SAKARYA'DA SİYASET KIZIŞIYOR: GÖRSEL SAVAŞINDAN SANDIK SAVAŞINA
26 Eylül Cumartesi günü Yeni Parti Adapazarı İlçe Başkanlığı için yapılacak ön seçim öncesinde artık son viraja girildi. Sosyal medyada başlayan karşılıklı görsel paylaşımları, parti içindeki yarışın ne kadar hareketlendiğini gösteriyor. Ancak son sözü paylaşım sayıları değil, sandıktan çıkacak oylar söyleyecek.
Sakarya siyasetinde son günlerde dikkat çeken bir hareketlilik var.
Yeni Parti Adapazarı İlçe Başkanlığı için iki isim sahada.
Bir tarafta kurucu ilçe başkanı Anıl Özkan, diğer tarafta kurucu il yönetimi içerisinde görev alan Selen Yavuz Gümüş.
Ve artık seçim öyle bir noktaya geldi ki, siyasetin klasik propaganda yöntemlerinin yanına bir de “görsel savaşı” eklendi.
Önce Selen Yavuz Gümüş’ün adaylık görseli sosyal medyada paylaşıldı.
İlk olarak İl Sekreteri Seda Adıyaman Keleş, Selin Yavuz Gümüş’ün adaylık görselini sosyal medyada paylaştı.
Ardından il yöneticilerinden gelen destek paylaşımları dikkat çekti.
Son iki güne girilirken Anıl Özkan ve kendisini destekleyen isimler de kendi görselleriyle karşılık verdi.
Böylece sandık kurulmadan önce sosyal medya adeta ısındı.
Ama bir gazeteci olarak şunu söylemek gerekir:
Sosyal medyada kazanılan görüntü, sandıkta kazanılmış seçim değildir.
Asıl fotoğraf 26 Eylül günü çekilecek.
ANIL ÖZKAN: “DAHA İŞİMİZ BİTMEDİ”
Anıl Özkan’la ben de görüştüm.
Kendisine göre bu adaylığın arkasında yalnızca bir makam talebi yok.
Kurucu ilçe başkanı olarak başlattığı siyasi sürecin henüz tamamlanmadığını düşünüyor.
31 Ağustos'ta yaptığı adaylık açıklamasında da “kurucu ilçe başkanı olarak adayım” diyerek önümüzdeki dönem için “Hedef 2029” mesajı verdi. Özkan, önceliğinin örgütlenmeyi büyütmek, sahaya çıkmak ve ardından Adapazarı'nda halkçı belediyecilik anlayışını savunmak olduğunu açıkladı.
Bu söylemin altını özellikle çizmek gerekiyor.
Çünkü Özkan'ın siyasi dili artık yalnızca parti içi örgütlenmeyle sınırlı değil.
Belediyeler de doğrudan siyasi tartışmanın içerisine çekiliyor.
Nitekim geçtiğimiz aylarda Adapazarı Belediye Meclisi'nde CHP'den ayrılan 6 meclis üyesinin Yeni Parti'ye katılmasıyla birlikte Özkan'ın elindeki siyasi alan da genişledi. Bu isimler arasında Muammer Yavuz da bulunuyor.
Bu gelişme, bugünkü yarışın neden sıradan bir ilçe başkanlığı seçimi olarak okunmaması gerektiğini de gösteriyor.
Çünkü artık ortada sadece bir parti teşkilatı yok.
Adapazarı Belediye Meclisi'nde de Yeni Parti'nin 6 kişilik bir grubu bulunuyor.
Dolayısıyla 26 Eylül'de seçilecek ilçe başkanının önünde ciddi bir siyasi alan bulunacak.
BELEDİYELERE ELEŞTİRİ NEDEN ÖNEMLİ?
Ben uzun yıllardır Sakarya siyasetini takip ediyorum.
Vekillerin, il başkanlarının, ilçe başkanlarının belediyelerle ilgili açıklamalarını elbette gördük.
Ancak Özkan'ın son dönemde Büyükşehir ve Adapazarı belediyelerine yönelik açıklamalarının daha görünür hale gelmesi dikkat çekiyor.
Burada önemli bir gazetecilik sorusu ortaya çıkıyor:
Yeni Parti Adapazarı'nda belediyelere karşı daha sert, daha görünür ve daha bağımsız bir muhalefet çizgisi mi oluşturacak?
Bunun cevabını bugün vermek mümkün değil.
Ancak Özkan'ın açıklamaları, böyle bir siyasi çizginin işaretlerini taşıyor.
Öte yandan herhangi bir siyasetçinin belediyelerle ticari ilişkisi olup olmadığı gibi konularda belge ve somut bilgi olmadan hüküm vermek doğru olmaz.
Benim gördüğüm şey şu:
Özkan, belediyeleri eleştirmekten çekinmeyen bir siyasi çizgi ortaya koyuyor.
Gerisini zaman gösterecek.
GÜMÜŞ CEPHESİNDE “YENİ BİR YÜZ” MESAJI
Selen Yavuz Gümüş'ü ise kadın kollarındaki çalışmalarından tanıyorum.
Örgütün görünmeyen tarafında çalışan isimlerden biriydi.
Kadın kollarının faaliyetlerinin haber sitelerine ve gazetelere ulaştırılması konusunda aktif olduğunu biliyorum.
Şimdi ise teşkilat çalışmalarının mutfağından çıkarak doğrudan ilçe başkanlığı yarışına giriyor.
Gümüş'ün adaylık açıklamasında da üyelerin söz hakkı, düzenli bilgilendirme ve aday belirleme süreçlerine katılım gibi başlıklar öne çıkıyor.
Bu da yarışın başka bir boyutunu oluşturuyor:
Tecrübe mi, yeni enerji mi?
Ancak bunu “bir taraf tecrübeli, diğer taraf tecrübesiz” şeklinde okumak da doğru olmaz.
Çünkü Gümüş'ün de parti ve örgüt içerisinde bir çalışma geçmişi var.
AİLE SİYASETİ Mİ, KENDİ SİYASETİ Mİ?
Gümüş açısından bir başka tartışma konusu ise aile bağları.
Babası Muammer Yavuz, Adapazarı Belediye Meclisi'nde görev yapan ve Yeni Parti'ye geçen isimler arasında.
Aileden başka isimlerin de siyasi yapılanma içerisinde bulunması, Gümüş'ün siyasetin dışında yetişmiş bir isim olmadığını gösteriyor.
Ama burada çok önemli bir ayrım var:
Bir ailenin siyasetin içerisinde olması başka, o ailenin bireyinin kendi siyasi ağırlığını oluşturması başka.
Selen Yavuz Gümüş'ün önündeki asıl sınav da burada.
Sandıkta ortaya çıkacak sonuç, onun sadece bir siyasi ailenin mensubu olarak mı, yoksa kendi siyasi karşılığını oluşturmuş bir isim olarak mı değerlendirileceğine dair önemli bir veri olacak.
Bunun kararını ise ben değil, Yeni Parti'nin üyeleri verecek.
GÖRSEL SAVAŞI NEREYE KADAR?
Gelelim işin sosyal medya tarafına...
Son günlerdeki paylaşımlara bakınca insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Bu kadar görsel neden şimdi yayınlanıyor?
Çünkü seçim yaklaştı.
İki taraf da kendi kitlesine “buradayım” mesajı veriyor.
Destekleyenler sahneye çıkıyor.
İsimler görünür hale geliyor.
Fotoğraflar paylaşılıyor.
Mesajlar veriliyor.
Ama siyasette bazen en çok paylaşılan fotoğraf, sandıktaki en yüksek oyu getirmeyebilir.
Çünkü sosyal medya başka bir şeydir, örgüt başka...
Sandık ise bambaşka.
BU SEÇİM SADECE “ANIL MI, SELEN Mİ?” SEÇİMİ DEĞİL
Bence meselenin en önemli tarafı burası.
26 Eylül'de yapılacak seçim yalnızca iki aday arasındaki bir yarış olarak görülmemeli.
Çünkü ortaya daha büyük bir soru çıkıyor:
Yeni Parti Adapazarı'nda nasıl bir teşkilat istiyor?
Kurucu başkan ve mevcut örgüt deneyimi mi?
Yeni kadrolar ve farklı bir çalışma anlayışı mı?
Belediyelere karşı daha sert muhalefet mi?
Daha fazla örgütlenme mi?
Kadınların ve gençlerin teşkilat içerisindeki ağırlığının artırılması mı?
Saha siyaseti mi?
Sosyal medya siyaseti mi?
Yoksa bunların tamamının bir arada olduğu yeni bir model mi?
İşte sandık aslında bu soruların tamamına birden cevap verecek.
KURUCUNUN EN BÜYÜK SINAVI
Anıl Özkan açısından da bu seçim kolay bir sınav değil.
Çünkü kurucu olmak önemli bir avantaj olduğu kadar, aynı zamanda ağır bir sorumluluk.
Kurucu başkan olarak bugüne kadar yapılanların hesabı da, yapılmayanların hesabı da doğal olarak onun önüne gelecek.
Üstelik Yeni Parti'nin Adapazarı teşkilatı son haftalarda önemli bir siyasi hareketlilik yaşadı.
6 belediye meclis üyesinin partiye katılması örgütün siyasi ağırlığını artırdı.
Dolayısıyla Özkan seçilirse önünde yalnızca teşkilatı yönetmek değil, büyüyen bu siyasi yapıyı yönetmek gibi daha büyük bir sorumluluk olacak.
GÜMÜŞ'ÜN SINAVI DAHA FARKLI
Selen Yavuz Gümüş açısından ise sınavın adı başka:
Kendi kadrosunu oluşturabilecek mi?
Kendisini destekleyenleri sandığa taşıyabilecek mi?
Kadın kollarındaki çalışma performansını ilçe örgütünün tamamına yansıtabilecek mi?
Ve en önemlisi...
Kendisine oy vermeyen parti üyelerini de seçimden sonra yanına alabilecek mi?
Çünkü seçim kazanmak başka, teşkilat yönetmek başka.
Bir ilçe başkanının başarısı sadece seçim günü aldığı oyla değil, ertesi gün kurduğu teşkilatla ölçülür.
26 EYLÜL'DE GÖRSEL DEĞİL, İRADE KONUŞACAK
Artık son iki gün.
Sosyal medya paylaşımları hızlanabilir.
Yeni görseller çıkabilir.
Yeni destek açıklamaları gelebilir.
Yeni isimler tarafını belli edebilir.
Bunların hepsi siyasetin doğal parçaları.
Ama sonunda bütün yollar sandığa çıkacak.
Ve sandığın önünde herkes eşit.
Orada ne kurucu sıfatı konuşacak...
Ne sosyal medya paylaşım sayısı...
Ne de kimin fotoğrafının daha fazla dolaştığı.
Oy konuşacak.
VE SON SÖZ...
Ben iki adayla da görüştüm.
İkisini de dinledim.
Bu nedenle bugünden “şu kazanır” demek gazetecilik değil.
Gazetecinin görevi sandığın yerine karar vermek değil; sandığa giden süreci kamuoyuna aktarmaktır.
26 Eylül'de üyeler kararını verecek.
Bir taraf kazanacak.
Bir taraf kaybedecek.
Ama benim için asıl haber, 26 Eylül akşamından sonra ne olacağıdır.
Çünkü seçim bittiğinde aynı parti çatısı altında siyaset yapmaya devam edecekler.
Asıl mesele de o zaman başlayacak.
Kazanan taraf kaybeden tarafı dışlarsa örgüt küçülür.
Kaybeden taraf sonucu kabullenmeyip mücadeleyi içeriden sürdürürse örgüt yorulur.
Ama iki taraf da sandığın iradesine saygı gösterir ve birlikte yol yürümeyi başarırsa, işte o zaman 26 Eylül gerçekten bir başlangıç olur.
Çünkü siyasi partilerde seçim bir gün sürer; teşkilat mücadelesi ise ertesi gün yeniden başlar.
Sakarya'da şimdi görsel savaşı sona ermek üzere.
Söz sırası sandıkta.
26 Eylül Cumartesi günü cevap gelecek:
Yeni Parti Adapazarı teşkilatı hangi yöne bakacak?
Ve o cevabı ne sosyal medya verecek, ne destek açıklamaları...
Cevabı üyelerin iradesi verecek.
Sonuç ne olursa olsun, kazananın Adapazarı siyasetine katkı sunması dileğiyle...