmak istediği için hayata tutunabilir.

Uzmanlar uzun süredir ekonomik krizlerin intihar oranlarını artırdığına dikkat çekiyor. İşsizlik, gelir eşitsizliği ve sosyal güvencesizlik arttıkça toplumda umutsuzluk da büyüyor. Bu nedenle çözüm yalnızca bireysel değil; sosyal ve ekonomik politikalarla mümkündür. İnsanların insanca yaşayabileceği gelir düzeyi, psikolojik destek hizmetleri, gençler için istihdam imkanları ve sosyal dayanışma projeleri artık ertelenemez ihtiyaçlar haline gelmiştir.

Sakarya’da yaşanan bu acılar yalnızca haber başlığı olarak kalmamalı. Her intihar haberi, toplumun bir yerinde alarm verdiğini gösteriyor. Çünkü insanlar ölmek istedikleri için değil, yaşamak için bir yol bulamadıkları için hayatlarına son veriyor. Ve bir toplumda insanlar umutlarını kaybetmeye başladıysa, asıl tehlike tam da orada başlıyor.

Bugün Türkiye’de milyonlarca insan yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda duygusal bir yorgunluk da yaşıyor. İnsanlar artık sadece “geçinemiyoruz” demiyor; “nefes alamıyoruz” diyor. Çünkü ekonomik kriz yalnızca sofradaki ekmeği küçültmüyor, insanın içindeki yaşama isteğini de azaltıyor. Özellikle son yıllarda artan hayat pahalılığı, işsizlik ve borç yükü toplumun geniş kesimlerinde görünmeyen bir travma oluşturdu.

Sakarya’da yaşanan son olaylar bunun en acı örneklerinden biri oldu. Serdivan’da genç bir adamın yaşamına son vermesi, Karasu ve Adapazarı’nda benzer haberlerin peş peşe gelmesi artık tesadüf değil. Bu olaylar, toplumun sessiz bir çöküş yaşadığını gösteriyor. İnsanlar gün içinde normal görünmeye çalışıyor ama geceleri borç hesaplarıyla, icra korkusuyla, gelecek endişesiyle baş başa kalıyor.

Birçok insan psikolojik destek almak istese bile ekonomik nedenlerle buna ulaşamıyor. Özel psikolog ücretleri birçok aile için karşılanamaz durumda. Devlet hastanelerinde ise aylar sonrasına randevu veriliyor. Yani hem ekonomik hem ruhsal olarak sıkışan insanlar çoğu zaman yalnız bırakılıyor. Oysa intihar bir anda verilen karar değildir; çoğu zaman uzun süre biriken çaresizliğin sonucudur.

Sosyal medya da bu baskıyı büyüten unsurlardan biri haline geldi. İnsanlar başkalarının “mükemmel hayatlarını” izlerken kendi yaşamlarını daha değersiz hissetmeye başlıyor. Gençler işsiz, umutsuz ve geleceğe dair güvensiz büyüyor. Birçoğu artık hayal kurmuyor çünkü hayallerin bile ekonomik maliyeti var. Ev almak, araba sahibi olmak, hatta evlenmek bile birçok genç için ulaşılmaz hale geldi.

Toplum olarak kaybettiğimiz en önemli şeylerden biri dayanışma duygusu oldu. Eskiden insanlar birbirinin derdini daha fazla paylaşırdı. Şimdi herkes kendi ekonomik savaşını verdiği için başkasının acısını görmeye vakit bulamıyor. Oysa bir insanın hayatını kurtaran bazen büyük çözümler değil, küçük bir destek, bir telefon, bir “nasılsın?” sorusu olabilir.

Yetkililerin yalnızca ekonomik verileri değil, toplumun ruh halini de görmesi gerekiyor. Çünkü rakamlar düzelebilir ama kaybedilen hayatlar geri gelmez. İntihar haberlerinin sıradanlaşması en büyük tehlikedir. Bir toplum ölümlere alışmaya başladığında vicdani çöküş de başlamış demektir.

Bugün Sakarya’da yaşananlar aslında Türkiye’nin birçok şehrinde yaşanan ortak bir tablonun yansımasıdır. İnsanlar çalışıyor ama geçinemiyor, yaşıyor ama umut edemiyor. Ve umut kaybolduğunda insan kendisini karanlığın içinde hissediyor.

Bu nedenle artık sadece ekonomik değil, insani bir seferberliğe ihtiyaç var. İnsanların yeniden geleceğe inanması gerekiyor. Gençlerin yaşamaktan korkmadığı, ailelerin çocuklarına mahcup olmadığı, insanların borç yüzünden ölümü düşünmediği bir düzen kurulmadan bu acılar bitmeyecek.

Çünkü hiçbir insan, yalnızca parasız kaldığı için hayatından vazgeçmek zorunda kalmamalı.

İntihar vakalarının artmasının arkasında tek bir neden yok. Ancak bugün Türkiye’de yaşanan ekonomik tablo, sosyal baskılar ve geleceksizlik duygusu bu olayların en önemli sebeplerinden biri haline gelmiş durumda. İnsanlar sadece maddi sıkıntı yaşamıyor; aynı zamanda değersizlik, yalnızlık ve çıkışsızlık hissiyle mücadele ediyor. Özellikle uzun süredir devam eden ekonomik kriz, toplumun ruh sağlığını derinden etkiliyor.

Birçok insan artık maaşıyla ay sonunu getiremiyor. Asgari ücret daha ele geçmeden kira, faturalar ve borçlara gidiyor. Emekliler temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor, gençler iş bulamıyor, çalışanlar ise geçinemiyor. İnsanlar sürekli daha fazla çalışıyor ama yaşam standartları her geçen gün düşüyor. Bu durum zamanla yalnızca ekonomik değil psikolojik bir çöküşe dönüşüyor. Çünkü insan emeğinin karşılığını alamadığında, geleceğe dair umut da kayboluyor.

Özellikle borç baskısı büyük bir travmaya dönüştü. Banka kredileri, kredi kartları, icra dosyaları ve varlık şirketlerinin baskısı altında yaşayan binlerce insan kendisini köşeye sıkışmış hissediyor. Bazıları ailesine belli etmeden bu yükü taşımaya çalışıyor. Dışarıdan normal görünen birçok insan aslında sessiz bir çöküş yaşıyor. Ve ne yazık ki bazıları bu çıkmazdan kurtulmanın yolunu yaşamına son vermekte görüyor.

Ancak toplumun en çok tartıştığı konulardan biri de iktidarın bu olaylar karşısındaki sessizliği oluyor. Çünkü peş peşe gelen intihar haberlerine rağmen çoğu zaman kapsamlı sosyal politikalar yerine yalnızca kısa açıklamalar yapılıyor. Ekonomik sorunların vatandaş üzerindeki psikolojik etkisi yeterince konuşulmuyor. İşsizlik, yoksulluk ve geçim sıkıntısının insanları nasıl çaresizliğe sürüklediği çoğu zaman görmezden geliniyor.

İktidar temsilcileri genellikle ekonomik veriler, büyüme rakamları ya da yatırımlardan bahsederken toplumun yaşadığı gerçek hayat başka bir tablo gösteriyor. Markette fiyatlara bakıp geri koyan insanlar, çocuğuna harçlık veremeyen babalar, ev kirasını düşünmekten uyuyamayan gençler var. Bu sessizlik toplumda daha büyük bir kırılma yaratıyor. Çünkü insanlar sadece ekonomik destek değil, anlaşılmak ve görülmek de istiyor.

Bir başka sorun ise intihar haberlerinin çoğu zaman bireysel olay gibi sunulması. “Psikolojik sorunları vardı” denilerek mesele daraltılıyor. Oysa ekonomik koşulların ruh sağlığını doğrudan etkilediği artık bilimsel bir gerçek. Sürekli stres altında yaşayan, gelecek kaygısı taşıyan ve sosyal güvencesi olmayan insanların psikolojik olarak yıpranması kaçınılmazdır.

Sakarya’da aynı gün içinde yaşanan intihar vakaları aslında toplumun verdiği sessiz alarmdır. Bu sadece o insanların değil, bir sistemin çöküş sinyalidir. İnsanlar artık yaşamayı değil, hayatta kalmayı düşünüyor. Ve bir ülkede vatandaşlar yaşam mücadelesini tek başına vermeye bırakılıyorsa, orada yalnızca ekonomik değil vicdani bir kriz de vardır.

Devletin görevi yalnızca yollar, binalar yapmak değil; vatandaşın yaşam umudunu korumaktır. İnsanların iş bulabildiği, insanca yaşayabildiği, borç yüzünden korkmadığı bir düzen kurulmadan bu acılar devam edecektir. Çünkü toplumun en büyük ihtiyacı sadece para değil; adalet, güven ve geleceğe dair umuttur.

Bugün gelinen noktada insanlar sadece ekonomik krizle değil, aynı zamanda büyük bir güvensizlik duygusuyla da mücadele ediyor. Çünkü vatandaş artık yarın ne olacağını bilmiyor. Sabah işe gidip akşam işsiz kalma korkusu, her ay yeni zamlarla karşılaşma endişesi, kiraların sürekli yükselmesi ve hayatın giderek pahalanması toplumda büyük bir baskı oluşturuyor. Bu baskı özellikle gençler üzerinde daha ağır hissediliyor.

Üniversite mezunu binlerce genç iş bulamıyor. İş bulanlar ise düşük maaşlarla, ağır çalışma koşulları altında yaşam savaşı veriyor. Gençler artık gelecek planı yapamıyor. Evlenmek, ev sahibi olmak, hatta başka bir şehirde yaşamak bile birçok kişi için hayal haline geldi. Sürekli çalışan ama yine de geçinemeyen bir toplum ortaya çıktı. İnsanlar yorgun, öfkeli ve umutsuz.

En acı olan ise intihar haberlerinin artık toplumda şaşkınlık yaratmaması. İnsanlar her gün yeni bir ölüm haberi görüyor ve birkaç dakika sonra hayatlarına devam ediyor. Çünkü ekonomik kriz o kadar derinleşti ki toplum acıya karşı bile hissizleşmeye başladı. Oysa her intihar haberi aslında devletin sosyal politikalarının, ekonomik düzenin ve toplumsal dayanışmanın sorgulanması gereken bir olaydır.

İktidarın sessizliği ise bu tartışmaları daha da büyütüyor. Çünkü vatandaşlar yalnızca ekonomik çözüm değil, empati de görmek istiyor. İnsanlar yönetenlerin halkın yaşadığı gerçek hayatı görmesini bekliyor. Ancak televizyonlarda anlatılan ekonomik tablo ile vatandaşın markette, pazarda ve evinde yaşadığı gerçekler birbirinden çok farklı. Bir tarafta “ekonomi büyüyor” söylemleri varken diğer tarafta çocuğuna süt alamayan aileler bulunuyor.

Bu durum toplumda ciddi bir kırgınlık oluşturuyor. Çünkü insanlar seslerini duyuramadıklarını düşünüyor. Özellikle borç nedeniyle intihar eden ya da geçim sıkıntısı yüzünden yaşamına son veren insanların ardından yapılan yüzeysel açıklamalar, toplumun vicdanını rahatlatmıyor. İnsanlar artık gerçek sorunların açıkça konuşulmasını istiyor.

Sadece ekonomik verilerle toplumsal huzur sağlanamaz. Çünkü insan yalnızca karnıyla değil, umutlarıyla da yaşar. Eğer bir ülkede gençler geleceğe inanmıyorsa, emekliler yaşam mücadelesi veriyorsa, çalışan insanlar yoksulluk sınırının altında yaşıyorsa orada derin bir sosyal problem vardır.

Bugün Sakarya’da yaşananlar yarın başka şehirlerde yaşanıyor. Türkiye’nin dört bir yanında insanlar aynı sorunları dile getiriyor: geçim sıkıntısı, işsizlik, borçlar, yalnızlık ve çaresizlik. Ve bu sorunlar çözülmedikçe intihar haberleri sadece sayı olarak artmaya devam edecek.

Oysa hiçbir ekonomik kriz insan hayatından daha değerli değildir. Devletin temel görevi vatandaşını yaşatmak, korumak ve ona insanca yaşayabileceği koşulları sağlamaktır. İnsanlar ölüm haberleriyle değil, umut veren gelişmelerle uyanmak istiyor. Çünkü toplum artık sadece ekonomik olarak değil, ruhsal olarak da nefes almak istiyor.

Ve belki de bugün sorulması gereken en önemli soru şudur: İnsanlar neden ölmek istiyor değil, neden yaşamak için yeterince neden bulamıyor?

Sonuç olarak bugün yaşanan intiharlar sadece bireysel trajediler değildir. Bunlar; ekonomik çöküşün, toplumsal yalnızlığın, adaletsizlik hissinin ve geleceğe dair kaybolan umudun ağır sonuçlarıdır. Sakarya’da peş peşe gelen ölüm haberleri aslında Türkiye’nin içine sürüklendiği ruh halinin acı bir özeti haline gelmiştir.

Bir toplumda insanlar yaşamaktan çok hayatta kalmayı düşünüyorsa, gençler geleceğini başka ülkelerde arıyorsa, aileler çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayamadığı için çaresizlik yaşıyorsa orada yalnızca ekonomik değil, vicdani bir kriz vardır. İntihar eden insanlar geride sadece acı değil, cevaplanması gereken büyük sorular bırakıyor.

Bugün yapılması gereken şey bu ölümleri sıradan haberler gibi görmek değil; insanların neden bu noktaya geldiğini cesaretle konuşmaktır. Çünkü gerçekler sustukça sorunlar büyüyor. Ekonomik kriz inkâr edildikçe, toplumun yaşadığı psikolojik yıkım görmezden gelindikçe, insanlar kendilerini daha yalnız hissediyor.

Oysa hiçbir insan borçları nedeniyle ölümü düşünmek zorunda kalmamalı. Hiçbir genç işsizlik yüzünden hayattan kopmamalı. Hiçbir anne baba çocuklarına mahcup olduğu için geceleri uyuyamamalı.

Toplumun yeniden nefes alabilmesi için sadece ekonomik rakamların değil, insan hayatının merkeze alınması gerekiyor. Adaletin, eşitliğin, sosyal dayanışmanın ve umut duygusunun yeniden güçlenmesi gerekiyor. Çünkü umut kaybolduğunda toplum da yavaş yavaş çöküyor.

Ve unutulmamalıdır ki bir ülkenin gerçek gücü; binalarında, yollarında ya da rakamlarında değil, vatandaşlarının yaşama tutunma isteğinde saklıdır. İnsanlar artık ölüm haberleri değil, yaşama sevinci duymak istiyor. Çünkü herkesin insanca yaşayabildiği bir ülke, yalnızca ekonomik olarak değil, vicdan olarak da güçlü bir ülkedir.Formun Üstü

Formun Altı

Hikmet Metin Çavdar
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/ekonomik-caresizlik-ve-sakarya-da-artan-intiharlar-ne-anlatiyor-7005.png</image>
		   <media:content url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/ekonomik-caresizlik-ve-sakarya-da-artan-intiharlar-ne-anlatiyor-7005.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/ekonomik-caresizlik-ve-sakarya-da-artan-intiharlar-ne-anlatiyor-7005-t.png"/>
<enclosure url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/ekonomik-caresizlik-ve-sakarya-da-artan-intiharlar-ne-anlatiyor-7005.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.hchaberajansi.com.tr/ekonomik-caresizlik-ve-sakarya-da-artan-intiharlar-ne-anlatiyor/394/</link>
		   <pubDate>Thu, 07 May 2026 11:39:27 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Murat Dalkılıç, sahnelere muhteşem bir dönüş yaptı</title>
		   <description><![CDATA[Uzun bir aradan sonra sahnelere geri dönen Murat Dalkılıç, Türk pop müziğinin unutulmaz isimlerinden biri olarak hayranlarıyla buluştu.]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[İSTANBUL'DA MUHTEŞEM BİR KONSER

Önceki akşam İstanbul Jolly Joker Atakent Tema’da verdiği konserle adeta bir gövde gösterisi sergileyen Dalkılıç, günler öncesinden tükenen biletleriyle de dikkat çekti. Konserde, geçmişten günümüze hafızalarda yer eden hit şarkılarını peş peşe seslendiren sanatçı, sahne enerjisiyle izleyenleri büyüledi.

UNUTULMAZ ANLAR YAŞANDI

Sadece hit şarkıları değil, sahnede söylemekten keyif aldığı özel eserlerle de dinleyicilerine unutulmaz anlar yaşatan Dalkılıç, Jolly Joker Atakent Tema’yı dolduran kalabalıktan büyük alkış aldı. Son dönemde sosyal medya üzerinden paylaştığı konser takvimiyle de hayranlarını heyecanlandıran sanatçı, “Efsane geri döndü!” yorumlarıyla karşılandı.
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/murat-dalkilic-sahnelere-muhtesem-bir-donus-yapti-6720.webp</image>
		   <media:content url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/murat-dalkilic-sahnelere-muhtesem-bir-donus-yapti-6720.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/murat-dalkilic-sahnelere-muhtesem-bir-donus-yapti-6720-t.webp"/>
<enclosure url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/murat-dalkilic-sahnelere-muhtesem-bir-donus-yapti-6720.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.hchaberajansi.com.tr/murat-dalkilic-sahnelere-muhtesem-bir-donus-yapti/393/</link>
		   <pubDate>Wed, 06 May 2026 15:20:34 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Siyaset, Yargı ve "Mutlak Butlan" Gölgesinde CHP</title>
		   <description><![CDATA[]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[ 

Türkiye’de siyaset ile yargı arasındaki hassas denge, son günlerde yeniden yoğun bir tartışmanın merkezine oturdu. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Kasım 2023’te gerçekleştirdiği 38. Olağan Kurultay’a ilişkin açılan “mutlak butlan” davası, sadece bir parti içi mesele olmaktan çıkarak ülke gündeminin en üst sıralarına yerleşti. Çünkü bu dava, yalnızca hukuki bir karar üretmekle kalmayabilir; aynı zamanda siyasi dengeleri doğrudan etkileyebilecek sonuçlar doğurma potansiyeli taşıyor.

Tartışmanın fitilini ateşleyen açıklamalardan biri, AK Parti eski MYK üyesi Şamil Tayyar’dan geldi. Tayyar, mahkemenin kararını yazdığı ancak açıklamanın bilinçli olarak geciktirildiği yönünde bir iddia ortaya attı. “Karar yazıldı, zamana yayılıyor” ifadesi, kamuoyunda ciddi soru işaretleri doğurdu. Eğer bu iddia doğruysa, yargı süreçlerinin sadece hukuki değil, aynı zamanda siyasi takvim ve gelişmeler doğrultusunda şekillendiği gibi bir algı ortaya çıkabilir.

Ancak bu iddiaya karşı farklı bir değerlendirme de MHP cephesinden geldi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, dosyanın istinaf aşamasında olduğunu belirterek henüz kesinleşmiş bir karar bulunmadığını vurguladı. Bu açıklama, kamuoyunda dolaşan “karar hazır” söyleminin tartışmalı olduğunu gösteriyor. Yani ortada iki farklı anlatı var: Biri kararın hazır olduğu ama bekletildiği yönünde, diğeri ise sürecin halen devam ettiği ve hukuki prosedürlerin işlediği yönünde.

Bu çelişkili açıklamalar, ister istemez kamuoyunun zihninde şu soruyu güçlendiriyor: Türkiye’de yargı süreçleri ne kadar bağımsız ilerliyor? Elbette bu sorunun net bir cevabı yok. Ancak algının kendisi bile, en az gerçekler kadar etkili. Çünkü vatandaş için önemli olan yalnızca adaletin sağlanması değil, aynı zamanda adaletin sağlandığına inanılmasıdır.

CHP cephesi ise sürece oldukça sert bir dille karşılık veriyor. Genel Başkan Özgür Özel’in açıklamaları, bu davanın siyasi bir müdahale aracı olarak görüldüğünü açıkça ortaya koyuyor. Parti yönetimi, kurultaydan çıkan iradenin meşru olduğunu vurgularken, yargı üzerinden bir sonuç üretilmeye çalışıldığı iddialarına karşı net bir duruş sergiliyor.

Özgür Özel’in son çıkışı ise tartışmanın tonunu daha da yükseltti. Kullandığı ifadeler, yalnızca bir siyasi eleştiri değil, aynı zamanda tabana ve kamuoyuna verilmiş güçlü bir mesaj niteliği taşıyor:

“Şahsiyetsiz, karaktersiz, utanmazların hesabını sandıkta millet görecek, defterini millet dürecek. Bana kalmamış. Maaş alarak yandaş basına çıkanlara, her akşam ücreti karşılığında partisini tartıştıranlara, umudunu butlana, şutlana koyanlara söylüyorum, hey, hepinize söylüyorum: ‘İstiyorsan hakka varmayı, meslek edin gönül almayı. Bırak saraylara mermer olmayı, toprak ol bağrında güller yetişsin.’ Sarayın mermerlerinde oturanlara söylüyorum. Saraydan medet umanlara söylüyorum. Milletin vermediğini, delegenin vermediğini saraydan dilenenlere söylüyorum.”

Bu sözler, CHP yönetiminin süreci yalnızca hukuki bir dava olarak değil, doğrudan siyasi bir mücadele olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Aynı zamanda parti tabanına yönelik bir mobilizasyon çağrısı ve “nihai kararın sandıkta verileceği” vurgusu içeriyor.

Öte yandan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yaptığı açıklama dikkat çekici bir denge mesajı içeriyor. “CHP’nin içi karıştırılmamalı, zedelenmemeli” sözleri, siyasi rekabetin sınırlarına dair önemli bir hatırlatma niteliğinde. Bu yaklaşım, farklı siyasi partilerin kurumsal bütünlüğünün korunmasının demokratik sistem açısından önemine işaret ediyor.

Peki, “mutlak butlan” kavramı neden bu kadar önemli? Hukuki açıdan mutlak butlan, bir işlemin baştan itibaren geçersiz sayılması anlamına gelir. Eğer mahkeme bu yönde bir karar verirse, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı yok hükmünde kabul edilebilir. Bu durumda sadece kurultay değil, o kurultay sonucunda oluşan tüm yönetim yapısı da tartışmalı hale gelir. Hatta daha ileri senaryolarda, partiye kayyum atanması gibi ihtimaller bile gündeme gelebilir.

Bu noktada mesele yalnızca CHP’nin iç yapısı olmaktan çıkıyor. Böyle bir karar, Türkiye’de siyasi partilerin işleyişine ve yargının bu süreçlere müdahale sınırlarına dair daha geniş bir tartışmayı tetikleyebilir. Çünkü bir siyasi partinin yönetiminin yargı kararıyla değişmesi, demokratik temsil ve siyasi irade açısından son derece hassas bir konudur.

Son haftalarda kulislerde dolaşan iddialar da bu hassasiyeti daha da artırıyor. Mahkemenin “mutlak butlan” kararı vereceği ve bu yolla mevcut yönetimin görevden uzaklaştırılacağı yönündeki söylentiler, henüz doğrulanmamış olsa da kamuoyunda güçlü bir beklenti ve aynı ölçüde bir endişe yaratmış durumda.

Tüm bu gelişmeler ışığında, asıl belirleyici olan yalnızca mahkemenin vereceği karar olmayacak. Kararın nasıl alındığı, ne zaman açıklandığı ve hangi gerekçelere dayandığı da en az sonucu kadar önemli olacak. Çünkü bu süreç, toplumun adalet sistemine duyduğu güveni doğrudan etkileyebilir.

Demokratik sistemlerde yargı, yalnızca hukuku uygulayan bir mekanizma değil, aynı zamanda toplumsal güvenin temel dayanaklarından biridir. Bu nedenle yargının bağımsızlığı kadar, bağımsız görünebilmesi de hayati öneme sahiptir. Aksi halde, en doğru kararlar bile kamuoyunda tartışmalı hale gelebilir.

Sonuç olarak Türkiye, bir kez daha kritik bir eşikte bulunuyor. Siyaset ve yargı arasındaki bu hassas denge, önümüzdeki günlerde verilecek kararlarla birlikte daha da netleşecek. Ancak hangi sonuç ortaya çıkarsa çıksın, asıl mesele bu sürecin demokratik ilkelere ne kadar uygun ilerlediği olacak.

Çünkü günün sonunda kazanan ya da kaybeden yalnızca siyasi partiler değil; aynı zamanda hukuk devleti ilkesine duyulan güven olacak. Ve bu güven, bir ülkenin en değerli sermayesidir.

 

Hikmet Metin Çavdar-hchaberajansi
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/siyaset-yargi-ve-mutlak-butlan-golgesinde-chp-9760.jpg</image>
		   <media:content url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/siyaset-yargi-ve-mutlak-butlan-golgesinde-chp-9760.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/siyaset-yargi-ve-mutlak-butlan-golgesinde-chp-9760-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/siyaset-yargi-ve-mutlak-butlan-golgesinde-chp-9760.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.hchaberajansi.com.tr/siyaset-yargi-ve-mutlak-butlan-golgesinde-chp/392/</link>
		   <pubDate>Wed, 06 May 2026 12:08:20 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Özgür Aras'tan hayat dersleri... İrem Derici itirafı: 'En çılgını o!'</title>
		   <description><![CDATA[İletişim danışmanı Özgür Aras, Murat Aygen'in programına konuk oldu. Aras; Ajlan Büyükburç kaybı, Süleyman Demirel ile anısı ve Sezen Aksu'nun desteğini anlatırken, beraber çalıştığı en çılgın isim olarak İrem Derici'yi gösterdi.]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[Ünlü iletişim danışmanı Özgür Aras, oyuncu Murat Aygen'in YouTube programı 'Profesyoneller' serisine konuk oldu. Sanat dünyasının perde arkasını aralayan Özgür Aras, hem hayatındaki dönüm noktalarını hem de birlikte çalıştığı ünlülerle ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı.

'ŞÖHRET DEDİĞİNİZ ŞEY BÜYÜK BİR YANILSAMA'

15 yaşında İstanbul'a geldiği yılları anlatan Özgür Aras, o dönem yaşadığı zorlukların ve en yakın arkadaşı Ajlan Büyükburç'un kaybının hayatını tamamen değiştirdiğini belirterek, '15 yaşında İstanbul'a gelmiş bir çocuk: Cebimde sıfır delikli bir para bile yoktu. Her şeyi çalışarak kazandım. Ama şöhret dediğimiz şey dışarıdan göründüğü gibi değil. İnsanlar ona bambaşka bir anlam yüklüyor. İstanbul'a geldiğimde ilk ve en yakın arkadaşım Ajlan Büyükburç'tu. Hayatla ilgili yaşadığım her şeyi onunla paylaşıyordum. Ama bir sabah Ajlan'ı trafik kazasında kaybettik. O gün anladım ki şöhret, o renkli ışıklar: Hepsi bir yalan.' dedi.

Özgür Aras, o günden sonra kendine bir söz verdiğini de dile getirdi:

'İyi insan olacaksın, paylaşmayı bileceksin, yardım edeceksin. Birinin başı sıkıştığında yanında olacaksın. Ve ne olursa olsun geçmişine hep sahip çıkacaksın. Hayat beni bugüne böyle getirdi.'

SÜLEYMAN DEMİREL'LE UNUTAMADIĞI ANI

Özgür Aras programda, genç yaşta 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile yaşadığı ilginç anıyı da ilk kez anlattı.

Çevre bilinci için plastiklerden bir 'canavar' yapma fikriyle Süleyman Demirel'e ulaşmaya çalıştığını söyleyen Özgür Aras, yaşadıklarını şöyle aktardı:

'Numarasını buldum, arıyorum arıyorum açan yok. Bir gün telefon açıldı. Anlattım, 'Plastiklerden bir canavar yapacağım' dedim. 'Tamam evladım yarın gel' dedi. Güniz Sokak'a gittim. İçeri girince her yerde Süleyman Demirel fotoğrafları: Zangır zangır titremeye başladım. Nazmiye Demirel merdivenlerden indi, 'Hoş geldin evladım' dedi. Sonra kapı açıldı, Süleyman Demirel içeride oturuyor. Masada bir fötür şapka vardı, başıma taktılar ve fotoğraf çektiler. Ertesi gün okulda müdür beni çağırdı. 'Sen kimsin, siyasetçilerle ne işin var?' diye sorguya çekti. Ben anlatıyorum: 'Derdim plastikten canavar!''

SEZEN AKSU'YA VEFA

Özgür Aras, annesinin 4. evre kanser tedavisi sırasında Sezen Aksu'nun verdiği desteği ise duygulanarak anlattı.



'Annem meme kanseri olduğunda Sezen Aksu'yu aradım. 'Kapat, ben hemen doktor arayacağım' dedi. Bütün tedavi sürecinde bizi hiç yalnız bırakmadı. Harbiye konserinde sahneden 'Özgür nerede?' diye sordu. Annem için bütün seyirciden dua istedi. Sonra sahneden indi, anneme sarıldı ve ona şarkı söyledi. Annemin o gün yaşadığı mutluluğu unutamam.'

'EN ÇILGINI İREM DERİCİ

Programın en dikkat çeken anlarından biri ise Murat Aygen'in yönelttiği 'Birlikte çalıştığın en çılgın isim kim?' sorusu oldu.



Özgür Aras hiç düşünmeden İrem Derici yanıtını verdi. Ünlü iletişimci Özgür Aras, 'İrem Derici. Çünkü zekasını çok hızlı çalıştırıyor ve çok iyi kullanıyor. Reklamcı bir babadan geliyor, o dünyayı çok iyi biliyor. Her şeyi çok hızlı düşünüyor. Bana eğlenceli ve çılgın geliyor. 16 yıldır beraber çalışıyoruz. Bu sektörde sürdürülebilir ilişki çok önemli' diye konuştu.

 

Kaynak: RSS

 

Editörün Seçtiği

 
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/ozgur-aras-tan-hayat-dersleri-irem-derici-itirafi-en-cilgini-o-5374.jpeg</image>
		   <media:content url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/ozgur-aras-tan-hayat-dersleri-irem-derici-itirafi-en-cilgini-o-5374.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/ozgur-aras-tan-hayat-dersleri-irem-derici-itirafi-en-cilgini-o-5374-t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/ozgur-aras-tan-hayat-dersleri-irem-derici-itirafi-en-cilgini-o-5374.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.hchaberajansi.com.tr/ozgur-aras-tan-hayat-dersleri-irem-derici-itirafi-en-cilgini-o/391/</link>
		   <pubDate>Mon, 04 May 2026 17:08:42 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Özgür Özel: "İktidar Olmak ve Adaleti Getirmek İçin Savunmadan Hücuma Çıkıyoruz"</title>
		   <description><![CDATA[Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Yürütme Kurulu Toplantısı sonrası basın toplantısı düzenledi]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[Genel Başkan Özgür Özel, “Değerli basın mensupları, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisimize hepiniz hoş geldiniz. Yürütme Kurulu Toplantımızın ardından yeniden sizlerle birlikteyiz. Bugün toplantımızın ana gündemi, parti içindeki kapsamlı değerlendirmelerimizin ardından ilan ettiğimiz, 81 ilde, 973 ilçede eş zamanlı başlayacak ve bir ay boyunca yoğun bir şekilde sürecek, bundan sonra seçime kadar da sürekli titiz bir şekilde takvimlendirilecek çalışmalarımız. Bu çalışma takvimimizi değerlendirdik ve şimdi bu konudaki bazı detayları sizlerle paylaşmak üzere karşınızdayız” dedi. Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, şunları söyledi:

 



“EN İYİ SAVUNMA HÜCUMDUR”

“Bugünden itibaren 81 ilimizde ve 973 ilçemizde yoğun bir programla sahaya çıkıyoruz. Mücadelede vitesi yükseltiyoruz ve yeni bir aşamaya geçiyoruz. Hiç şüphe yok ki Cumhuriyet Halk Partisi’ne 19 Mart 2025 tarihinden itibaren yapılan tüm saldırılar, bir sonraki Cumhurbaşkanı’na yapılan darbe girişimi, bir sonraki iktidarı iktidardan etmek için bugün iktidar eliyle ve yargı yetkisi kullandırılarak yapılan her türlü saldırı bizi kamuoyu önünde sürekli ‘Bundan sonraki aşama ne olacak ve siz buna nasıl direneceksiniz?’ sorusuyla karşı karşıya getirdi. Haklı olarak bizleri takip eden siz basın mensupları da bu soruyu sordunuz. Geçtiğimiz haftalarda peşi sıra yaptığımız Olağanüstü İl Başkanları Toplantısı, Parti Meclisi Toplantısı, MYK Toplantısı ve Aday Ofisi toplantılarımız ile belediye başkanlarımızla yapılan altı toplantıdan oluşan tam günlük bir çalışmanın sonunda da siz sormaya devam ediyorsunuz; ‘Bundan sonra ne olacak, nasıl bir mücadele vereceksiniz, nasıl direneceksiniz?’ Buna kurumsal ama halk arasında çokça kullanılan ve futbolda da bütün dünyada çok beğenilen bir yanıtımız var. En iyi savunma hücumdur arkadaşlar. Bugünden itibaren Cumhuriyet Halk Partisi bu kötülüklerin tamamını yapanlara karşı onları değiştirmek, iktidarı değiştirmek, iktidar olmak ve adaleti getirmek için savunmadan hücuma çıkıyor, sahaya gidiyor ve orada ülkenin yerleşmiş, kronikleşmiş, insanları canından bezdirmiş sorunlarına hangi çözümleri üreteceğini, bu ülkeyi nasıl yöneteceğini, yoksulluğu ve işsizliği nasıl yok edeceğini, asık suratları nasıl güldüreceğini, umutsuzluğun yerini umuda nasıl çevireceğini anlatıyor. Bunun için tüm kadrolarıyla birlikte sahaya çıkıyor. Seçim gününe kadar… Bugün Türkiye’de Cumhuriyet Halk Partisi örgütü, milletvekilleri, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’ndeki Politika Kurulu başkanları, Parti Meclisi üyeleri, Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri, il başkanları, ilçe başkanları, sandık görevlileri sokağa çıkıyorlar, sahaya çıkıyorlar ve ıslak imzalı tutanakları almadan geriye dönmeyecekler.”

“SON GÜN, SEÇİMİ KAZANDIĞIMIZ GÜN”

“Seçim çalışmaları bundan sonra yeni bir evreye girmiştir. Bu işin son günü seçimi kazandığımız gündür. O güne kadar durmadan ve yılmadan çalışacaklar. Biraz önce ifade ettiğim gibi merkezi düzeyde, dört koldan sahadayız. Merkez Yönetim Kurulumuz, Parti Meclisi üyelerimiz, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Yürütme Kurulu üyelerimiz ve milletvekillerimiz; ayrıca illerde ve ilçelerde il başkanlarımız ve ilçe başkanlarımız; kadın ve gençlik kollarımız hep birlikte sahada olacaklar. Sandık görevlilerimize özel bir vurgumuz var. Özel vurgu şudur; bugün itibariyle 106 bin sandık görevlimiz, seçim günü sandıklarında görev yapacak 106 bin arkadaşımız o gün sandıklarında oy kullanacak kimi köyündeki 40 kişi, kimi büyükşehir ilçesindeki 300 - 320 kişiyle birebir görüşmeye, yüz yüze görüşmeye, göz hizasından iletişim kurmaya, onların elini sıkmaya, kendini tanıtmaya, onları tanımaya ve bundan sonra her fırsatta onlarla birlikte olmaya başlıyor. Geçmişte seçime iki ay kala ‘Sandıklar sağlam mı?’ sorusuna 2,5 yıl önceden verdiğimiz cevap ‘Sandık görevlileri tamamdır, irademiz sağlamdır’ ve oy kullanmaya geldiklerinde o güne kadar en az beş - altı kez görüşmüş oldukları, tanışmış oldukları, belki artık birbirlerinin ismini öğrenmiş oldukları sandık görevlilerimiz bugünden itibaren çalışmaya başlıyor. Rakam, 4 Mayıs 2026 itibariyle 106 bindir. Ellerindeki ‘Benim Sandığım’ uygulama programlarıyla, saha ziyaretlerine bu sabah çıkmaya hazır olduklarını bizlere yaptıkları bildirimlerle. Bu rakam en nihayetinde 186 bin hedef sayısına ulaşacaktır. Bunun için önümüzdeki iki ayı hedefliyoruz. İki ayın sonunda tüm sandık görevlileri kapıları çalmaya, kendilerini tanıtmaya, tanışmaya ve bundan sonra sürekli bir iletişim halinde olmaya devam edecekler. ‘Bugünden itibaren çarşıda, pazarda, caddede, sokakta, çalmadık kapı ve sıkılmadık el bırakmadan çalışmaya başlıyoruz’ diyemem, örgütümüzün halen çalışmakta olan neferlerine haksızlık olur. Ama tam kadro bu çalışmalara katılıyoruz.”

“ZATEN SEFERBERLİK HALİNİ ÖNCELEMİŞTİK”

“Değerli basın mensupları biz 2023 kurultayından bu yana zaten böyle bir seferberlik hali için örgütümüzü, üyelerimizi sokaktan hiç çekmeden, onları sürekli bir hareketlilik halinde, bir mobilizasyon halinde ve günü geldiğinde zaten alışık oldukları, çağrıldıklarında koştukları, üzerine düşeni yapacakları bir aktivasyon halinde bir tam hazırlık halinde hem zihnen hem de fiziken tutmayı öncelemiştik. Bu konuda şahidimiz, tanığımız sizlersiniz. İlk başta, ilk aşamada yerel seçim kampanyasında tam 105 miting yaptık. Bu 105 mitingin sonucunda yüzde 38 oy oranıyla 47 yıl sonra partimizi birinci parti yaptık. Bu başarıdan sonra ‘Başarıyı kutlayalım, oturalım, tadını çıkaralım’ demedik. Hemen ardından 21 büyük halk buluşması, dokuz tematik mitingle; Rize’deki çay mitinginden tutun da atanmayan öğretmenlerin Taksim mitingine, Kocaeli’ndeki emek mitingine, Gaziantep’teki fıstık mitingine, Manisa’daki tarım mitingine kadar dokuz tematik mitingle toplam 30 saha çalışmasını, halk buluşmasını birlikte gerçekleştirdik. Üçüncü evre; milletimizin hem yerel seçimlerde hem de ardından yapılan tüm kamuoyu araştırmalarında iktidar değişimini isteğini göstermesi ve bizim de Cumhurbaşkanı adayını yine sahada, yine milletin arasında ön seçimle belirleme kararımızla oldu. Biz bu noktada 23 Mart günü bir ön seçim yapacağımızı, bu ön seçimde Cumhurbaşkanı adayımızı belirleyeceğimizi ilan etmiştik. Bu ilanla birlikte geçen yıl şubat ayı boyunca, kısa şubatta, aramıza katılanların da oy verebileceğini, yani o ana kadar üye olmayanların kısa şubat boyunca geldiklerinde oy kullanabileceklerini ifade etmiştik. Bu çağrımıza 700 binin üzerinde yeni üye katılımıyla milletimiz bu heyecanı ortak oldu ve üye sayımız bir anda 1 milyon 200 binden 2 milyona yaklaşan bir sayıya ulaştı. Tam 2 milyon üyemizle ön seçim yapmayı hedeflediğimiz gün Cumhurbaşkanı adayımızı gözaltına aldılar. Biz de milletimizi bu haksızlığa karşı kuracağımız ön seçim sandıklarında bizimle dayanışmaya davet ettik. 2 milyon üyemizin oy kullanacağı sandığın yanına birer dayanışma sandığı kurduk ve hepiniz 23 Mart tarihinde milletin darbeye karşı cevabını gördünüz ve 15,5 milyon vatandaşımız sandıklara gelerek, ilçe başkanlıklarının ya da oy kullanma merkezlerinin önünde kilometrelere varan kuyruklar oluşturarak, kimi iki elindeki iki bastonuyla kimi karnındaki üç aylık bebesi ile o sandıklara koşturdu. Kimi çiçek yapıp, kalp yapıp sandığın içine attı. Kimi Cumhurbaşkanı adayı noktasında belki de tarihinde ilk kez Cumhuriyet Halk Partisi ile aynı sandıkta buluştu. Ancak darbecilerin zorbalığına demokratik cevabı 15,5 milyon vatandaşımız bir pazar günü verdi, geldi, seçti ve tarihe geçtiler. Ardından biz tutuklamanın yapılmasıyla yani 15,5 milyon kişinin aday gösterdi Cumhurbaşkanı adayının tutuklanıp hapse konmasıyla birlikte tarihin en büyük imza kampanyasını başlattık. Ve hep birlikte Türkiye’de 25,5 milyon vatandaşımızın ‘Adayımı bırak, sandığı getir. Adayımı yanımda, sandığı önümde istiyorum’ diyen bir metne imza atıklarını gördük. O metni zaman zaman 25,5 milyon kişinin imzaladığı, bir TIR büyüklüğündeki 25,5 milyon imzayı halen daha İrade Milletindir mitinglerimize taşıyoruz ve milletimizle buluşturuyoruz.”

“MİLLETİN ADALETE ÖZLEMİNİN GÖSTERGESİ”

“Bu beş aktif saha çalışmasının ardından 19 Mart darbesine Saraçhane’de direndiğimiz yedi gün, köprüyü geçip Anadolu’ya ayak bastığımız Maltepe mitinginden sonra durmayacağımızı ilan etmiş ve her hafta sonu bir ilde ve her çarşamba akşamı İstanbul’un bir ilçesinde sesimizi yükselteceğimizi söylemiştik. İstanbul’un tüm ilçelerinde, 39 ilçede mitinglerimizi yaptık. Üç büyük bölge mitingi yaptık. Birinci yıl mitingimizi yaptık ve şu ana kadar da dün 107’ncisini yaptığımız, Anadolu’da da 55 ile ulaşarak mitinglerimizi yaptığımız İrade Milletindir mitingleri ile sokakta, sahada, meydanda ve eylemdeyiz. Dün Karabük’teydik. Karabük’te meydana sığılmamış olması bütün basın - yayın organlarında ve sosyal medyada gündemdeydi. 107 mitingin 107’sinde daha önce hiç gidemediğimiz meydanları, kimsenin dolduramadığı bir kalabalıkla doldurmamız; orada yapılanın bir siyasi faaliyet, bir siyasi partinin daveti, bir siyasetçinin hitabeti değil; oraları dolduran milletin adalete duyduğu özlemin olduğunun altını çizmek isteriz. O yüzden bir siyasi partiyi değil Cumhuriyetin en büyük kazanımı sandığı savunmaya gelen, istendiğinde vergi veren, istediğinde askere giden, istendiğinde askere gönderdiği evladının bayrağı sarılı tabutu gelince ‘Vatan sağ olsun’ diyenlerin sandığa el uzatıldığında verecek tavizi olmadığını görünmesini isteriz. Bugüne kadar yapılan ve dün de Karabük’te yapılanın milli iradeye sahip çıkmak, tek adam yerine sözü milletin söyleyeceğine inanç ve bunun yolunun sandık olduğunun bilincindeki milletin iradesi olduğunu bir kez daha hatırlatmak isteriz.”

“MİLLETİMİZE DEMOKRASİYİ KURTARMADAN EVE DÖNMEME ÇAĞRISI YAPIYORUZ”

“Kasım 2023’ten beri 242 kez meydanlarda olan milletimize demokrasiyi kurtarmadan eve dönmemeleri çağrısını yapıyoruz. Bunun için herkes çağrıldığında meydanlarda, sokaklarda, eylemlerde ve sözünü söylemesi gereken neresiyse orada buluşmalı, son sözü de sandıkta söylemeli, milleti kurtarmalıdır. Onlar evlerine döndüklerinde bizleri de kapılarında bulacaklar. Bugünden itibaren hep beraber yeni bir aşamaya geçiyoruz. Milletimiz yıllardır her alanda adaletsizlik yaşıyor. Gelirde adalet yok, vergide adalet yok, mahkemelerde adalet yok, sosyal hayatta adalet yok. Bitmeyen bir ekonomi krizin ortasındayız, iktidar değişmediği takdirde krizin biteceğine yönelik en ufak bir inanç, en ufak bir gösterge de yoktur. Bugün açıklanan rakamlarla dört aylık enflasyon yüzde 14,6’ya ulaşmıştır. Bu iktidarın bu yıl başlarken yıllık enflasyon hedefi yüzde 16’ydı. Bir yılda ulaşılacak noktaya enflasyon rakamları ki TÜİK’in rakamlarının ne kadar tartışmalı olduğunu sadece hatırlatmak isterim. TÜİK rakamlarına göre bir yıllık hedefe, dört ayda ulaşılmıştır. Yani memura verilen, emekliye verilen, emekçiye verilen zamlar bu yüzde 16 yıllık enflasyon hedefine göre yapılmıştır. Bu hedefe neredeyse dört ayın sonunda ulaşılmıştır. Bu yüzden mutlaka bütün maaşlarda bir ara zam, bütün ödemelerde, devletin bütün ödemelerinde vatandaşa yapacağı bu enflasyonla ilgili hızlı bir düzeltmeye ihtiyaç vardır. Aylık yüzde 4,18’lik oran, maalesef bu aylık oran 100 ülkenin yıllık enflasyondan fazladır. Yanlış duymadınız. Dünyada 100 ülkede bizde bir ayda yaşanan enflasyon bir yılda yaşanmıyor. Bizim vatandaşlarımız böyle bir kötü yönetime mecbur bırakılmış durumda. Her gün iğneden ipliğe zam haberlerine uyanıyoruz. Her gün hukuksuz bir operasyona uyanıyoruz. Her gün derinleşen bir eşitsizlikle yüzleşiyoruz, güvende tutulmayan yurttaşlarımızın acı haberlerine uyanıyoruz her gün. İşte tüm bu adaletsizliklere karşı sokaktayız. Türkiye’yi bu hale getirenler bu millete umut olamadılar, asla da olamayacaklar. Türkiye’nin umudu; tüm demokratların özgür, bağımsız, adil ve refah içinde bir ülke kurma mücadelesini birlikte vermesindedir. Bunun için mücadeleyi ülkemizin her bir mahallesinde, her bir caddesinde, her bir sokağında, her bir evin kapısında, her köyün mezranın kahvesinde, yani vatandaşımız neredeyse orada sürdürmeye kararlıyız.”

“BİZİMKİ SADECE SEÇİM KAZANMA MÜJDESİ DEĞİL”

“Bundan sonraki süreçte artık bizim verdiğimiz mücadele bir kararlılık değil, bir müjde içermektedir. Bizim müjdemiz, seçim kazanma müjdesi değildir. O sandığa vardığımızda seçimi kazanacağımızdan zaten eminiz. Bizim müjdemiz, yönetimde yozlaşmanın bittiği, güçlü kurumların, güçlü kuralların yani sarsılmaz bir sistemin hayat bulduğu Türkiye müjdesidir. Bizim müjdemiz, faize, israfa, lükse, şatafata giden kaynakların son bulduğu, verginin adil toplandığı ve hakça bölüşüldüğü bir Türkiye müjdesidir. Bizim müjdemiz, düşmanlığın, kutuplaşmanın, ötekileştirmenin bittiği, milletimizin huzur, barış ve kardeşlik içinde yaşadığı bir Türkiye müjdesidir. Bizim müjdemiz, devleti güçlü, milleti huzurlu, vatandaşları eşit ve özgür kılma müjdesidir. Söz veriyoruz, hiçbir operasyon, hiçbir kumpas bizi yolumuzdan çeviremeyecek. Yolumuza kurulan hiçbir pusu, yürüyüşümüzü durduramayacak.”

“MİLLETİMİZE SEÇİME KADAR DİRENÇ, METANET VE KARARLILIK DİLİYORUM”

“Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi, bir yıllık çalışmanın sonunda ortaya çıkan ve değişen programlarımızla, ‘Güçlü Yurttaş, Güvenli Gelecek, Kazanan Türkiye’ hedefiyle yola çıkanların bugünden itibaren Parti Programını, hükümet programına, hükümet programını seçim vaatlerine çeviren ve bunu gerçek muhatabına, milletimize ileten yürüyüşün başlangıcındayız. 81 ilde il başkanlarımız, güne il yönetimleriyle, ilçe başkanlarımız, ilçe yönetimleriyle birlikte yaptıkları toplantılarla başladılar. Milletvekillerimiz tüm illerdeler, Parti Meclisi üyelerimiz, MYK üyelerimiz tüm illerdeler. Ben de Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisimizin pazartesi toplantısını, günün erken saatlerine alarak, bugün yani 4 Mayıs 2026 Pazartesi günü saat 12.00 itibariyle Cumhuriyet Halk Partisi Aday Ofisi’ndeki, Politika Kurulu Başkanlarımızı, gelecekteki iktidarımızın bakanlarını ve onların çalışma arkadaşlarını, bugün Ankara’nın tüm ilçelerine, daha sonra da tüm Türkiye’ye uğurluyoruz. Elbette çalışmalarına devam edecekler. Program çalışmalarına, hükümet programı çalışmalarına burada devam edecekler ancak bir ayakları buradayken, bir ayakları, tüm bedenleri, gönülleri Anadolu’da, 81 ilde, 973 ilçede olacak. Ben, arkadaşlarımıza çalışmalarında başarılar diliyorum. Milletimize, seçime kadar direnç, metanet ve kararlılık diliyorum. Eninde, sonunda bir kabusu bitireceğimiz, bir dönemi kapatacağımız, yeni bir dönemi açacağımız başlangıcın kritik bir evresinde, önemli bir başlangıç günündeyiz. Milletimiz için hayırlı olsun, hepimiz için hayırlı olsun. Yolumuz açık olsun, yolunuz açık olsun.”

 

 
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/ozgur-ozel-iktidar-olmak-ve-adaleti-getirmek-icin-savunmadan-hucuma-cikiyoruz-1746.jpg</image>
		   <media:content url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/ozgur-ozel-iktidar-olmak-ve-adaleti-getirmek-icin-savunmadan-hucuma-cikiyoruz-1746.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/ozgur-ozel-iktidar-olmak-ve-adaleti-getirmek-icin-savunmadan-hucuma-cikiyoruz-1746-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/ozgur-ozel-iktidar-olmak-ve-adaleti-getirmek-icin-savunmadan-hucuma-cikiyoruz-1746.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.hchaberajansi.com.tr/ozgur-ozel-iktidar-olmak-ve-adaleti-getirmek-icin-savunmadan-hucuma-cikiyoruz/390/</link>
		   <pubDate>Mon, 04 May 2026 14:51:16 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Emekli ve Memur Maaşlarında Zam Oranı Belli Oldu</title>
		   <description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), yurtiçinde merakla beklenen nisan ayı enflasyonunu açıkladı. Nisanda aylık enflasyon yüzde 4.18, yıllık enflasyon ise yüzde 32.37 oldu]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[emur ve emekli zammı, 2026 Temmuz dönemi yaklaşırken milyonlarca kişinin gündeminde yer alıyor. TÜİK’in açıkladığı nisan enflasyonu sonrası hesaplamalar güncellendi. Dört aylık veri netleşirken gözler kalan iki aya çevrildi.

NİSAN ENFLASYONU AÇIKLANDI

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), nisan ayına ilişkin enflasyon verilerini duyurdu. Buna göre ocakta aylık enflasyon yüzde 4,84, şubatta yüzde 2,96, martta yüzde 1,94 olarak kaydedildi. Nisan ayında ise aylık enflasyon yüzde 4,18 olurken, yıllık enflasyon yüzde 32,37 seviyesinde gerçekleşti.

EMEKLİLERE EN AZ YÜZDE 14,64'LÜK ZAM

Böylece yılın ilk dört ayına ilişkin toplam enflasyon oranı yüzde 14,64 oldu.

DÖRT AYLIK VERİYLE ZAM NE KADAR OLACAK?

20 bin TL aylık alan bir SSK ve Bağ-Kur emeklisi, ilk dört aylık yüzde 14,64’lük artışa göre temmuz ayında 22.928 TL maaş alacak.

SSK ve Bağ-Kur emeklileri 2026 yılının ilk yarısı için yüzde 12,19 oranında zam almıştı. TBMM’de alınan kararla en düşük emekli maaşı 20 bin TL’ye yükseltilmişti.

MEMUR VE MEMUR EMEKLİLERİ İÇİN EŞİK YÜZDE 11

Toplu sözleşme gereği yılın ikinci 6 ayı için yüzde 7 oranında bir zam alacak olan memur emeklileri, enflasyon farkı için ise enflasyonun yüzde 11 barajını aşması önemli olacaktı.

Memur ve memur emeklisinin dört aylık enflasyon farkı ile alacağı zam oranı da yüzde 10,51 olarak hesaplandı.

Gelecek iki ayda enflasyonun artması durumunda memur ve memur emeklileri de enflasyon farkından yararlanabilecek.

Kaynak: Haber Merkezi
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/emekli-ve-memur-maaslarinda-zam-orani-belli-oldu-2269.jpg</image>
		   <media:content url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/emekli-ve-memur-maaslarinda-zam-orani-belli-oldu-2269.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/emekli-ve-memur-maaslarinda-zam-orani-belli-oldu-2269-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/emekli-ve-memur-maaslarinda-zam-orani-belli-oldu-2269.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.hchaberajansi.com.tr/emekli-ve-memur-maaslarinda-zam-orani-belli-oldu/389/</link>
		   <pubDate>Mon, 04 May 2026 13:38:24 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>TÜİK Nisan Ayı Enflasyon Rakamlarını Açıkladı</title>
		   <description><![CDATA[TÜİK, yurtiçinde merakla beklenen nisan ayı enflasyonunu açıkladı. Nisanda aylık enflasyon yüzde 4.18, yıllık enflasyon ise yüzde 32.37 oldu.]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) nisan ayı enflasyonrakamlarını açıkladı. Enflasyon nisan ayında yüzde 4,18 yıllık olarak ise yüzde 32,37 olarak gerçekleşti.

Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık yüzde 32,37 arttı, aylık yüzde 4,18 arttı. TÜFE'deki (2025=100) değişim 2026 yılı Nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 4,18 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 14,64 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 32,37 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 32,43 artış olarak gerçekleşti.

TÜFE GIDA VE ALKOLSÜZ İÇECEKLERDE YILLIK YÜZDE 34,55 ARTTI

En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun yıllık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 34,55 artış, ulaştırmada yüzde 35,06 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 46,60 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana harcama gruplarının yıllık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 8,72, ulaştırmada 5,66 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda 6,30 yüzde puan oldu.

Endekste kapsanan 174 alt sınıftan (Amaca Göre Bireysel Tüketim Sınıflaması-COICOP 2018 5'li Düzey) 2026 yılı Nisan ayı itibarıyla, 19 alt sınıfın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 8 alt sınıfın endeksinde değişim olmadı. 147 alt sınıfın endeksinde ise artış gerçekleşti.

ÖZEL KAPSAMLI TÜFE GÖSTERGESİ (B) ARTTI

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE'deki değişim, 2026 yılı Nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 3,42 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 11,72 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 30,51 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 32,01 artış olarak gerçekleşti.

 

Kaynak: Haber Merkezi
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/tuik-nisan-ayi-enflasyon-rakamlarini-acikladi-3511.webp</image>
		   <media:content url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/tuik-nisan-ayi-enflasyon-rakamlarini-acikladi-3511.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/tuik-nisan-ayi-enflasyon-rakamlarini-acikladi-3511-t.webp"/>
<enclosure url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/tuik-nisan-ayi-enflasyon-rakamlarini-acikladi-3511.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.hchaberajansi.com.tr/tuik-nisan-ayi-enflasyon-rakamlarini-acikladi/388/</link>
		   <pubDate>Mon, 04 May 2026 13:31:41 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Özgür Özel'den Karabük'te iktidar mesajı: Sandık gelecek, bu meydan hakkını alacak</title>
		   <description><![CDATA[CHP Lideri Özgür Özel, Karabük'te emeklilerin enflasyon oyunlarıyla eriyen maaşlarına dikkat çekti. "Çeşitli oyunlarla, enflasyon oyunlarıyla sürekli emekliden çalınıyor" diyen Özel çözüm için erken seçimi işaret ederek, "Sandık gelecek, bu meydan sandığa koşacak, hakkını söke söke geri alacak" sözleriyle sandık çağrısı yaptı.]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Karabük’ün Albay Karaoğlanoğlu Caddesi’nde düzenlenen 107. "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinginde vatandaşlara seslendi. Mitingin ana gündem maddelerini derinleşen ekonomik kriz, eriyen emekli maaşları, taşeron işçilerin durumu ve Karabük'ün yıllardır süregelen yerel sorunları oluşturdu. İktidarın ekonomi politikalarını ve şehirden toplanan 11,5 milyar liralık vergiye karşılık yalnızca 1,5 milyar liralık yatırım yapılmasını sert bir dille eleştiren Özel, Türkiye'nin 'vasata ve yoksulluğa' razı edildiğini belirterek, artık iyileştirme değil doğrudan erken seçim istediklerini vurguladı.

Özellikle emeklilerin yaşadığı geçim sıkıntısına ve Kardemir'deki vagon işçilerinin kadro beklentisine dikkat çeken Özel, partisinin iktidar planlarını meydandaki kalabalıkla paylaştı. CHP iktidarının ilk 100 gününde en düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çıkarılacağının ve kamudaki tüm taşeron işçilere kadro verileceğinin sözünü veren CHP lideri, iktidarın enflasyon oyunlarıyla halkın cebinden çaldığını ifade etti. Umutsuzluğa kapılmamaları yönünde vatandaşlara seslenen Özel, kaybedilen hakların ancak seçimle geri alınabileceğini belirterek, "Sandık gelecek, bu meydan sandığa koşacak, hakkını söke söke geri alacak" ifadeleriyle iktidar yürüyüşü mesajı verdi.

Özel'in açıklamalarından öne çıkanlar:

Bugün buraya mücadeleyi Karabük'ten büyütmeye geldik. Karabük'ün vicdanına sığınmaya geldik. Bugün burada bir miting yapmaya değil; seçme hakkımıza sahip çıkmak için, Cumhurbaşkanı adayımıza sahip çıkmak için, sandığa sahip çıkmak için, demokrasiye sahip çıkmak için 107. kez eylem yapmaya geldik, eylem yapmaya.

Karabük'ün çelik gibi bükülmez iradesine sığınmaya geldik. Darbeciler bu meydana baksınlar, bu meydanı görsünler. Karabük'te ateş yanmıştır, çelik suyla buluşmuştur artık.

"KUSUR VARSA KENDİMİZDE ARADIK"

1977'den beri Karabük'te birinci parti değiliz. Son seçimlerde, son yerel seçimlerde merkez ilçede 6 bin 700 oy aldık. Ama Karabük'e küsmedik. Umudu kesmedik. Sırt dönmedik. Bu iradeyi küçümsemedik. Kimi seçiyorsa saygı duyduk, kusur varsa kendimizde aradık.

Ve bugün burada ilçe başkanlarımızla, il başkanlarımızla, güçlü örgütümüzle, milletvekilimizle, belediye başkanımızla birlikte bu meydanda birlikteyiz. Ancak sadece Cumhuriyet Halk Partililerle değil, Karabük'ün bütün demokratlarıyla birlikteyiz. Selam olsun Karabük'ün tüm demokratlarına!



"TÜRKİYE İTTİFAKI RENKLERİNİ O BAYRAKTAN ALIR"

Bizi ayakta tutan, ellerinizdeki ay yıldızlı al bayraklardır. Türkiye İttifakı renklerini o bayraktan alır. Türkiye İttifakı; Milli Takım kazanınca sevinen, Filenin Sultanları ile birlikte gözyaşı döken, dünyanın öbür ucundaki güreşçinin zaferiyle ayağa kalkan kim varsa Türkiye İttifakı'ndadır. Bizim gönlümüz onlarla birliktedir.

Kim bu ülkede bu ülkenin sınırlarına, kurucularına, bayrağına, toprağına saygılıdır; bizim için hiç uzakta değildir. Biz son dönemde yapılan saldırılarda bir partiyi değil, bir ülkeyi savunuyoruz. Bir ülkenin demokrasiyle yönetilmesini savunuyoruz. Seçme ve seçilme hakkını, yani patronun millet olmasını, onun seçtiğinin gelmesini, 'kal' dedikçe kalmasını, 'git' deyince gitmeyi bilmesini savunuyoruz. Onun için Karabük'ün tüm kararlarına sonuna kadar sahip çıkıyor, bizden seçtikleri için milletvekilimiz Cevdet Akay için, Safranbolu Belediye Başkanımız Elif Köse için Karabük'e yürekten teşekkür ediyoruz.

Ayrıca organizasyonun ev sahipliğinde emek verenlere, yani baba ocağını bekleyenlere, bacası tütsün diye odun çekenlere, sabah kalkıp çayı koyanlara, kapıyı açık tutanlara, İl Başkanımız Vedat Yaşar'ın şahsında teşekkür ediyorum.



"BABA OCAĞININ TAPUSU BİR KİŞİYE KAYITLIDIR O DA GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'TÜR"

Cumhuriyet Halk Partisi baba ocağıdır. Herkes baba ocağına doğar. Sonra kimi orada kalır, kimi başka yeri arar. Kimi uzakta, ırakta oturur, kimi yakında. Kimi daha büyüğünü arar, kimi daha küçüğüne razı olur. Ama kimin ki huzuru bozulur, bilir orada bir baba ocağı vardır. Kapısı açık, çayı demli, çorbası sıcak, bacası tüten bir baba ocağı. O baba ocağının kapısı sonuna kadar açıktır. Zira o baba ocağının tapusu ne bendedir, ne bizdedir, hiç kimsede de değildir. O baba ocağının tapusu bir kişiye kayıtlıdır; o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür.

Onun için Atatürk'ümüzle derdi olmayan, bayrağımızla derdi olmayan, Cumhuriyet'le derdi olmayan herkesle birlikte olmaya, yan yana durmaya, kol kola yürümeye kararlıyız. Gün demokratların, cumhuriyetçilerin, milliyetçilerin, Atatürkçülerin birbiriyle didişme, mücadele etme değil; gün onun emaneti sandığa ve Cumhuriyete sahip çıkma günüdür. O yüzden biz bu ülkenin bütün demokratlarıyla birlikte bir büyük yürüyüşü, bir iktidar yürüyüşünü yüz yıl sonra bir kez daha herkesin yüzünü güldürecek, kimsesizlere sahip çıkacak, kimseyi geride bırakmayacak, hep birlikte çalışacak, çok çalışacak, kazanacak, kalkınacak, hakça bölüşecek, kimsenin kimseyi ezmediği, hiçbir ailenin imtiyazlı olmadığı bir halkçı düzeni yüz yıl sonra bir kez daha hep birlikte getireceğiz. Bunu hep birlikte başaracağız.

"ELİF KÖSE'YE YÜREKTEN TEŞEKKÜR EDİYORUM"

Hemen yanı başımızda Safranbolu ilçemiz var. 2019'dan beri iki dönemdir Elif Köse Başkanımız Safranbolu'yu kazanıyor. Ona Safranbolulular güveniyor, o da güveni boşa çıkarmıyor. İlk seçildiğinde ittifakla yüzde 42 ile seçilmişti, bu kez ittifak olamadı ama iki kişiden birinin oyunu aldı. Tüm zorluklara, tüm engellemelere rağmen Safranbolu'da bir Cumhuriyet kadını tarih yazıyor. Onunla gurur duyuyoruz. Partimiz adına Safranbolu'ya hem teşekkür ediyor hem de onun hizmetleriyle gururlanıyoruz.

Önümde 7 yıldır yaptıklarıyla ilgili uzun bir liste var. Buradan canlı yayınlar varken, Türkiye'nin gözü kulağı buradayken, bir Cumhuriyet kadını, bir sosyal demokrat belediye başkanı tüm zorluklara rağmen neler yapabiliyor belli satır başlarını hatırlatmak istiyorum. Öncelikle Safranbolu Belediyesi'ni ilk kazandığımızda siz biliyorsunuz, borcun gelire oranı yüzde 74'tü. Gelirin yüzde 74'ü kadar borç vardı. Yedi yıl geçti, borcun gelire oranı yüzde 4'e indi. Yüzde 74'ten yüzde 4'e indi. Bu müthiş bir başarı. Hiçbir şey yapmasan bu rakamlar olmaz.

Ama bakın, borcu yüzde 74'ten yüzde 4'e indirirken ne yapmış Elif Başkan? Kent lokantası açmış, kreş açmış, engelsiz kafe açmış. Kadın dayanışma merkezi, aktif yaş alma merkezi, hanım evlerini şehre kazandırmış. Safranbolu Belediyesi'nin sosyal tesislerinden özel firmaları çıkarmış, kendisi en uygun fiyatlara işletmiş; hem vatandaş hem misafirler memnun kalmış, hem belediye para kazanmış. Kadın el emeği ve kadın üretici pazarlarını kurmuş. Ata tohumuyla üretim yapıp uygun fiyatlara bu ürünleri satışa sunmuş. Belediyede asfalt üretmiş, 250 milyon lira sadece asfalttan tasarruf etmiş. Peyzaj çiçeklerini belediye bünyesinde üretmeye başlamış, ihaleyle ondan bundan çiçek, fide almamış; burada üretmiş, burada kullanmış. Taş ocağı açmış, ilçenin parasını taş ocaklarına ödememiş. Mobilya atölyesini açmış, kent mobilyalarını kendi üretmiş. 22 kilometre su, 8 kilometre kanalizasyon, 3 kilometre yağmur suyu hattını baştan aşağıya yenilemiş. 8 tane halk otobüsü almış, hibrit otobüslerle hem çevreci hem halkçı bir hizmeti başlatmış. Dikim evi kurmuş, ne için? Belediyenin çalışanlarının personel kıyafetleri için. Sonra başka belediyelere de yapmaya başlamış, sonra özel şirketler sipariş vermiş onları yapmaya başlamış.

Yani 7 yılda borcu yüzde 74'ten 4'e indirirken Safranbolu'da yapılmadık bir şey bırakmamış. İşte Cumhuriyet kadınına, Atatürk'ün evladına, bu partinin gururu Elif Köse'ye yürekten teşekkür ediyorum. Yürekten teşekkür ediyorum.

Ve buradan hani diyorlar ya 'silkeleyin, çalışamasınlar.' Bakın başardı, onlar silkeleyemedi. Ben elinden tutup önünüzde gösteriyorum. Helal olsun ona, helal olsun!

"KARABÜK'ÜN HAKKINA KAPKAÇ YAPMIŞLAR"

Tabii burada bütün sorunlarınızı dile getiren değerli milletvekilimiz Cevdet Akay burada, il başkanımız, yöneticilerimiz burada. Bunlar Karabük'e, Safranbolu'ya, tüm ilçelerimize yüzlerini dönenler. Bir de sizden oy alıp ama sonra gidip Karabük'e sırtını dönen ve Karabük'ün beklentilerini boşa çıkaranlar var.

Buraya gelirken şöyle bir baktım, 'Ne oluyor Karabük'te?' diye. İktidar geliyor, Türkiye 60 milyondan, 62 milyondan 86 milyona gidiyor; Karabük'ün il nüfusu yerinde sayıyor. Karabük merkez ilçe dahi kaybediyor. Emekli nüfus artıyor, öğrenci var ama Karabük gitgide küçülüyor. 3 milletvekili varken 2 milletvekili çıkaran küçük illerin arasına gidiyor Karabük. Ve baktım, Karabük ne yapmış, Karabük'e ne yapmışlar? Karabük geçen sene 11,5 milyar lira vergi vermiş. Bekliyorsun ki buna yakın, bunun üstünde bir hizmet alsın, bir yatırım alsın. Gördüklerime göre Karabük, küçülen, kaderine terk edilen, büyümesi bir yana küçülmesi için gayret edilen illerden biri. Rakama bakın: Bu şehirden 11,5 milyar lira vergi toplamışlar, bu şehre 1,5 milyar lira (1.6 milyar lira) yatırım bütçesi ayırmışlar. Böyle insafsızlık olmaz, böyle haksızlık olmaz! Adeta Karabük'ten kepçeyle toplayıp çay kaşığıyla veriyorlar. Karabük'ün rakamlarına baktığınızda 11,5 milyar vergi toplayacaksın, sonra 1,5 milyarı burada bırakıp 10 milyarına kapkaç yapacaksın. Karabük'ün emeği, Karabük'ün üretimi, Karabük'ün vergisi, Karabük'ün hakkına kapkaç yapmışlar. Alıp da kaçmışlar.

"HIZLI TRENLERİN YAYINI İNGİLİZ FİRMASINDAN ALAN BİR AKIL YÖNETİYOR ÜLKEYİ"

Bu yüzden buradan açıkça söylüyorum: Bu Cumhuriyetin kurucusu, partimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk çok önem verdi bu şehre. Onun talimatıyla rahmetli İnönü 1937'de Kardemir'in temelini attı, 1939'da Kardemir çalışmaya başladı. Karabük, 'fabrikalar kuran fabrika' olarak kuruldu. Çok basit bir örnek, ben bunu Cevdet Bey'den Meclis'te duydum. Ve aklım almadı, inanamadım, 'Doğru mu?' dedim, 'Bir yanlışlık olmasın?' dedim. Karabük Demir Çelik Fabrikası (Kardemir) dünyanın en kaliteli çeliğini, dünyanın en kaliteli tren yaylarını üretiyor. Doğru mu? Türkiye çok gecikmeli olarak hızlı trenler yapıyor. Hızlı tren ihaleleri veriyor. Verilen ihalelerde hızlı trenlerin rayları Karabük'ten değil, İngiliz firması British Steel'den, İngiliz çelik firmasından alınıyor. Öyle yazıyorlar. Bu British Steel dedikleri firma zordaydı, batıyordu; bizimkilerin gayretiyle ayağa kaldırdılar. Kardemir dünyanın en iyi tren yaylarını üretecek durumda ama hızlı trenlerin yayını İngiliz firmasından alan bir akıl yönetiyor ülkeyi.

"CUMHURİYET HALK PARTİSİ BÜTÜN İŞÇİLERİMİZE KADRO VERECEK"

Ve maalesef Kardemir'de vagon işçileri var. Burada mı vagon işçileri? Bak, vagon işçileri var orada. Kardemir'de iki tür işçi var: Bir kadroda olan işçiler, bir de taşeronda olan işçiler. Güya taşerona kadro verildi ama vagon işi ağır iş, zor iş. Bu işleri taşerona vermişler. Orada zor şartlarda, ağır işlerde emekleri sömürülen arkadaşlarımız var. Buradan, Karabük'ten, bu meydandan 3 Mayıs 2024 günü kayda geçiriyorum: O sandık gelecek, bu iktidar değişecek, Cumhuriyet Halk Partisi bütün işçilerimize kadro verecek! Söz veriyoruz! Türkiye'de kamuda çalışan ve taşeron marifetiyle emeği sömrülen kim varsa, geçtiğimiz seçimlerde söz verilip de kandırılan kamudaki tüm taşeronlara sesleniyorum: Sandığı bekleyin, sandığı isteyin, iktidarı değiştirin, kadroyu bileğinizin hakkıyla siz alın!

"MADENLERE KARŞI DEĞİLİZ AMA VAHŞİ MADENCİLİĞE KARŞIYIZ"

Tabii Karabük'ün sorunu, derdi deyince... Bir yandan Türkiye'de yüzde 65'lik orman oranıyla, yüzölçümü olarak, yüzdesel olarak en fazla ormanı olan ikinci şehri. Ama maalesef Eflani'de, Ovacık'ta ve Safranbolu'da 5 maden ruhsatıyla ve 7200 futbol sahası büyüklüğünde yeri madenlere açarak hem büyük bir çevre katliamı yapılıyor hem de Karabük gibi bir yerde ormanlar katlediliyor. Bu konuya dikkat çekiyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak özellikle Karadeniz'e sesleniyorum. Bu iktidarın son iki yılına girmişken -en fazla yani kaçsa kaçsa, 2 yıl sonra, 15 gün kalmış oluyor seçime. Bugün 3 Mayıs, seçimler 2 yıl sonra en geç 14 Mayıs'ın olduğu hafta yapılmak zorunda- ve birileri giderayak Karadeniz'i, özellikle Ordu'yu, Giresun'u ve Karabük'ü inanılmaz bir madencilerin talanına açmış durumda. Buradan AK Parti'ye, MHP'ye geçmişte oy vermiş, gönül vermiş bütün vatandaşlarımıza sesleniyorum: Bu ormanlar giderse geri gelmez! Siyanürlü altın araması, zaten yüksek olan kanser oranlarını iyice yukarıya tırmandırır. 'Bakır' diyorlar, altına çeviriyorlar; bakır da olsa altın da olsa fark etmez. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak madenlere karşı değiliz ama vahşi madenciliğe, özellikle orman katliamıyla Karadeniz'de yapılmaya çalışılan vahşi madenciliğe karşıyız. Ve hangi siyasi görüşten olursa olsun tüm Karabüklüleri vahşi madenciliğe karşı ayağa kalkmaya ve mücadeleye davet ediyorum!

"SAFRANBOLU VE KARABÜK'ÜN BÖLGENİN PARLAYAN YILDIZI OLMASI İÇİN SEFERBERLİK İLAN EDECEĞİZ"

Bir zamanlar yol yapmakla övünen bu iktidar, Karabük'te bu konuda da sınıfta kalmış. Yolların yüzde 66'sı mıcırlı yol. Yenice'ye giden 18 tünele Karabüklüler 'ölüm yolu' adını takmışlar. Kardemir ve Filyos Limanı'nın önemi ortada ama hâlâ daha duble yol yok. UNESCO markası Dünya Mirası Safranbolu'yu Karadeniz'e bağlayan Bartın yolu tek şeritli, keskin virajlı ve çok tehlikeli. En yakın havalimanı 100 kilometre uzakta. Demiryolu ağları yetersiz. UNESCO Safranbolu'yu görüyor, Ankara burnunun dibindeki Safranbolu'yu görmezden geliyor. Bunun için Karabük'e hem havalimanı yatırımı, hem hızlı tren yatırımı, hem yolların duble yol olması ve güvenli bir hale gelmesi için; Safranbolu ve Karabük'ün bölgenin parlayan yıldızı olması için seferberlik ilan edeceğiz.

"DEVLET HASTANESİ YOK"

Karabük'te şu anda... Okudum, inanamadım, sordum; devlet hastanesi yok. Devlet hastanenizi 2012 yılında yıkmışlar. 2015'te de 5.000 Evler'deki Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi'ni yıkmışlar. Yıllar geçmiş, yenisi yapılmamış. Kronik hastalıklar, bilhassa kanser hastaları Ankara yollarında helak oluyor.

2017'de Eskipazar'a bir hastane yapmışlar, yanlış zemin etüdü yüzünden 2019'da kullanılamaz hale gelmiş. 154 milyon lira çöpe gitmiş. Yenisi için 311 milyon liralık yeni bir ihale yapılması gündemde.

Ovacık'ta 2020'de 10 milyon liraya hastanenin yapımına başlanmış. Dört yıl içinde ihaleyi yapan firma yapamamış bırakmış, şimdi 85 milyon liraya yeniden hastanenin yapılması için ihale yapılmış.

"BUNLARIN ASLA KABUL EDİLEBİLİR BİR TARAFI YOKTUR"

Yani hem hizmet aksıyor hem de ayrılan... yani 11 buçuk milyon... milyar vergi vereceksin, bunun bir buçuğu buraya kalacak, onu da böyle yalan yanlış işlerle çarçur edeceksin. Bunların asla ve asla kabul edilebilir bir tarafı yoktur.

Ayrıca Karabük... başlıca geçim kaynağı ormancılık. Dedim ya, yüzde 65'i orman bu şehrin. Ama en çok da ormancılar dertli, orman köylüleri dertli. Maliyetler artmış, üç yıl önceki fiyatlara kesim yapılıyor. Güvensiz, güvencesiz koşullarda yaşam mücadelesi veriyorlar. Yollar kötü, haberleşme sorunları var. Yaz geliyor, yine orman yangınları hayatı tehdit edecek.

İnşallah iktidar olacağız, Karabük'ün sorunlarını da ormancıların sorunlarını da hep beraber çözeceğiz. Bir Cumhuriyet şehrini, Cumhuriyet'e yakışır, o şehirde yaşayan insanlara yakışır en güzel şekle, en iyi şekle getireceğiz.

"KARDEMİR İŞÇİSİNDEN SONRA İKİNCİ SÖZÜMÜZ DE ORMAN KÖYLÜLERİNE OLSUN"

Karabük için şunu söyleyelim; 2831 kooperatif var Türkiye'de. 278.000 ormancı, orman köylüsü bu orman kooperatifleri birliğine bağlı kooperatiflere üye. 1 milyon 150 bin kişinin yaşamını, geçimini ilgilendiren bir mesele. Ve orman köylüsünün önemi, ormanın sağlığı için, orman yangınlarının önlenmesi için, ülke ekonomisi, şehir ekonomisi için fevkalade.

O yüzden orman köylüleri için yepyeni bir modelle kooperatiflerin desteklenmesi, öyle dışarıdan gelen zengin şirketlere ihaleyle kesim işleri verilip köylünün işçileştirilmesi değil; kendi sorumluluk alanlarında yangınla mücadele etmesi, gençleştirme, budama işlerinin yapılması, her türlü sanayi ormancılığı için görevin üstlenilmesi için orman köylülerine yepyeni bir kanunla yepyeni bir sayfa açacağız. Karabük'ten, Kardemir işçisinden sonra ikinci sözümüz de orman köylülerine olsun. Sizi seviyoruz, değerinizi biliyoruz!

"EMEKLİNİN TOPLAMINI YOKSULLUK SINIRININ ALTINDA TUTAN DÜZEN KURDULAR"

Düşünün, bu iktidar, bu iktidar öyle bir iktidar ki, açlık sınırı 35 bin lira, emekliye 20 bin lira veriyor. İki emekli bir araya gelse açlığı ancak geçiyor. Beş emekli bir araya gelse yoksulluktan kurtulamıyor. Beş emekli Ziraat Bankası'na gidecekler, kartı sokacaklar, beşi de emekli maaşını çekecek, aralarında kura çekip bütün maaşları birine verecek, öbür dört tanesi açlıktan ölecek, yine de o kişi insanca, yoksulluktan kurtulacak bir maaş alamıyor. Beş emeklinin toplamını yoksulluk sınırının altında tutan, iki emeklinin bir araya gelse açlıktan kurtulamadığı bir düzen kurdular.

"İLK GELDİĞİMİZDE 100 GÜN İÇİNDE EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI BİR ASGARİ ÜCRETE ÇIKARILACAK"

Birazdan söyleyeceğim yapacaklarımız içinde ama emekliler için en önemli, en önemli vaadimiz... Emekliler için en önemli vaadimiz şudur: Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidarında, ilk yıl, ilk geldiğimizde 100 gün içinde en düşük emekli maaşı bir asgari ücrete çıkarılacak.

"AK PARTİ'NİN İKTİDARDA KALMASININ MALİYETİ 42'DEN 20'YE DÜŞÜŞ"

Bugün için bu önemli bir vaat ya da gerçekleştirilmesi zor bir vaat olarak görünüyor. Hiç öyle değil. Bu ülkede en büyük sorun şu; vasata, kötüye razı edilmek ve bunu kabullenmek. Ne münasebet kabulleniyoruz? Hangisi yaşam koşullarından, lüksünden taviz veriyor da emekli versin? Niçin emekliden isteniyor? Bu iktidar geldiğinde, 3 Kasım 2002 günü en düşük emekli maaşı 1 de değil, 1,5 asgari ücretti. Beğenmedikleri Ecevit'in üçlü koalisyon hükümeti görevi bunlara verirken en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugün beğenmediğimiz 28 bin liradan hesaplayın asgari ücreti, bugünkü parayla 42 bin lira emekliler maaş alıyordu. Sadece AK Parti'nin iktidarda kalmasının maliyeti 42'den 20'ye düşüş. Kaldı ki biz asgari ücret olarak 28 değil 39 bin lirayı hesapladık, öneriyoruz. Öyle olduğunda en düşük emekli maaşının 57 bin lira olması lazım. Bugün bakınca imkansız gibi geliyor ama bu iktidardan hemen önce öyleydi.

"SANDIK GELECEK BU MEYDAN SANDIĞA KOŞACAK"

Emeklilere hatırlatırım, bu iktidar geldiği gün, şimdi 42 bin'e çok, 57 bin'e imkansız diye düşünenlere hatırlatırım; bu iktidar geldiğinde en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. Bugünkü parayla 80 bin lira. Bugün en düşük emekli maaşı 2 çeyrek altın alamıyor. Bu ülke, dünya emeklilerine kalkınmadan pay verirken, refah payı verirken, refah payını kalkınmanın üstünde verirken, bu ülke çeşitli oyunlarla, enflasyon oyunlarıyla sürekli emekliden çalıyor. Onun için, öyle imkansızı söylemiyoruz. Sandık gelecek, bu meydan sandığa koşacak, hakkını söke söke geri alacak.



"EMEKLİ DE HAKKINI ALIR, EMEKÇİ DE HAKKINI ALIR

Buradan beni televizyonundan dinleyen ya da bu meydana gelmese de hemen meydanın etrafında kulak kabartan, yıllarca da oyunu AK Parti'ye vermiş olan bir emekliyi hatırlatıyorum. Bugün gitsen, bir kuyumcudan bir çeyrek altın alsan, o çeyrek altını cebine katsan ya da çantana koysan, eve gitsen bir baksan çeyrek altın yok. Deli çıkar insan doğru değil mi? Hemen kalkar yürüdüğü yollara bakar. Çünkü bir şey nerede yitirildiyse orada bulunur. Bakın, bir çeyrek altın değil, ayda altı çeyrek altın! Bir sefer değil, her ay! Bir kişi değil, her emekli kaybediyor! Bir şey kaybedildiyse, nerede kaybedildiyse orada bulunur. Doğru mu? Biz nerede kaybettik altı çeyrek altını? Seçim sandığında. 3 Kasım günü kaybettiklerimizi, kurulacak ilk sandıkta geri almaya hazır mıyız? Emekliler hazır mı? İşte bu kararlılık olursa her şey olur. Emekli de hakkını alır, emekçi de hakkını alır.

"HERKES EN AŞAĞIDA BİRLEŞMİŞ"

İki husus var. Bir: En düşük emekli maaşı eskiden ortalama emekli maaşının yarısıydı. Bugün ortalama emekli maaşı 23 bin lira. Yani bütün emeklilere söylüyorum; AK Parti sizi boş bir kutu kola kutusu gibi ezip, ezip, ezip en aşağıya yaklaştırmış, en aşağıya. Eskiden ortalama emekli maaşı en düşüğün iki katına yakın veya en azından yüzde 50'si yani 20 ise 30 iken, 23'e gelmiş. Herkes en aşağıda birleşmiş.

"KOBİ'Yİ YA DA ÇALIŞANLA KÜÇÜK ESNAFI BİRBİRİYLE MENFAATLERİ ÇELİŞİYOR GİBİ GÖSTERİRSENİZ BU İŞTE İŞ BİLMEMEZLİKTİR"

İkinci husus asgari ücret. 28 bin lira asgari ücret. Öyle berbat bir ülkede, öyle zor şartlardayız ki asgari ücret alan için çok düşük, veren için yüksek kalıyor. Sebep? Devlet aradaki sorumluluğunu unutuyor. Biz asgari ücrete 39 bin lira derken aradaki 11 bin liralık farkın küçük esnaf için ve KOBİ'ler için, ayrıca tekstil gibi kritik sektörler için devletin yapacağı sosyal güvenlik primi desteklemesiyle karşılanmasını önermiştik. Yani, KOBİ'de çalışırken işçi "Ya 28 değil 39 bin lira alacağım ama patron bunu veremez batar" diye düşünmeyecek. Orada devlet aldığı sosyal güvenlik primi farkından fedakarlık edecek, destekleme yapacak, böylece asgari ücret alan için 39 bin olurken, veren için 28 bin liralık yükte olacak. Bunu yapmazsanız, sen çalışanla KOBİ'yi ya da çalışanla küçük esnafı birbiriyle menfaatleri çelişiyor gibi gösterirseniz bu işte iş bilmemezliktir, liyakatsizliktir.

"REFAH TAVANA DEĞİL TABANA YAYILACAK"

Cumhuriyet Halk Partisi'nin hem Merkez Yönetim Kurulu'nda hem Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nde birbirinden kıymetli 11 ekonomistten oluşan Ekonomi Eşgüdüm Konseyi, İran savaşı çıktığında nasıl ÖTV'yi önerip de büyük şoku hiç olmazsa bir süreliğine durduracak öneriyi yaptıysa, burada da KOBİ'yi kollayarak yüksek asgari ücretteki artışın yüksek maliyet olarak dönmesini engelleyerek ortaya yeni ve işçiye de patrona da zarar vermeyecek bir model geliştirdiler.

Cumhuriyet Halk Partisi'nin en temel yaklaşımı doğru bir kalkınma hamlesidir. Biz bu ülkeyi 100 yıl önce işgalden kurtardık ama ardından büyük bir kalkınma hamlesi başlattık. Atatürk'ün daha sonra marşa da geçen "10 yılda 15 milyon her yaştan genç" dediği de budur. Eğitimle her yaştan genç yaratmaktır. Demir ağlarla örmektir. Sata sata bitiremedikleri en iyi örneklerinden biri Kardemir olan ama Türkiye'de Sümerbanklardan başlayın da ta Türkiye'nin o günden bugüne yapılmış bütün KİT yatırımlarına, yüzde 89'unu bunlar özelleştirdi. Özelleştirme parasını da faizcilere kaptırdılar.

Yani iyi bir dedenin, çalışkan bir babanın bıraktığını birkaç yılda çarçur eden hayırsız evlat gibi Cumhuriyet'in bütün kazanımlarını şeker fabrikalarıyla, Sümerbank basma fabrikalarıyla, özelleştirdikleri limanlarıyla, özelleştirdikleri petrol işleme üniteleriyle, rafinerileriyle, maalesef Türk Telekom'uyla hepsini berbat ettiler. Şimdi yeni bir kalkınma hamlesi gelecek. Hem kadın istihdamını arttıran 'Mor Dönüşüm'le, hem dünyanın yürüdüğü desteklediği 'Yeşil Dönüşüm', yeşil ekonomiyle, yüksek katma değerli ürünlerin üretimiyle, doğru stratejilerle hem ülke birlikte kalkınacak ama kazanırken doğru bir vergi sistemiyle de vergi tabana değil tavana, refah tavana değil tabana yayılacak.

Cumhuriyet Halk Partisi'nin yönetim anlayışı budur. Dünyadaki sol, sosyal demokrat, şimdi ülkelerindeki emeklilerin, emekçilerin yüzünü güldüren akrabalarımız dünyada ne yaptıysa, neyi başardıysa onu başaracağız. Yüzyıl önce nasıl yola çıktıysak, nasıl 'köylü milletin efendisidir' dediysek, nasıl emeğin en yüce değer olduğunu kabul ettiysek, nasıl herkesin karnını doyurduk, hastalıkları bitirip istihdamı yarattıysak, yüz yıl sonra aynı mucizeyi bir kez daha hep birlikte başaracağız. Hep birlikte!

"İNSANINI SEVEN BİR ANLAYIŞLA BİR KEZ DAHA BU MİLLETİ AYAĞA KALDIRMAYA GELİYORUZ"

Bugün Türkiye'de işsizlikte, yoksullukta, enflasyonda, faizde ve gelir adaletsizliğinde Avrupa birincisiyiz. Bu utanç verici bir tablodur. Üç tarafı dünyanın en güzel denizleriyle çevrili, toprağın altı değerli, üstü değerli; genç nüfusuyla, turizmiyle, tarihiyle, bulunduğu lojistik avantajlarla, jeopolitik üstünlüklerle Avrupa'da Almanya'nın, Fransa'nın rakibi olacak bir ekonomi olacakken, bütün Avrupa'nın gerisine düşmek asla ve asla kabul edilemez. Bu artık beceriksizlikten ötedir, bu kötü niyettir. Bu, Anadolu'nun, Trakya'nın evlatlarını sömürüye açmak, topraklarını talana açmaktır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak toprağın da, ülkenin de, emeğin de değerini bilen, insanını seven bir anlayışla bir kez daha bu milleti ayağa kaldırmaya geliyoruz!

"BÜTÜN EMEKÇİLERİN AYAĞA KALKMASI VE BU MEYDANLARI, BU SOKAKLARI BU İKTİDARA DAR ETMESİ GEREKMEKTEDİR"

Üç ayda yüzde 10 enflasyon olmuş. Altı ayda bütün hedefler, bir yıllık hedefler altı ayda tarumar olacak. Bir yandan mazota zam, elektriğe zam, doğalgaza zam, ekmeğe zam, ete zam, meyveye zam; öbür tarafta maaşlar olduğu yerde duracak. Buradan, buradan bütün emeklilere de, bütün emekçilere de sesleniyorum: Mutlaka ve mutlaka gerçek enflasyon rakamları hesaplanarak doğru bir zamla ara zam yapılmalıdır. Aksi takdirde bütün emeklilerin, bütün emekçilerin ayağa kalkması ve bu meydanları, bu sokakları bu iktidara dar etmesi gerekmektedir.

Onun için AK Parti'den ne maaşa zam istiyoruz, ne iyileştirme istiyoruz. Hepsini kendi kendimize yapmak için biz artık seçim istiyoruz, sandık istiyoruz!

Şunu söyleyeyim, Karabük'te gelip de meydana sığmayacak da böyle aşağılara kadar uzanacak bir kalabalığı gördük ya, olmuş bu iş. Olmuş bu iş! Normal şartlarda biletsizlere el sallamıyorum ama yer kalmamış ne yapacaksın, sen de haklısın. O ta arkadan bakanlar var, en arka... Meydanda buluşamadık, sandıkta buluşacak mıyız? Bir göreyim arka tarafı bir göreyim... Helal olsun hepinize.
Bu meydan çok kıymetli ama meydana giremeyen, girip de aramadan geçmeyen ama bu meydana kulak vermeden de edemeyen, uzaktan dinleyenler var. Onlara sesleniyorum: Elbette gençler diyor ki 'Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek.' Bunu duyup da AKP'ye, MHP'ye daha önce oy vermiş kimse şöyle düşünmesin; 'Eyvah Cumhuriyet Halk Partisi gelirse bizden hesap soracak.'

"KUTUPLAŞTIRMAYA DEĞİL, KUCAKLAŞTIRMAYA GELİYOR CUMHURİYET HALK PARTİSİ"

Vallahi biz, köyümüzde, beldemizde, ilçemizde düğünü AK Partililerle, MHP'lilerle beraber yapıyoruz. Cenazeyi birlikte kaldırıyoruz. Biz bu ülkeyi ayrıştıran, bölen değil, birleştiren Türkiye'nin kurucu iradesiyiz. Bundan önce kimseyi verdiği oydan, üye olduğu partiden sorumlu tutmayız. Devr-i sabık yaratmayız. Ama darbeciler var. Milletten seçimi kaçırmaya çalışanlar var. Ailelere, çocuklara el uzatanlar, her akşam televizyonda yayınlansın diye haysiyet cellatlığıyla yalan haberler yapanlar, iftira atanlar var. Korkacaksa onlar korksun, milletimizin içi rahat olsun. Kutuplaştırmaya değil, kucaklaştırmaya geliyor Cumhuriyet Halk Partisi!

"TRUMP'A AĞZINI AÇIP BİR ŞEY SÖYLEMİYOR"

Dün yine hepimizi kahreden, canını sıkan, hırslandıran bir şey yaşandı. Dış politikada ilkesiz, ekonomide beceriksiz, hukukta adaletsiz, yönetimde liyakatsiz bu iktidar gitti bir masaya oturdu biliyorsunuz. Gazze'de soykırım yapıyor Netanyahu, İsrail. Bunu... bunu biz kınıyoruz. Ama Netanyahu'ya Trump 'kahramanım' diyor. 'Savaş kahramanı' kendisi diyor. Erdoğan da zaman zaman ağız ucuyla Netanyahu'ya bir şey söylüyor ama Trump'a ağzını açıp bir şey söylemiyor.

"ERDOĞAN'IN DA HAKAN FİDAN'IN DA İMZASI"

Geçtiğimiz günlerde Gazze'ye yardım taşıyan Küresel Sumut Filosuna yine bir saldırı oldu. 20'si Türk, 175 kişiyi gözaltına aldı İsrail askerleri. Erdoğan bununla ilgili bir cümle kurmadı. Niye kurmadı? Çünkü Trump ve Netanyahu yönetimiyle sözde Gazze Barış Masasında oturuyor. Ve Sumut Filosuna yapılan saldırıyı değil, Gazze Barış Kurulu... bu kurulu biliyorsunuz değil mi?

Trump şöyle dedi ya; 'Haritayı gördüm, güzelmiş. Orada Filistinlilere yer yok. Onları etraftaki 5 ülkeye yollayacağım. Oraya oteller, casinolar yapacağım. Önünde de -Doğu Akdeniz'i diyor- petrol varmış, doğalgaz varmış onları da istiyorum' diyor. Ve bu söylediklerini çizdi. Böyle büyük oteller, casinolar, lüks yerler... ve oraya bir plan yaptı. Bu planı yayınladı ve Gazze Barış Kurulu diye bir şey kurdu. Dünyanın aklı başında, demokratik hiçbir lideri oraya gitmezken, örneğin dostumuz, canımız, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez başta olmak üzere... bizimkiler koşa koşa gitti oturdu.

Biz dedik ki, 'Ya Filistin'in olmadığı masada ne işiniz var?' İsrail de yok dediler. İki gün kala Trump bir oldu bitti ile İsrail'i de oturttu. Bizim Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, son toplantıda İsrail Dışişleri Bakanı'yla ve Trump'ın adamlarıyla birlikte orada oturdu. Gazze'yi işgal masasında...

İşte o Gazze Barış Kurulu, Sumut Filosuna saldırı yapıldı ya, saldırıya bir şey demiyor. Filodaki insanlara 'gösteriş yapıyorsunuz' diyor. Destek paylaşımlarına 'iğrenç paylaşımlar' diyor. Ve bu açıklama Gazze Barış Kurulu adına yapılıyor. Ve o kurulda bulunduğu için, bu açıklamanın altında Türkiye'nin de, Erdoğan'ın da, Hakan Fidan'ın da imzası var. Biz açıklamayı kınıyoruz, bunlar açıklamanın sahibi olarak susuyorlar.

"ARTIK TRUMP'TAN KORKMA ALLAH'TAN KORK"

Buradan Erdoğan'ı bir kez daha uyarıyorum: Artık Trump'tan korkma, Allah'tan kork! Allah'tan kork!
Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı, 3. Genel Başkanımız Bülent Ecevit nasıl Yaser Arafat'ın dimdik arkasında durduysa, biz de öyle Filistin'in arkasındayız!

Buradan bir kez de Karabük'ten söyleyeyim: Amerika'nın Dışişleri Bakanı, Erdoğan için "Trump'la beş dakika görüşmek için yalvarıyor" dedi. Türkiye'deki Amerikan Büyükelçisi Tom Barak dünya kadar saçma sapan laf etti ama "Trump akıllı adam, Erdoğan'a onda olmayan meşruiyeti veriyor, her şeyi alacak" dedi.

Biliyorsunuz uçak siparişini aldılar, 250 tane. Pahalı LNG siparişini, yani pahalı sıvılaştırılmış doğalgazı Türkiye'ye sattılar. Türkiye'den çeşit çeşit taviz aldılar. En çok da kıymetli nadir toprak elementleri için Erdoğan'la anlaşmayı yaptılar. Hemen üstüne gittik Eskişehir'de, kıymetli toprak elementleri, nadir toprak elementleri için protesto mitingini yaptık. Buna izin vermeyeceğimizi söyledik.

Barrack diyor ki, "Erdoğan'da meşruiyet yok, yani Türkiye'de desteği kalmadı. Ona destek verip ondan her şeyi alıyor Trump, akıllı adam" diyor. Geçen gün de çıkıp dediler ki, onlara göre dünyada hangi ülkeyi kimin yöneteceğine artık Amerika karar veriyor. Venezuela'da yaptılar, Suriye'de yaptılar, Irak'ta denediler çamura saplandılar. Şimdi Türkiye'de seçim gelecek, Erdoğan gidecek diye tutuyor, diyor ki "Buralarda demokrasi işlemiyor" diyor. "Bu topraklarda en iyisi meşruiyet, meşrutiyet" diyor. "Tek adam yönetimleri" diyor. "Demokrasiyi denedik buralarda olmuyor" diyor
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/ozgur-ozel-den-karabuk-te-iktidar-mesaji-sandik-gelecek-bu-meydan-hakkini-alacak-7609.jpg</image>
		   <media:content url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/ozgur-ozel-den-karabuk-te-iktidar-mesaji-sandik-gelecek-bu-meydan-hakkini-alacak-7609.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/ozgur-ozel-den-karabuk-te-iktidar-mesaji-sandik-gelecek-bu-meydan-hakkini-alacak-7609-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/ozgur-ozel-den-karabuk-te-iktidar-mesaji-sandik-gelecek-bu-meydan-hakkini-alacak-7609.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.hchaberajansi.com.tr/ozgur-ozel-den-karabuk-te-iktidar-mesaji-sandik-gelecek-bu-meydan-hakkini-alacak/387/</link>
		   <pubDate>Sun, 03 May 2026 17:25:02 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Asgari ücretlinin bir saatlik emeği bir domatese denk</title>
		   <description><![CDATA[Tek bir pembe domatesin 111,57 TL'den satıldığı piyasa şartlarında, saatlik kazancı 124,78 TL olan asgari ücretli bir çalışanın bir saatlik mesaisi sadece bir adet domatese denk geliyor.]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan'ın basın danışmanı Ömer Şahin'in sosyal medya üzerinden yaptığı bir paylaşım, gıda fiyatlarındaki güncel tabloyu ortaya koydu. Şahin'in paylaştığı fotoğrafa göre, tek bir iri pembe domatesin fiyatı 111,57 TL'ye ulaştı.

TARTIYA YANSIYAN FİYATLAR

Mahalle marketinde kilogram fiyatını görerek tek bir ürünü tarttırdığını belirten Şahin, tartının görselini paylaştı.



Şahin, X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda fiyatlara tepkisini, "Çarşı-pazar ateş pahası. Mutfakta yangın var." ifadeleriyle dile getirdi.

BİR SAATLİK EMEK, BİR ADET DOMATES

2026 yılı itibarıyla 28 bin 75 lira alan asgari ücretli bir çalışanın saatlik net kazancı 124,78 TL olarak hesaplanıyor. Market raflarındaki ve pazardaki bu fiyatlamalar, asgari ücretli çalışan için artık sadece cebin değil, emeğin de sınırını belirliyor. Asgari ücretli bir vatandaşın yaklaşık bir saatlik mesaisi, yalnızca 558 gramlık tek bir domatesin fiyatını (111,57 TL) karşılamaya yetiyor.

 

Kaynak:Halk TV Haber Merkezi
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/asgari-ucretlinin-bir-saatlik-emegi-bir-domatese-denk-8785.webp</image>
		   <media:content url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/asgari-ucretlinin-bir-saatlik-emegi-bir-domatese-denk-8785.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/asgari-ucretlinin-bir-saatlik-emegi-bir-domatese-denk-8785-t.webp"/>
<enclosure url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/asgari-ucretlinin-bir-saatlik-emegi-bir-domatese-denk-8785.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.hchaberajansi.com.tr/asgari-ucretlinin-bir-saatlik-emegi-bir-domatese-denk/386/</link>
		   <pubDate>Sun, 03 May 2026 17:17:45 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Korkunun Siyasetteki Dili ve Bir Metnin Anlattıkları</title>
		   <description><![CDATA[]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı aday adayı Ekrem İmamoğlu’nun mektubunun okunması sırasında yaşanan tartışma, aslında sadece anlık bir gerilim değil, daha derin bir siyasi dil sorununa işaret ediyor. Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar’ın tepkisiyle alevlenen bu olay, siyasette üslubun ve meşruiyet tartışmalarının nasıl iç içe geçtiğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Üstelik tartışmanın arka planında ciddi bir iddia da var. Alemdar’ın biyografisinde yer alan Doğu Akdeniz Üniversitesi mezuniyeti, üniversite yönetimi tarafından yalanlandı. Kurumdan yapılan açıklamada, Alemdar’ın ne kayıt ne de diploma bilgisinin bulunduğu ifade edildi. Bu durum, kamuoyunda “şeffaflık” ve “etik” tartışmalarını kaçınılmaz hale getirdi.

Tam da bu noktada, CHP Adapazarı İlçe Başkanı Sabri Anıl Özkan’ın sosyal medyada yaptığı açıklama devreye giriyor. Özkan’ın sözleri, yalnızca bir destek mesajı değil; aynı zamanda Türkiye’de siyasetin hangi dil üzerinden yürüdüğünü de ortaya koyan bir metin niteliğinde.

Bu metnin merkezinde “korku” kavramı yer alıyor. “Korkunun adı Ekrem İmamoğlu olmuş” ifadesi, siyasette sıkça başvurulan bir retoriği yansıtıyor: Rakibin gücünü, ona duyulan endişe üzerinden tanımlamak. Özellikle seçim atmosferlerinde bu tür söylemler, tabanı konsolide etmenin etkili yollarından biri olarak öne çıkıyor.

Ancak metin bununla sınırlı değil. “Kumpas”, “darbe tutsağı”, “sandık korkusu” gibi ifadeler, siyasi eleştirinin ötesine geçerek doğrudan bir mücadele diline dönüşüyor. Bu da bize şunu gösteriyor: Türkiye’de siyasal iletişim giderek daha sert, daha duygusal ve daha kutuplaştırıcı bir zemine kayıyor.

Bir diğer dikkat çekici unsur ise “meşruiyet” vurgusu. CHP’nin kurucu parti kimliği üzerinden yapılan hatırlatmalar, sadece tarihsel bir referans değil; bugünkü siyasi iddiaların da dayanağı olarak sunuluyor. Bu yaklaşım, seçmene geçmiş üzerinden bir aidiyet duygusu kazandırmayı hedefliyor.

Fakat burada kritik bir denge sorunu var. Siyaseti sürekli “biz ve onlar” eksenine sıkıştıran dil, kısa vadede mobilizasyon sağlasa da uzun vadede toplumsal gerilimi artırıyor. Oysa seçmen artık daha somut başlıklar görmek istiyor: ekonomi, yaşam kalitesi, adalet ve gelecek vizyonu.

Ekrem İmamoğlu etrafında şekillenen bu son tartışma, aslında daha geniş bir tablonun parçası. Güçlü lider figürleri, yüksek tansiyonlu söylemler ve keskin kamplaşmalar… Türkiye siyasetinin mevcut fotoğrafı büyük ölçüde bundan ibaret.

Ama bütün bu gürültünün içinde asıl mesele hâlâ yerinde duruyor:

Siyaset korkular üzerinden mi şekillenecek, yoksa topluma umut verebilen bir dil mi kazanacak?

 

Hikmet Metin Çavdar
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/korkunun-siyasetteki-dili-ve-bir-metnin-anlattiklari-3666.webp</image>
		   <media:content url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/korkunun-siyasetteki-dili-ve-bir-metnin-anlattiklari-3666.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/korkunun-siyasetteki-dili-ve-bir-metnin-anlattiklari-3666-t.webp"/>
<enclosure url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/korkunun-siyasetteki-dili-ve-bir-metnin-anlattiklari-3666.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.hchaberajansi.com.tr/korkunun-siyasetteki-dili-ve-bir-metnin-anlattiklari/385/</link>
		   <pubDate>Sun, 03 May 2026 16:05:41 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Son dakika | Özkan Yalım CHP'den ihraç edildi</title>
		   <description><![CDATA[Son dakika haberi... CHP Sözcüsü Zeynel Emre, Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın CHP'den ihraç edildiğini duyurdu.]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü "yolsuzluk ve rüşvet" soruşturmasında tutuklanan ve şirketlerine TMSF'nin kayyum olarak atandığı Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın CHP ile ilişiği tamamen kesildi. Sızdırılan görüntülerle başlayan sürecin ardından CHP Sözcüsü Zeynel Emre, tutuklandıktan sonra belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Yalım'ı partiden ihraç ettiklerini duyurdu.

KESİN İHRAÇLA SEVK EDİLMİŞTİ

Emre, geçtiğimiz ay partisinin Beylikdüzü İlçe Başkanlığı'nda yaptığı açıklamada, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Özkan Yalım'ı kesin ihraç istemiyle ve tedbirli olarak Yüksek Disiplin Kurulu'na sevk ettiklerini bildirmişti.

 

SOSYAL MEDYA HESABINDAN DA AÇIKLAMA

Konu hakkında CHP İletişim tarafından da açıklama yapıldı. CHP İletişim tarafından yapılan açıklama şu şekilde oldu:


"BİLGİLENDİRME Özkan Yalım, Merkez Yönetim Kurulumuz tarafından kesin ihraç istemiyle tedbirli olarak disipline sevk edilmişti. Yasal sürenin tamamlanmasının ardından, Yüksek Disiplin Kurulu 2 Mayıs’ta olağanüstü toplanarak, partiden ihracına oy birliğiyle karar verdi. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."




SULH CEZA HAKİMLİĞİ MAL VARLIĞINA EL KOYMUŞTU

Yalım’ın tutuklanmasının ardından mahkeme heyeti, mal varlığına yönelik yaptırımları da devreye soktu. Sulh Ceza Hakimliği, verdiği karar doğrultusunda Yalım’ın mal varlığına el koydu ve Yalım’a ait şirketlere TMSF'yi kayyum olarak atadı.

PARTİ ÜYELİĞİ ASKIYA ALINMIŞTI

CHP Sözcüsü Zeynel Emre, polislerin gözaltına alıp tutuklamaya sevk ettiği Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın otel odasında çekilen söz konusu görüntüler nedeniyle parti üyeliğini askıya aldıklarını daha önce açıklamıştı. YDK'ya sevk ile başlayan süreç, partinin aldığı kesin ihraç kararıyla sonuçlandı.
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/son-dakika-ozkan-yalim-chp-den-ihrac-edildi-8742.jpg</image>
		   <media:content url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/son-dakika-ozkan-yalim-chp-den-ihrac-edildi-8742.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/son-dakika-ozkan-yalim-chp-den-ihrac-edildi-8742-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/son-dakika-ozkan-yalim-chp-den-ihrac-edildi-8742.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.hchaberajansi.com.tr/son-dakika-ozkan-yalim-chp-den-ihrac-edildi/384/</link>
		   <pubDate>Sun, 03 May 2026 15:49:57 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title> Pazarda, Marketlerde zam şampiyonu belli oldu</title>
		   <description><![CDATA[ Nisan ayında megakentte fiyatı en çok artan ve azalan ürünleri duyurdu. Verilere göre 336 temel üründen 250'sinin fiyatının yükseldi. Domates %50'lik artışla zam şampiyonu olurken; giyim, sağlık ve ısınma kalemlerindeki çift haneli zamlar bütçeleri sarstı.]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[Nisan ayı enflasyon karnesi, halkın geçim derdinin her geçen gün daha da ağırlaştığını belgeledi. İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından paylaşılan verilere göre, nisanda bir önceki aya kıyasla fiyatı en çok artan ürün yüzde 50,54 ile domates oldu. İndekste yer alan 336 ana ürünün 250’sinde fiyat artışı gözlemlenirken, sadece 15 ürünün fiyatında gerileme kaydedildi.

DOMATES ZİRVEDE, SAĞLIK VE ISINMA PEŞİNDE



Nisan ayında halkın cebini en çok yakan ürün yüzde 50,54 artışla domates olurken, zam listesi gıda ile sınırlı kalmadı.

Diğer sağlık ürünlerindeki yüzde 29,87’lik artış dikkat çekerken, temel ihtiyaçlardan aydınlatmada yüzde 25,14 ve ısınmada yüzde 25 oranında fiyat artışları izlendi. Tekstil grubunda ise etek fiyatları yüzde 24,72 oranında yükseldi.

GİYİM SEKTÖRÜNDE ETİKETLER EL YAKIYOR

Bahar aylarının gelmesiyle birlikte giyim kalemlerinde de sert artışlar yaşandı. Geçen ay fiyatı en fazla artan diğer ürünler şu şekilde sıralandı:

Kadın tişört: %22,34

Elbise: %20,77

Erkek gömlek: %20,63

Kadın gömlek: %19,99

Havuç: %19,30

Kadın pantolon: %18,87

Ayrıca sebze tezgahlarında sivri biber %16,87, kıvırcık salata %16,84 ve çarliston biber %16,45 oranında zamlandı.

PATLICAN VE SALATALIKTA MEVSİMSEL DÜŞÜŞ



Nisanda bir önceki aya göre fiyatı en çok azalan ürün, gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yer alan patlıcan oldu. Patlıcanın fiyatı yüzde 63,20 oranında gerilerken, onu yüzde 38,12 ile salatalık ve yüzde 32,59 ile kabak takip etti. Baharın gelmesiyle çilek fiyatlarında yüzde 27,15, taze fasulyede yüzde 20,35 ve oyuncaklarda yüzde 11,05 oranında düşüş görüldü.

Diğer fiyatı düşen kalemler arasında yüzde 5,80 ile yumurta, yüzde 5,29 ile şehirlerarası otobüs bileti ve yüzde 2,36 ile maydanoz yer aldı. Sinema bileti fiyatları ise yüzde 0,83 gibi sınırlı bir oranda geriledi.
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/pazarda-marketlerde-zam-sampiyonu-belli-oldu-4873.jpg</image>
		   <media:content url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/pazarda-marketlerde-zam-sampiyonu-belli-oldu-4873.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/pazarda-marketlerde-zam-sampiyonu-belli-oldu-4873-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/pazarda-marketlerde-zam-sampiyonu-belli-oldu-4873.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.hchaberajansi.com.tr/pazarda-marketlerde-zam-sampiyonu-belli-oldu/383/</link>
		   <pubDate>Sun, 03 May 2026 15:41:52 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Sapanca Belediyesi'nde 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü Buluşması</title>
		   <description><![CDATA[Sapanca Belediyesi, her yıl olduğu gibi bu yılda 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla belediye personeli Havuz Kafe’de düzenlenen programda bir araya geldi. 
Belediye çalışanlarının yoğun katılım gösterdiği programda birlik, beraberlik ve dayanışma mesajları verildi. Düzenlenen programa CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri ve belediye personeli katıldı.

]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[Programda belediye çalışanlarıyla aynı sofrada buluşan Sapanca Belediye Başkanı Nihat Arda Şahin, emek ve alın terinin toplumun en önemli değerlerinden biri olduğunu belirterek tüm çalışanların 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutladı. Belediye personelinin Sapanca’ya hizmet noktasında büyük özveriyle çalıştığını ifade eden Başkan Şahin, yapılan çalışmaların ekip ruhuyla ortaya çıktığını söyledi.

 

Emekçinin hakkını gözetmeye devam edeceğiz

 

Konuşmasında belediye çalışanlarına yönelik gerçekleştirilen maaş zamları ve promosyon süreçleri hakkında da bilgiler veren Başkan Şahin, çalışanların haklarını korumanın ve çalışma şartlarını iyileştirmenin önemine değindi. Şahin, “Sapanca’ya hizmet ederken en büyük gücümüz çalışma arkadaşlarımızdır. Emek veren, alın teri döken her bir personelimizin hakkını gözetmek bizim önceliğimizdir. İlçemize hep birlikte hizmet etmeye devam edeceğiz. Tüm emekçilerimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlu olsun” ifadelerini kullandı.

 

Samimi bir atmosferde gerçekleşen programda belediye personeli de bir araya gelerek sohbet etme fırsatı buldu.

 

Murat Emir’den dayanışma ve hizmet vurgusu

 

Sapanca’nın doğal güzellikleri ve özel yapısıyla önemli bir ilçe olduğunu ifade ederek belediye yönetiminin çalışmalarını takdir etti. Belediye Başkanı Nihat Arda Şahin ve başkan yardımcılarının yoğun şekilde çalıştığını söyleyen Emir, yerel yönetimlerde daha fazla ilçeye hizmet etmek istediklerini belirtti.

Konuşmasında genel siyasi gündeme de değinen Emir, emekçiler için sendikalaşmanın önemine vurgu yaptı. Emekçilerin hak arama mücadelesinin demokratik toplumların temel unsurlarından biri olduğunu ifade eden Emir, dayanışmanın güçlenmesi gerektiğini söyledi. Program sonunda tüm çalışanların 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutlayan Emir, belediye personeline çalışmalarında kolaylıklar diledi.

 
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/sapanca-belediyesi-nde-1-mayis-emek-ve-dayanisma-gunu-bulusmasi-5361.jpeg</image>
		   <media:content url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/sapanca-belediyesi-nde-1-mayis-emek-ve-dayanisma-gunu-bulusmasi-5361.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/sapanca-belediyesi-nde-1-mayis-emek-ve-dayanisma-gunu-bulusmasi-5361-t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/sapanca-belediyesi-nde-1-mayis-emek-ve-dayanisma-gunu-bulusmasi-5361.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.hchaberajansi.com.tr/sapanca-belediyesi-nde-1-mayis-emek-ve-dayanisma-gunu-bulusmasi/382/</link>
		   <pubDate>Sun, 03 May 2026 15:29:04 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>AK Parti Marmara Bölge Strateji Toplantısı Sona Erdi</title>
		   <description><![CDATA[Tever: AK Parti kadroları olarak ortak akıl ve güçlü istişare kültürüyle çalışmalarımızı daha ileriye taşıma kararlılığımızı bir kez daha yineledik]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[AK Parti Genel Merkez Teşkilat Başkanlığı tarafından 1-2-3 Mayıs 2026 tarihlerinde Bursa’da düzenlenen “Marmara Bölge Strateji Toplantısı” tamamlandı. Üç gün süren programın ardından AK Parti Sakarya İl Başkanı Yunus Tever toplantıya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Teşkilat Çalışmaları Açısından Büyük Önem Taşıyor”
Toplantının teşkilat çalışmaları açısından büyük önem taşıdığını belirten Tever, Marmara Bölgesi’ndeki il ve ilçe teşkilatlarının katılımıyla gerçekleştirilen kampın verimli geçtiğini ifade etti. Genel Merkez Teşkilat Başkanlığı İl Koordinatörü Hüseyin Altınsoy ile birlikte ilçe başkanlarının katılımıyla oturumlara başladıklarını dile getiren Tever, sürecin teşkilatın gücünü artırmaya yönelik önemli katkılar sunduğunu vurguladı.

Ortak Akıl Ve Güçlü İstişare
Toplantının ikinci gününde ise üst düzey isimlerin katılımıyla kapsamlı sunumlar gerçekleştirildi. AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, AK Parti Genel Merkez Teşkilat Başkan Yardımcısı Selman Özboyacı, MKYK Üyesi Haydar Ali Yıldız ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank’ın hitaplarının yol gösterici olduğunu belirten Tever, “Teşkilat çalışmalarımızın mevcut durumu, sahadaki yansımaları ve önümüzdeki dönem yol haritamız üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunduk. Ortak akıl ve güçlü istişare kültürümüzle kararlılığımızı pekiştirdik” dedi.

Çalıştaylarda Fikir Alışverişi Yapıldı
Program kapsamında düzenlenen çalıştaylarda teşkilat mensuplarıyla fikir alışverişi yapıldığını ifade eden Tever, bu oturumların sahadaki çalışmaların daha etkin hale getirilmesi açısından önemli çıktılar sunduğunu kaydetti.

Dış Politikada Türkiye’nin Vizyonu Ele Alındı
Toplantının son bölümünde ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın sunumunu dinlediklerini belirten Tever, Türkiye’nin dış politikadaki vizyonunun detaylı şekilde ele alındığını söyledi. Tever, “Sayın Bakanımızın değerlendirmeleri, ülkemizin küresel gelişmeler karşısındaki stratejik duruşunu daha iyi anlamamıza katkı sağladı” ifadelerini kullandı.

“Katkı Sunan Tüm Teşkilatlarımıza Teşekkür Ediyorum”
Üç Günlük Programın, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş’ün kapanış konuşması ve yapılan müzakerelerle tamamlandığını belirten Tever, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“AK Parti kadroları olarak ortak akıl ve güçlü istişare kültürüyle çalışmalarımızı daha ileriye taşıma kararlılığımızı bir kez daha yineledik. Toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyor, katkı sunan tüm teşkilatlarımıza teşekkür ediyorum. Ayrıca ev sahipliği dolayısıyla Bursa İl Başkanlığımıza da şükranlarımı sunuyorum.”

 
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/ak-parti-marmara-bolge-strateji-toplantisi-sona-erdi-5338.jpeg</image>
		   <media:content url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/ak-parti-marmara-bolge-strateji-toplantisi-sona-erdi-5338.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/ak-parti-marmara-bolge-strateji-toplantisi-sona-erdi-5338-t.jpeg"/>
<enclosure url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/ak-parti-marmara-bolge-strateji-toplantisi-sona-erdi-5338.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.hchaberajansi.com.tr/ak-parti-marmara-bolge-strateji-toplantisi-sona-erdi/381/</link>
		   <pubDate>Sun, 03 May 2026 15:19:47 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Gülden'in projesi 'Gülden'e Geldik'</title>
		   <description><![CDATA['Soğuk Odalar, Yatsın Yanıma, Mendil, Unutamam Dedin, Yakarım İstanbul'u' gibi hit şarkılarıyla geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan Gülden, yepyeni projesi 'Gülden'e Geldik' ile müzik dünyasında yine çok konuşulmaya hazırlanıyor.]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[ 

hchaberajansi- Toplam 11 bölümden oluşan 'Gülden'e Geldik' programında, Gülden'e her bölümde farklı bir konuk sanatçı eşlik ediyor. Program boyunca Gülden, 10 kişilik canlı orkestrası ile sahne alırken müzik, sohbet ve eğlenceyi bir araya getiren özel bir atmosfer yaratıyor.

Her bölümde önce konuk sanatçının bir şarkısı Gülden ile birlikte canlı cover olarak düet şeklinde seslendiriliyor. Ardından Gülden'in bir şarkısı yine canlı performansla düet olarak izleyiciyle buluşuyor. Programın en dikkat çeken anlarından biri ise Gülden'in o bölümün konuğu için özel olarak yazdığı ve ilk kez bu programda seslendirilecek yeni şarkının canlı düeti oluyor.



Şarkıların arasında ise yaklaşık 20 dakikalık eğlenceli sohbet, sosyal medyada viral olabilecek soru-cevaplar ve keyifli anlar yer alıyor.

Toplam 11 bölüm ve 11 farklı sanatçıyla hazırlanan projede, 35'i düet ve 2'si Gülden'in solo performansı olmak üzere toplam 37 şarkı bulunuyor.

Güncel Spotify verilerine göre aylık 3 milyon aktif dinleyiciye ulaşan Gülden'in YouTube kanalında ise son 28 günde 12 milyon görüntülenme bulunuyor. Gülden, yeni projesi 'Gülden'e Geldik' ile adından yine sıkça söz ettirmeye hazırlanıyor.
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/gulden-in-projesi-gulden-e-geldik-5967.webp</image>
		   <media:content url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/gulden-in-projesi-gulden-e-geldik-5967.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/gulden-in-projesi-gulden-e-geldik-5967-t.webp"/>
<enclosure url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/05/gulden-in-projesi-gulden-e-geldik-5967.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.hchaberajansi.com.tr/gulden-in-projesi-gulden-e-geldik/380/</link>
		   <pubDate>Sun, 03 May 2026 15:12:32 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Emek ve Demokrasi İçin Kent Meydanı'na: CHP Sakarya'dan Davet</title>
		   <description><![CDATA[CHP Sakarya İl Başkanlığı olarak, Sakarya Emek ve Demokrasi Bileşenleri tarafından düzenlenen 1 Mayıs programına katılıyoruz.]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[CHP Sakarya İl Başkanlığı olarak, Sakarya Emek ve Demokrasi Bileşenleri tarafından düzenlenen 1 Mayıs programına katılıyoruz.

Emeğin, alın terinin, adaletin ve insanca yaşam mücadelesinin yanında olmak için 1 Mayıs’ta meydanlarda buluşuyoruz.

Tüm emekçileri, işçileri, gençleri, kadınları ve demokrasiye inanan herkesi bu ortak mücadeleye omuz vermeye davet ediyoruz. bu habere başlık ya bana

Yürüyüş: 13.30 21 Haziran İlkokulu’ndan Kent Meydanı’na
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/04/emek-ve-demokrasi-icin-kent-meydani-na-chp-sakarya-dan-davet-7583.jpg</image>
		   <media:content url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/04/emek-ve-demokrasi-icin-kent-meydani-na-chp-sakarya-dan-davet-7583.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/04/emek-ve-demokrasi-icin-kent-meydani-na-chp-sakarya-dan-davet-7583-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.hchaberajansi.com.tr/images/haberler/2026/04/emek-ve-demokrasi-icin-kent-meydani-na-chp-sakarya-dan-davet-7583.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.hchaberajansi.com.tr/emek-ve-demokrasi-icin-kent-meydani-na-chp-sakarya-dan-davet/379/</link>
		   <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 21:48:56 +0300</pubDate>
		   </item></channel>
</rss>