☰
✕

Dostluk Biter de Edep Neden Biter?

İnsan hayatında dostluklar biter.

Bazen bir yanlış anlaşılma yüzünden, bazen güven kırıldığı için, bazen de iki insan artık birbirinin hayatında aynı yerde duramadığı için...

Olur.

Ben buna şaşırmıyorum.

Herkes hayatımızda ömür boyu kalacak diye bir kural yok.

Ama beni asıl düşündüren, dostluk bittikten sonra bazı insanların ne yaptığı.

Çünkü insan bazen bir dostunu kaybediyor ama bununla yetinmiyor; bir de o dostluğun hatırasını, yaşanmışlığını ve kendisine emanet edilmiş şeyleri insanların önüne döküyor.

İşte benim itirazım buna.

Geçtiğimiz günlerde şiirlerimden birinin altına böyle bir yorum yazıldı.

İsim yoktu.

Ama bazı şeyleri anlamak için isim yazılmasına gerek yok.

Yorumda nankörlükten, aldatılmaktan, iyiliği unutmuş olmaktan söz ediliyordu. Şiire yapılmış bir yorum görüntüsündeydi ama bana göre şiirle ilgisi yoktu. Başka bir hesabın, başka bir kırgınlığın gölgesi şiirin üzerine düşürülmüştü.

Ben yayımlamadım.

Çünkü herkesin görebileceği bir yerde, kişisel meselelerin üstü kapalı biçimde ortaya dökülmesini doğru bulmuyorum.

Kimse kusura bakmasın.

Benim haber sitemde bu şekilde yorum yazmanın yeri değil.

Bir insanla aranızda ne yaşandıysa yaşandı. Kırılmış olabilirsiniz. Çok ağır bir hayal kırıklığı yaşamış olabilirsiniz. Hatta karşınızdaki insanın size büyük bir haksızlık yaptığını düşünüyor olabilirsiniz.

Bunların hepsini anlayabilirim.

Ama bir şeyi anlayamam:

Aranızda yaşananı, herkesin okuyacağı bir yere taşıyarak hesaplaşmaya çalışmayı.

İsim vermemek de bunu değiştirmiyor.

Çünkü insan bazen adını yazmadan da birini hedef gösterebilir.

Hatta bazen isim yazmadan söylemek daha kolaydır. Hem mesaj yerine ulaşır hem de gerektiğinde “Ben kimseyi kastetmedim” denebilir.

Bence mesele tam da burada.

Söyleyecek bir sözün varsa, muhatabına söylersin.

Telefon açarsın.

Mesaj atarsın.

Karşısına geçersin.

“Sen bana bunu yaptın” dersin.

Ama bir şiirin altına, herkesin görebileceği şekilde imalar bırakmak bana göre doğru değildir.

Hele o insan bir zamanlar dostun olmuşsa...

Orada insanın biraz durup düşünmesi gerekir.

Çünkü dostluk dediğimiz şey yalnızca beraber gülmek değildir.

Dostluk, insanın sana anlattığı şeyleri bilmek ve sonra yollar ayrıldığında o bilgileri onun aleyhine kullanmamaktır.

Bir insan sana güvenmişse, o güveni aranız bozuldu diye silaha çevirmemektir.

Benim dostluktan anladığım budur.

Yoksa iyi günlerde herkes iyi arkadaş.

Herkes masada.

Herkes omuz omuza.

Asıl mesele, o masa dağıldıktan sonra başlıyor.

İnsan o zaman belli oluyor.

Kızınca ne söylüyor?

Kırılınca ne yapıyor?

Elinde geçmişten kalan bilgiler varken onları kullanıyor mu?

İşte insanı asıl anlatan bunlar.

Ben kimsenin özel hayatını bilmiyorum. Kim haklı, kim haksız; onu da bilmiyorum.

Zaten bilmek de istemiyorum.

Çünkü burada benim için önemli olan kimin haklı olduğu değil.

Haklı olduğunu düşünen bir insanın bile kendine yakışmayan bir üsluba düşmemesi.

İnsan kırılabilir.

Ama kırıldığı için kırmak zorunda değil.

İnsan kızabilir.

Ama kızdığı için karşısındakini insanların önünde küçük düşürmek zorunda değil.

Bir dostluk bitebilir.

Ama o dostluğun hatırı tamamen çöpe atılmak zorunda değil.

Ben biraz da bunu anlatmaya çalışıyorum.

Bugün bir insanı hayatınızdan çıkarabilirsiniz.

Yarın onunla aynı masaya oturmayabilirsiniz.

Bir daha konuşmayabilirsiniz.

Bunların hepsi sizin tercihiniz.

Ama dün size güvenmiş bir insanın güvenini, bugün başkalarının önünde kullanıyorsanız, artık mesele sadece onun size ne yaptığı değildir.

Bir de sizin ne yaptığınız vardır.

Ve insan bazen başkasını anlatırken farkında olmadan kendisini anlatır.

Bunu unutmamak lazım.

Ben o yorumu yayımlamadım.

Bundan dolayı da kendimi kötü hissetmedim.

Çünkü benim yaptığım bir insanın düşüncesini susturmak değildi.

Kendi sayfamda neyin konuşulacağına karar vermekti.

Şiirlerimi yazılarıma eleştiri yazılabilir.

Beğenmeyen söyleyebilir.

Eksik bulan anlatabilir.

Bunlara hiçbir itirazım yok.

Ama şiirin altına kişisel hesaplaşma bırakılmasına itirazım var.

Çünkü şiir, insanın duygusunu anlatır.

Başkasına laf yetiştirmek için kullanılacak bir kürsü değildir.

Benim ölçüm bu.

Belki bazılarına ağır gelir.

O da onların bileceği iş.

Bir de şu “isim vermedim” meselesi var.

Bence insan kendisine şu soruyu sormalı:

“İsim vermedim ama bu yazdıklarımı kimlerin anlayacağını biliyor muyum?”

Cevap evetse, mesele zaten çözülmüş demektir.

Çünkü burada isim değil, niyet ve üslup önemlidir.

Ben kimseyi teşhir etmek istemiyorum.

Bu yazıda da isim vermeyeceğim.

Çünkü benim derdim bir insanı ortaya çıkarmak değil.

Benim derdim, bir davranış biçimine itiraz etmek.

Aranızda ne geçerse geçsin, bir zamanlar dost dediğiniz insanı insanların önünde imalarla vurmayı doğru bulmuyorum.

Bunu bugün de söyleyeceğim, yarın da.

Çünkü insanın bazı kırmızı çizgileri olmalı.

Benimkilerden biri de bu.

Belki de hayatın en zor tarafı şu:

İnsan kendisine yapılanı unutamıyor.

Ama insan, kendisine yapılanı nasıl karşılayacağını seçebiliyor.

Ben herkesin susmasını istemiyorum.

Herkes affetsin de demiyorum.

Ama bazı şeylerin muhatabıyla konuşulması gerektiğine inanıyorum.

Sosyal ortamların, şiir sayfalarının, haber sitelerinin veya insanların görebileceği herhangi bir yerin kişisel hesaplaşma alanına çevrilmesini doğru bulmuyorum.

Çünkü bir insanla aranızdaki mesele, siz onu herkesin önüne çıkardığınız anda artık sadece sizin meseleniz olmaktan çıkar.

Başka insanları da içine sokarsınız.

Ben buna gerek görmüyorum.

Ve galiba asıl mesele şu:

Dostluk bitince insanın elinde ne kalıyor?

Benim cevabım basit:

Edep kalmalı.

Kırgınlık kalabilir.

Mesafe kalabilir.

Hatta öfke bile kalabilir.

Ama insanın elinde, karşısındakini insanların önünde küçültmekten başka bir şey kalmıyorsa, orada durup bir kez daha düşünmek gerekir.

Çünkü yarın herkes kendi hayatına devam edecek.

Bugün söylenen sözler unutulacak belki.

İnsanlar başka şeyler konuşacak.

Ama insanın kendi vicdanı unutmayacak.

Ben kendi adıma şunu biliyorum:

Bir insanla dostluğum biterse bitebilir.

Ama onunla yaşadığım geçmişi, aramızda kalması gerekenleri ve bana duyduğu güveni ortalığa saçmam.

Çünkü dün dostum olan bir insan, bugün hayatımda olmayabilir.

Ama dün yaşananlar yine de yaşanmıştır.

Ben o geçmişi inkâr etmem.

Ve sırf bugün yollarımız ayrıldı diye dünün hatırını çiğnemem.

Bence insanı insan yapan biraz da budur.

Dostluk bitebilir.

Buna hayat karar verir.

Ama insanın kendi elinde olan bir şey var:

Dostluk bittikten sonra nasıl biri olarak kalacağı.

Ben kendi payıma, geriye kötü söz değil, susmayı tercih ederim.

Çünkü bazı cevaplar yazılmaz.

Bazı hesaplar görülmez.

Bazı insanlar da sessizce hayatınızdan çıkar.

Ve bazen en doğru cevap, hiçbir şey söylemeden sadece şunu bilmektir:

“Ben senin yaptığını yapmayacağım.”  

 

Hikmet Metin Çavdar

 

dost edep insan cevap