Yeni Nesil Siyasetin İki Aktörü mü, Eski Siyasetin Öncüleri mi?
Siyasette artık sıkça duyduğumuz bir kavram var: “Yeni nesil siyaset.”
Şeffaflık, hesap verebilirlik, liyakat, gençlerin önünü açmak, halkın karar alma süreçlerine doğrudan katılımını sağlamak, dijital teknolojileri etkin kullanmak ve siyaseti yukarıdan aşağıya şekillendirmek yerine ortak akılla yönetmek…
Kulağa hoş geliyor.
Hatta bugün toplumun önemli bir kesimi, yıllardır devam eden klasik siyaset anlayışından yorulmuşken, yeni nesil siyaset söyleminin karşılık bulması da son derece doğal.
Ancak benim için asıl mesele şu:
Yeni nesil siyaset demek, yeni bir partiye geçmek midir?
Yoksa yeni nesil siyaset, önce siyaset yapma biçimini değiştirmek midir?
Sakarya'da yaşayan, bu kentin siyasetini yakından takip eden ve aynı zamanda siyasetin içerisinde bulunan biri olarak, bu soruya açıkça “Hayır” diyorum.
Benim kanaatim; bugün Yeni Parti Sakarya yapılanmasının önünde görünen Oğuz Can Curoğlu ile Ecevit Keleş'i, yeni nesil siyasetin öncüleri olarak değerlendirmek için henüz ortada yeterli bir tablo bulunmuyor.
Hatta benim açımdan mesele daha farklı.
İsimler değişiyor olabilir ama siyaset yapma alışkanlıkları değişmedikçe, ortaya çıkan şey yeni nesil siyaset değil; eski siyasetin yeni adresidir.
Önce Ecevit Keleş meselesi
Ecevit Keleş'in halen CHP üyesi olduğu ifade edilirken, Yeni Parti yapılanmasının içerisinde yer alması, “yeni siyaset” iddiası açısından ciddi bir soru işareti oluşturuyor.
Çünkü yeni nesil siyasetin temelinde yalnızca yeni bir siyasi yapı kurmak değil, siyasi tutarlılık ve şeffaflık da vardır.
Bir siyasetçinin hangi partide olduğu, hangi siyasi kimlikle hareket ettiği ve hangi siyasi sorumluluğu üstlendiği kamuoyunun bilme hakkıdır.
Dolayısıyla burada sorulması gereken basit ama önemli bir soru var:
Bir siyasi kimlik sona ermeden, başka bir siyasi kimliğin öncülüğüne soyunmak yeni nesil siyasetin hangi ilkesiyle açıklanabilir?
Bu soru Ecevit Keleş'e yönelik kişisel bir saldırı değildir.
Tam tersine, “Yeni siyaset” iddiasında bulunan herkesin cevaplaması gereken demokratik bir sorudur.
Çünkü yeni nesil siyaset, eski alışkanlıkların üzerini yeni kavramlarla örtmek değildir.
Oğuz Can Curoğlu'na gelince...
Oğuz Can Curoğlu'nun Yeni Parti Sakarya İl Başkanlığı görevini üstlenmesiyle birlikte kamuoyuna verilen mesajlarda birlik, dayanışma ve ortak akıl gibi kavramların öne çıktığını görüyoruz.
Bunlar elbette değerli kavramlar.
Fakat siyasette artık yalnızca güzel kavramları sıralamak yetmiyor.
Vatandaş şunu soruyor:
Ortak akıl nerede?
Şeffaflık nerede?
Halkın doğrudan katılımı nasıl sağlanacak?
Liyakat hangi ölçütlerle uygulanacak?
Gençler gerçekten karar mekanizmalarında söz sahibi olacak mı?
Partinin aldığı kararlar kamuoyuna açık olacak mı?
İşte yeni nesil siyaset burada başlıyor.
Bir partiye “Yeni Parti” demek kolaydır.
Ama yeni siyaset anlayışını ortaya koymak kolay değildir.
Yeni tabela, eski yöntem mi?
Sakarya'nın siyasi hafızası güçlüdür.
Bu şehir, yıllardır farklı siyasi partileri, farklı siyasi aktörleri, farklı ittifakları ve farklı söylemleri gördü.
Partilerin isimleri değişti.
Tabelalar değişti.
Sloganlar değişti.
Ama çoğu zaman siyaset yapma biçimi aynı kaldı.
İşte benim itirazım tam da burada başlıyor.
Eğer siyaset yine birkaç kişinin etrafında şekillenecekse...
Eğer kararlar yine dar bir çevrede alınacaksa...
Eğer liyakat yerine siyasi yakınlık belirleyici olacaksa...
Eğer gençler yalnızca salonları doldurmak ve fotoğraf karelerinde görünmek için kullanılacaksa...
Eğer halk yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanacaksa...
Eğer sosyal medya yalnızca propaganda aracı olarak kullanılacaksa...
O zaman bunun adına “yeni nesil siyaset” demek bana göre doğru değildir.
Bu, olsa olsa eski siyasetin yeni ambalajıdır.
Yeni nesil siyaset önce zihniyet değişimidir
Yeni nesil siyaset bir yaş meselesi de değildir.
Genç olmak, otomatik olarak yeni nesil siyasetçi olmak anlamına gelmez.
Aynı şekilde yıllardır siyasetin içinde bulunmak da bir siyasetçiyi değersiz kılmaz.
Burada ölçü başka olmalıdır:
Zihniyet.
Siyasetçi eleştiriye açık mı?
Kamuoyuna hesap veriyor mu?
Kendi partisinin yanlışlarını da söyleyebiliyor mu?
Liyakati gerçekten savunuyor mu?
Kendisinden farklı düşünen insanlarla aynı masaya oturabiliyor mu?
Gençlere gerçekten alan açıyor mu?
Vatandaşın görüşünü yalnızca seçim zamanı mı soruyor, yoksa karar süreçlerine sürekli olarak dahil ediyor mu?
Bence yeni nesil siyasetçinin ölçüsü budur.
Sakarya'nın beklentisi farklı
Sakarya artık yalnızca siyasi sloganları dinlemek istemiyor.
Bu şehrin insanı; ulaşımından depreme, tarımından sanayisine, eğitiminden gençlerin geleceğine kadar pek çok konuda somut çözüm bekliyor.
Dolayısıyla Sakarya'da yeni bir siyasi hareket ortaya çıkıyorsa, vatandaşın karşısına yalnızca yeni isimlerle değil, yeni yöntemlerle çıkmalıdır.
“Biz farklıyız” demek yetmez.
Farkı göstermek gerekir.
Partinin gelir-giderlerini açıklamak...
Teşkilatlarda görev dağılımının hangi kriterlere göre yapıldığını ortaya koymak...
Gençlere ve kadınlara gerçek karar yetkisi vermek...
Vatandaşın önerilerini dijital platformlardan toplamak...
Sakarya'nın sorunları için parti ayrımı gözetmeden ortak akıl toplantıları yapmak...
Ve en önemlisi, alınan kararların hesabını millete vermek...
İşte bunlar yapılırsa “yeni nesil siyaset” diyebiliriz.
Benim Sakarya'dan gördüğüm
Ben bir Sakaryalı ve aynı zamanda siyasetin içinde bulunan biri olarak, bugünkü tabloya baktığımda Oğuz Can Curoğlu ve Ecevit Keleş'i yeni nesil siyasetin iki öncüsü olarak görmüyorum.
Benim açımdan ikisinin de geçmiş siyasi deneyimleri ve siyaset yapma biçimleri, yeni nesil siyaset iddiasının sorgulanmasını gerektiriyor.
Özellikle Ecevit Keleş'in CHP üyeliği devam ederken Yeni Parti yapılanmasında aktif şekilde yer alması, “yeni siyaset” söylemi açısından açıklığa kavuşturulması gereken önemli bir siyasi durumdur.
Oğuz Can Curoğlu açısından ise asıl sınav, Yeni Parti'nin yeni bir tabela mı, yoksa gerçekten yeni bir siyaset anlayışı mı olduğunu ortaya koymaktır.
Çünkü artık vatandaşın tahammülü kalmadı.
Eski siyasetin yeni isimlerle, yeni sloganlarla ve yeni tabelalarla yeniden sahneye çıkmasını istemiyor.
Sakarya'nın ihtiyacı;
kişilerin değil ilkelerin,
sadakatin değil liyakatin,
kapalı kapıların değil şeffaflığın,
talimatın değil ortak aklın,
seçimden seçime hatırlanan vatandaşın değil, her gün siyasetin öznesi olan halkın
merkezde olduğu bir siyasettir.
Ve son sözüm şu:
Yeni nesil siyaset, “Yeni Parti” adıyla başlamaz. Yeni nesil siyaset, eski siyasi alışkanlıklardan vazgeçildiği gün başlar.
Bu nedenle bugün Sakarya'da sorulması gereken soru,
“Kim hangi partiye geçti?” değil;
“Kim gerçekten siyaset yapma biçimini değiştirdi?” sorusudur.
Benim cevabım ise şimdilik nettir:
Yeni nesil siyasetin iki aktörünü değil, eski siyasetin yeni dönemdeki öncülerini izliyor gibiyiz.
Ama siyaset uzun bir yolculuktur.
Eğer Curoğlu ve Keleş gerçekten yeni bir siyaset anlayışı ortaya koyarlarsa, bunu sözleriyle değil uygulamalarıyla göstermeleri gerekir.
Çünkü Sakarya artık söze değil, samimiyete ve sonuca bakıyor.
NOT:
Önce Ecevit Keleş meselesi
Kamuoyuna yansıyan güncel bilgilere göre Keleş, CHP Parti Meclisi'nde görev yapmış bir siyasetçi. 2026 yılı Ağustos ayında ise CHP tarafından, başka bir siyasi parti lehine faaliyet yürüttüğü gerekçesiyle kesin ihraç talebiyle Yüksek Disiplin Kurulu'na sevk edilen isimler arasında yer aldı. Bu süreç devam ederken, Keleş'in Yeni Parti yapılanmasıyla birlikte hareket ettiği yönünde de kamuoyuna yansıyan haberler bulunuyor.
Ancak tam da bu nedenle, “yeni nesil siyaset” iddiası açısından kamuoyunun sorması gereken meşru bir soru ortaya çıkıyor:
Bir siyasetçinin mevcut siyasi kimliği ile yeni bir siyasi oluşum içerisindeki konumu arasındaki ilişki kamuoyuna ne kadar açık ve anlaşılır biçimde anlatılıyor?
Bence yeni nesil siyasetin en önemli ölçütlerinden biri de budur.
Mesele Ecevit Keleş'in kişiliği ya da geçmiş siyasi mücadelesi değildir. Mesele, siyasi pozisyonların açık, anlaşılır ve şeffaf biçimde ortaya konulmasıdır.
Eğer yeni nesil siyasetten söz ediyorsak, vatandaşın kafasında soru işareti bırakmayacak bir siyasi duruş ortaya konulmalıdır.
Keleş'in de bu süreçte kendi siyasi konumunu ve Yeni Parti ile ilişkisini açık biçimde ortaya koyması, tartışmaları kişiselleştirmek yerine siyasetin ilkeleri üzerinden yürütmek açısından daha doğru olacaktır.
Çünkü yeni nesil siyaset, yalnızca yeni bir siyasi oluşumun içerisinde yer almak değil; siyasi tutarlılığı, şeffaflığı ve kamuoyuna karşı hesap verebilirliği de beraberinde getirmektir.