Zam İsteyen Minibüsçü, Belediyeye de Zam İstiyor!
Hikmet Metin Çavdar-Sakarya'da şehir içi ulaşımı etkileyen bu iş yavaşlatma eylemi, toplu taşımayı kullanan vatandaşlar için ciddi bir hareketlilik kısıtlamasına yol açmış görünüyor.
Özellikle Adapazarı, Erenler ve Serdivan gibi yoğun nüfuslu bölgelerde kırmızı ve mavi dolmuşların sefer aralıklarını saatte bire indirmesi, duraklarda yığılmalara ve ulaşım sürelerinin uzamasına neden olmaktadır. Bu durumdan etkilenen yolcuların alternatif ulaşım yöntemlerine yönelmesi veya planlarını bu aksamalara göre yeniden düzenlemesi gerekebilir.
Zam İsteyen Minibüsçü, Belediyeye de Zam İstiyor!
Minibüsçü esnafı zam istiyor.
Peki buna kimse itiraz ediyor mu?
Hayır.
Çünkü hayat pahalılığı ortada. Akaryakıt zamları ortada. Sigorta giderleri, bakım maliyetleri, yedek parça fiyatları ortada. Bir sektörün maliyetleri arttığında zam talep etmesi anlaşılabilir bir durumdur.
Fakat bu kez ortaya çıkan talep başka.
Bu kez sadece kendi tarifelerine zam istemiyorlar.
Büyükşehir Belediyesi'nin toplu taşıma ücretlerine de zam yapılmasını istiyorlar.
İşte burada insan durup düşünüyor:
Bu nasıl bir taleptir?
Özel sektör olarak faaliyet gösteren bir taşımacılık grubunun, rakibi olan belediyenin de fiyat artırmasını istemesi hangi ekonomik mantıkla açıklanabilir?
Serbest piyasa diyorsak rekabet olacak.
Rekabet diyorsak vatandaşın lehine seçenekler olacak.
Bir işletme müşterisini kaybediyorsa bunun çözümü rakibin fiyatını yükseltmek değildir.
Ama görünen o ki mesele artık maliyet değil.
Mesele rekabet.
Vatandaş daha uygun fiyatlı belediye otobüsünü tercih ediyorsa, bunun faturası neden vatandaşa kesilsin?
Asıl sorulması gereken soru budur.
Bir başka gariplik daha var.
Belediye otobüsleri kâr etmek zorunda olan ticari işletmeler değildir.
Belediyelerin görevi vatandaşın yaşamını kolaylaştırmaktır.
Toplu ulaşım da bunun en temel araçlarından biridir.
Kamu hizmetinin amacı kâr etmek değil, erişilebilir olmaktır.
Bir belediye otobüsü, bir minibüs işletmesiyle aynı kefeye konulamaz.
Çünkü biri kamu hizmetidir.
Diğeri ticari faaliyettir.
Dolayısıyla "biz zorlanıyoruz, belediye de zam yapsın" mantığı baştan sorunludur.
O zaman yarın başka bir sektör de çıkıp aynı şeyi söylesin.
Bir market zinciri satış yapamıyorsa belediye halk ekmeğe zam mı yapsın?
Özel bir kreş müşteri kaybediyorsa belediye kreşleri ücretlerini artırmak zorunda mı kalsın?
Özel bir işletme rekabet etmekte zorlanıyor diye kamu hizmetleri neden pahalılaştırılsın?
Bu soruların makul bir cevabı yok.
Daha da önemlisi, vatandaşın yaşadığı gerçekler var.
Geçtiğimiz gün yapılan eylem sırasında bazı hatlarda minibüs sayılarının düştüğü görüldü.
Duraklarda bekleyen vatandaş mağdur oldu.
İşe gitmeye çalışan insanlar mağdur oldu.
Şehrin bir ucundan diğer ucuna ulaşmaya çalışan insanlar mağdur oldu.
Oysa ulaşım herhangi bir ticari ürün değildir.
Su gibi, elektrik gibi, yol gibi temel bir kamu ihtiyacıdır.
Vatandaşın günlük yaşamını doğrudan etkiler.
Tam da bu nedenle ulaşım üzerinden verilen her mücadelede ilk düşünülmesi gereken taraf vatandaş olmalıdır.
Ama ne yazık ki Sakarya'da yıllardır vatandaş son sırada geliyor.
Şehrin nüfusu büyüyor.
Araç sayısı artıyor.
Trafik yoğunlaşıyor.
Ama hâlâ konuştuğumuz konu zam.
Hâlâ konuştuğumuz konu mevcut sistemin nasıl döndürüleceği.
Kimse çıkıp şu soruyu sormuyor:
2025'lerin, 2030'ların Sakarya'sı hâlâ minibüs ve otobüs tartışmalarıyla mı yoluna devam edecek?
Metro yok.
Raylı sistem yok.
Tramvay yok.
Kent içi ulaşımda devrim yaratacak büyük projeler yok.
Buna rağmen vatandaşın önüne sürekli aynı reçete konuluyor:
"Daha fazla zam."
Ne zaman ulaşım konuşulsa çözüm olarak fiyat artışı gündeme geliyor.
Peki yatırımlar nerede?
Alternatifler nerede?
Uzun vadeli planlama nerede?
Vatandaş artık şu sorunun cevabını duymak istiyor:
Sakarya'da ulaşımın geleceği gerçekten planlanıyor mu, yoksa günü kurtarmaya yönelik kararlarla mı ilerleniyor?
Çünkü şehirler zamlarla büyümez.
Şehirler vizyonla büyür.
Ve bir şehirde ulaşım politikası, özel sektörün rekabet kaygılarına göre değil, vatandaşın ulaşım hakkına göre şekillendirilmelidir.
Bugün tartışılması gereken şey minibüs tarifesinin kaç lira olacağı değildir.
Asıl tartışılması gereken şey, milyonlarca liralık projelerin konuşulduğu bir dönemde Sakarya'nın neden hâlâ raylı sistemsiz, metrosuz ve tramvaysız bir kent olarak yoluna devam ettiğidir.
Vatandaşın beklediği cevap da tam olarak budur.